ARICILAR BİRLİĞİ BAŞKANI DURMUŞ; “DELİ BAL” ZEHİRLENMESİNE DİKKAT!

ARICILAR BİRLİĞİ BAŞKANI DURMUŞ;  “DELİ BAL” ZEHİRLENMESİNE DİKKAT!
Artvin Arıcılar Birliği Başkanı İbrahim Durmuş Murgul Kabaca’da (Kabarcet) yediği deli baldan baldan zehirlendi.08.08.2018 20:59
 Trabzon’a sevk edilen Durmuş, burada kısa bir tedavinin ardından tekrar sağlığına kavuşarak Artvin’e döndü.  Haberi enteresan kılan ise Arıcılar Birliği Başkanının deli baldan zehirlenmesiydi. Her yıl çok sayıda insanın az yâda çok deli baldan etkilendiğini anlatan Başkan Durmuş, herkesi özellikle deli bal denen halk arasında kumar ağacı, yerel literatürde ise orman gülü denen balı tüketirken dikkatli olunmasını ve çok az tüketilmesi gerektiğine dikkat çekerek;
“Murgul Kabaca köyünde arı üreticilerini ziyaret ettim. ve arıları yerinde inceledim. Biliyorsunuz bal sağım sezonu yavaş yavaş bitiyor. Orada deli bal diye tabir edilen baldan yedim.  Bu balın özelliğini çok iyi biliyoruz.  Bu bal ilaçtır. Nasıl ki doktorun size verdiği antibiyotikleri üçer, beşer birden yutmuyorsunuz. Bu balı da öyle kaşık kaşık yiyemezsiniz. Ben dediğim gibi az yememe rağmen etkiledi. Tansiyonum 6’ya 3’tü… Borçka’ya indik. Oradan Trabzon’a sevk ettiler. Ama ben yolda giderken iyileştiğimi de fark ediyordum. Kısa sürede iyileştim ve geriye döndük.
 Ben Arıcılar Birliği Başkanı olarak başıma gelen bu olay nedeniyle balsever halkımızı bu konuda uyarma ihtiyacı duydum.  Delibal, kestane balı gibi özel balları çiçek balı gibi bol bol tüketemezsiniz. Bu ballar çok etkili ve birçok hastalığa karşı çok etkili bir  ilaçtır. Dikkatli tüketmeli.. Bu vesileyle deli bal ile ilgili hem tarihçesini hem de genel bilgisini  halkımızla paylaşmak istiyorum.. Kitaplarda yer alan deli bal ile il bilgiler şu şekilde; 
Deli bal zehirlenmesi, Rhododendron çiçeklerinden üretilen ve grayanotoksin içeren balın tüketilmesiyle ortaya çıkar. Grayanotoksinler nitrojen içermeyen polihidroksil hidrokarbonlardır ve hücre membranlarındaki sodyum kanallarına bağlanarak etkilerini gösterirler. İnsanda zehirlenme belirtileri doza bağlıdır ve birkaç dakika ile iki veya daha fazla saat süren latent bir periyoddan sonra ortaya çıkar. İlk belirtiler, tükürük sekresyonunda artış, kusma, ağız çevresi ve ekstremitelerde parestezidir. Tipik zehirlenme tablosu; sindirim sistemi irritasyon bulguları, hayatı tehdit edebilen bradikardi ve hipotansiyon ile santral sinir sistemi etkilenimi bulgularıyla oluşur. Bal yeme öyküsü ve klinik bulgular grayanotoksin (asetilandromedol) zehirlenmesine işaret eder. Kesin teşhis kromatografi ile veya mikroskopta Rhododendron polenlerinin görülmesiyle konur. Tedavi semptomatiktir. İntoksikasyon genellikle 24 saatten fazla uzun sürmez ve erken tanınıp tedavi edilirse nadiren ölümcüldür.
1. HASTALIĞIN İSMİ Bal zehirlenmesi, Rhododendron familyası bitkilerinden beslenen arıların ürettiği balın tüketilmesiyle ortaya çıkar. Rhododendron zehirlenmesi, deli bal zehirlenmesi veya grayanotoksin zehirlenmesi gibi isimler alır.
2. HASTALIĞIN SIKLIĞI VE TARİHÇESİ Xenophon (M.Ö. 434-354), Perslerden kaçan Yunan ordusunda Karadeniz sahillerinde bulundukları sırada, delirium-kusma-ishal şeklinde beliren bir hastalıktan bahseder. Rhododendron zehirlenmesine ait bu ilk bilgi, Rhododendron luteum balını yiyen 10.000 askerin zehirlenmesiyle tarihe geçmiştir. Özellikle bal tüketiminin yoğun olduğu ve doğal gıdaların tercih edildiği bölgelerde, varlığı önceden tahmin edilebilir ise de turizmin yaygınlaşmasıyla her yerde görülmesi mümkündür. Günümüzde bal zehirlenmesine ait dokümante edilmiş olgu sayısı sınırlıdır. 1991 yılında Onat ve arkadaşları, iki olgu; 1992 yılında Geraulanos ve arkadaşları, sekiz olgu; 1993 yılında Sütlüpınar ve arkadaşları, onbir olgu; 1996 yılında von Malottki ve arkadaşları, bir olgu bildirmişlerdir. Ancak ülkemizde, bal zehirlenmesi nedeniyle başvuruların yayınlanandan çok daha fazla olması gerekir.
3. RHODODENDRON FAMİLYASININ ÖZELLİKLERİ VE DÜNYADAKİ DAĞILIMI
Türkiye başta olmak üzere İspanya, Portekiz, Japonya, Brezilya, Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Nepal ve İngiliz Kolombiyası’nda Rhododendron familyasının 750’den fazla türü bulunur ama her türünde grayanotoksin yoktur. Toksin ihtiva eden türler arasında Türkiye’de özellikle Doğu Karadeniz’in dağlık kesiminde, en çok Rhododendron ponticum ve Rhododendron flavum türü bulunur. R. ponticum mor renkli güzel çiçeklere sahiptir ve halk arasında orman gülü olarak bilinir. R. flavum türünün çiçekleri sarı olup daha çok kurak yerlerde yetişir. ABD’de en çok bulunan grayanotoksin içeren türler arasında R. occidentale, R. macrophyllum, R. albiforum bildirilmektedir. Rhododendron familyasının değişik renkte çiçekleri ve geniş yaprakları mevcuttur. Rhododendron türleri arasında doğal hibridizasyon sıktır.
4. DELİ BALIN ÖZELLİKLERİ: Zehirli bal kahverengi renkte ve geç şekerlenme özelliğine sahiptir. Kaynatılırsa ve uzun süre bekletilirse toksisitesi kaybolur. Bu nedenle zehirlenmeler taze balla ortaya çıkmaktadır. Halk arasında bu tür balların sütle kaynatılıp köpüğü alınmak suretiyle zehirsiz hale geleceği yaygın bir inanıştır. Bu bal ülkemizde, halk arasında deli bal, tutar bal veya acı bal olarak bilinir.
6. HASTALIĞIN ORTAYA ÇIKIŞI VE BELİRTİLERİ Toksik maddeyi taşıyan Rhododendron ailesi üyelerinde bitkinin tüm parçaları toksiktir. Rhododendron nektarı, çiçekler ve yapraklarda insan için toksik olmakla beraber, zehirlenme çoğunlukla grayanotoksin ile kontamine balın yenmesiyle ortaya çıkar. Bitkinin yapraklarını yiyen geviş getiren çiftlik hayvanlarında ve kuşlarda da toksik etkiler gözlenmiştir. Bu nedenle bu bitkinin kuzu katili, dana katili gibi yerel isimleri de mevcuttur. Rhododendron zehirlenmesinin hayvanlarda klinik bulgusu, gastrointestinal sistem irritasyonu, kardiyak aritmiler ve nörolojik belirtilerdir. Puschner, 2001 yılında Güney Karolina zoolojik parkında üç keçide R. idica yenmesine bağlı intoksikasyon bildirmiştir. Hayvanların idrar ve feçeslerinde spektrofotometri yöntemiyle grayanotoksin varlığını saptamış ve semptomatik tedaviyle keçilerin iyileştiğini bildirilmiştir. R. occidentale yapraklarından 100-225 g yenmesi 24.9 kg (55lb) ağırlığındaki bir çocukta ciddi zehirlenme nedenidir. İnsanlarda cinayet amacıyla bu bitkinin yaprakları kullanılmıştır. 
Çoğunlukla öldürücü olmayan andromedotoksin akut zehirlenmelerinde belirtiler, yenilen bal miktarına göre ortaya çıkar. Aşçıoğlu ve arkadaşları tarafından Karadeniz acı balından izole edilen grayanotoksin I’in değişik konsantrasyonlarının kurbağa siyatik sinirinde aksiyon potansiyel değişiklikleri üzerine etkileri incelenmiş ve etkinin doza bağımlı olduğu gözlenmiştir. Belirtiler 50 g balın yenilmesinden bir iki saat sonra ortaya çıkar ve zehirlenme ciddi değilse 12-24 saat içinde düzelir. Andromedotoksinler özellikle dolaşım, solunum, sindirim ve santral sinir sistemini etkiler. Andromedotoksin düşük dozlarda, kalpte kolinerjik etkilerle bradikardi ve hipotansiyon yaparken, yüksek dozlarda sürrenal medulladan epinefrin salgılatarak taşikardi ve hipertansiyon oluşturur. Solunum sisteminde ise düşük dozlarda düzensizlik ve derinlikte azalma, yüksek dozlarda ise solunum hızlanması ve nihayet solunum depresyonu yapar. Balı yiyen kişide cilt ve boğazda yanma hissi, ağız ve burunda kaşınma, deride ve gözlerde kızarıklık, vertigo ve baş ağrısı, bulantı, kusma, salivasyon, kramp tarzı karın ağrısı, idrar ve gaita kaçırma, gastroenterit, kesiklik hissi, halsizlik, görme bulanıklığı veya geçici körlük, malaryayı andıran ateş nöbetleri, derin bradikardi, hipotansiyon veya kollaps, hipereksitabilite, delirium hatta koma dikkati çeker. Digoksin zehirlenmesine benzer her tür ritm bozukluğu [EKG’de sinüzal bradikardi, AV bloklar, “Wolf Parkinson White (WPW)” sendromu, T sivriliği ve ST değişiklikleri], solunum depresyonu ve kas paralizileri de doza bağlı görülebilir. Deli bal intoksikasyonu, akut miyokard infarktüsü ve akut bradiaritmilerin ayırıcı tanısında düşünülmesi gereken bir sendromdur. Biberoğlu ve arkadaşları tarafından, deli bal zehirlenmesinde WPW sendromu görüldüğü bildirilmiştir.
7. HASTALIĞIN KESİN TEŞHİSİ Akut hayatı tehdit eden bradikardi, kusma, ishal ve delirium gibi klinik bulguların varlığında bal yeme öyküsü sorgulanmalıdır. Kesin teşhiste kromatografi en önemli metoddur, ancak her yerde yapılmadığı için diğer metodlara başvurulur. Toksik bal örneği sonda ile kobay midesine verilir; bal toksik ise yaklaşık bir saat içinde toksisite ortaya çıkar. Balda çiçek tozu aranması diğer bir metoddur. Sulandırılmış 10 g bal tüpe konarak santrifüj edilir. Üstte kalan ballı kısım dökülür, çöküntüden lama yayma yapılarak mikroskopta Rhododendron polenleri aranır[3]. Kimyasal muayenede ise bal önce kloroform ile ekstre edilir, kloroform ekstratının uçurulmasından sonra sarı-pembe renkli bir artık kalır. Bir miktar asit eklenerek ısıtılır. Eğer bal zehirli ise koyu renk oluşur ve otuz dakika içinde koyu kahverengine dönüşür. Analiz yapılan bal nontoksik ise oluşan renk, sarı-kahverengidir.
8. HASTALIĞIN TEDAVİSİ: Ağır olmayan olgularda belirtiler bir tedaviye gerek olmadan 12-24 saat içinde kaybolmaktadır. Fazla miktarda bal yenmesi sonucu görülen ciddi zehirlenmelerde ise tedavi supportif ve semptomatiktir. Zehirin gastrointestinal sistemden uzaklaştırılması, gastrik lavaj veya kusturma ve purgatif verilmesiyle sağlanır. Gerekli hallerde sıvı elektrolit kayıpları %0.9 sodyum klorürün intravenöz (IV) infüzyonuyla karşılanır. Atropin, refleks hipotansiyon, bradikardi ve salivasyon kontrolünde faydalıdır. Ciddi durumlarda IV verilebileceği gibi dört saatte bir 1-2 mg subkütan da uygulanabilir. Hipereksitabilite ve delirium halleri için sedatifler, klorpromazin 25-50 mg intramusküler uygulanabilir. Siyanoz varsa O2 tedavisi, solunum depresyonu gelişmiş ise mekanik ventilasyon tedavisi gerekebilir. Derin hipotansiyon varsa sempatomimetikler denenebilir, ancak bu konuda çok dikkatli davranılmalıdır.
9. SONUÇ Deli bal intoksikasyonu olgularının çok azının yoğun bakım ünitesi koşullarında monitörizasyon ve tedavi gereksinimi olmasına rağmen, dahiliye servislerinde interne edilen olguların hastanede yatış süresinin ortalama iki üç gün olması, iş gücü kaybı ve yatak işgali açısından da önemini arttırmaktadır. Andromedotoksin; hipereksitabilite, düşük dozlarda, kalpte kolinerjik etkilerle bradikardi ve hipotansiyon, yüksek dozlarda sürrenal medulladan epinefrin salgılatarak taşikardi ve hipertansiyon ve ayrıca digoksin zehirlenmesine benzer her tür ritm bozukluğu oluşturabilir. Solunum sisteminde ise; düşük dozlarda düzensizlik ve derinlikte azalma, yüksek dozlarda ise solunum hızlanması ve nihayet solunum depresyonu yapmasından dolayı deli bal zehirlenmesinin özellikle ülkemizde, böylesi olgularda ayırıcı tanıda hatırlanması ve tedavisinin bilinmesi önemlidir.
HABER: SAMİ ÖZÇELİK



Etiketler: Artvin

Diğer Güncel haberleri

  • PAYLAŞ

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.