ARTVİN MERKEZ PORTA (PIRNALLI) MANASTIRI

ARTVİN MERKEZ PORTA (PIRNALLI) MANASTIRI
Tarihi eserlerimizi, kültür varlıklarımızı ve turizm değerlerimizi tanıtmak amacıyla bundan böyle zaman zaman tarihi, kültür ve turizm değerlerimizi tanıtmaya çalışacağız. 18.04.2017 11:35

Tarihi eserlerimizi, kültür varlıklarımızı ve turizm değerlerimizi tanıtmak amacıyla bundan böyle zaman zaman tarihi, kültür ve turizm değerlerimizi tanıtmaya çalışacağız. Turizm haftası içinde bulunduğumuz bugünlerde Tarihi Porta Manastırı’nı sizlerle paylaşıyoruz.
Artvin merkeze bağlı Pırnallı (eski adı Porta) köyünün Bağlık mezrasında bulunan tarihi Gürcü Bulunan tarihi Gürcü manastırıdır. Manastır, köyün güneybatısında, iki vadinin arasında kalan ve kuzeyden güneye doğru alçalan sırt üzerinde kurulmuştur. Araç yolu yoktur. Manastır; kilise, çan kulesi, şapel-çeşme ve diğer yapılardan oluşmaktadır. Etrafı mezra evleri ile çevrelenmiş olan manastır, yöredeki Ortaçağ yerleşmesini günümüze en iyi yansıtan yer özelliğini taşımaktadır.
Manastırın çan kulesi cephesinde bulunan kitabesine ve yazılı kaynaklara göre buradaki ilk yapılaşma Rahip Kandza’nın önderliğinde Bagratlı Krallarından I. Bagrat (826-876) tarafından gerçekleştirilmiştir. Daha sonra I. Aşot’un torunu prens Khaohi (896-918) tarafından sürdürülen yapılaşma, Kral Gurgen’in (918-941) saltanatı sırasında son şeklini aldığı anlaşılmaktadır.
Böylece, günümüze ulaşan kilise ve diğer yapıların 10. yüzyılın içinde son şeklini aldığı görülmektedir. Tao-Klarjethie bölgesinin önemli kültür ve dini merkezlerinden biri olarak işlevini, diğerleri gibi 14. yüzyıla kadar sürdürmüş olmalıdır. Günümüzde herhangi bir amaç için kullanılmamaktadır.
KİLİSE
Manastırın önemli yapılarından biri olan kilise, 18.50x12.70 m dış ölçülerinde, doğu-batı doğrultusunda dikdörtgen çerçeve içine yerleştirilmiş, iki destekli kapalı Yunan haçı planına sahiptir.
Yapı, tenha bir mahalde bulunduğundan dolayı, terk edildikten sonra herhangi bir amaçla kullanılmamış, bu yüzden de tahrip kaçınılmaz olmuştur. Cephelerine ait düzgün kesme taş kaplamaların bir kısmı, kubbe kasnağına ait düzgün kesme taş kaplamaların ekseriyeti, piramidal külahı örten taş plakların tümü yerlerinden sökülmüştür. Cephelerde ve kasnakta bulunan pencerelerin birçoğu bozulmuştur.
HAÇ KOLLARININ VE BEMANIN TAMAMI, APSİSİN ÜST ÖRTÜLERİ KISMEN YIKILMIŞTIR.
Kilisenin cepheleri ve iç örtü sistemleri çeşitli sebeplerle yıkılmış olduğundan yapıya ait herhangi bir mimari plastik ve fresk günümüze ulaşamamıştır.
Kilisenin beden duvarları 1 m kalınlığa sahip olup dolgu duvar tekniğinde örülmüştür. İçten ve dıştan kaplama duvarın ortası harçla tutturulmuş, moloz taşlardan oluşan malzeme ile kuvvetlendirilmiştir.
ÇAN KULESİ
Kilisenin güneybatısında bulunan yapı iki bölümden meydana gelmiştir. 4.80x4.55 m ölçüsündeki kare planlı alt katın üzerinde, on altıgen planlı ikinci kısım yer almaktadır.
Alt katın zaman içerisinde çeşitli değişiklikler geçirdiği anlaşılmaktadır. Düzgün olmayan taşların kullanımı ile gerçekleştirilen bu kısmın batı cephesinde muhtemelen sonradan yapılan kapısı bulunmaktadır. On altı yüzeyden oluşan ikinci kata, üstten ve alttan birer bilezikle sınırlanan silindirik kaideden sonra geçilmektedir. Bu bölümdeki düzgün kesme taş kaplamaların dışında sağlam olan yapı, 1994 yılında doğu cephesine bitişik olan mezra evinin yanması sonucu çıkan yangında bir hayli tahrip olmuştur.
İç kısım yangından hayli etkilenmiştir. Beden duvarından bir bilezikle ayrılan kubbenin tam ortasında dairevi boşluk bulunmaktadır. Boşluğun içerisinde tahrip edilmiş şekilde duran seramik küp yerleştirilmiştir. Çanın asılı olduğu aksan dururken, çan yerinden alınmıştır.
Alt katın üstü düz örtüye sahipken, gövde içten kubbe, dıştan piramidal külahla örtülmüştür. Külahın tepe noktasında, günümüzde tahrip olan haç kaide altlığı dikkati çekmektedir.
Yapıya ait herhangi bir mimari plastik ve süsleme bulunmamaktadır. On altıgenden oluşan üst katın yüzeylerine birer atlamalı olarak sekiz adet pencere yerleştirilmiştir. Kapısı belirlenemeyen yapının kuzeydoğudaki sağır cephelerine iki adet Gürcü alfabesinden oluşan yazıtı bulunmaktadır.
ŞAPEL-ÇEŞME KOMPLEKSİ
Manastırın bir elemanı olarak aynı dönemde inşa edildiği anlaşılan yapı, kiliseden yaklaşık 150 m uzaklıkta; batı yönündeki vadinin, mezraya gelen patika yolla kesiştiği alanda, iki ayrı işlevin bir arada temsil edildiği örneği sergilemektedir. Şapelin doğu cephesinde çeşme bulunmaktadır. Önden bakılınca adeta gözetleme kulesini hatırlatan şapelin doğu cephesi üçgen alınlıkla bitmektedir. Cephesinin ortasında çok dar ve basit işçilikli mazgal pencere yer almaktadır. Alt kısım çeşme ile hareketlendirilmiştir.
Güney cephesi sağırdır. Batı cephesi ise üst bölümüne kadar moloz taş yığınlarıyla dolmuştur. Kuzey cephesinin batı köşesine yakın kısmı moloz taş ve toprak yığınlarıyla kaplanmış, düz atkı taşlı giriş kapısı bulunmaktadır. İki kademeli kemerli çeşme, halen orijinal özelliğini korumakta olup mezranın içme ve sulama suyu ihtiyacını karşılamaktadır. Suyu hayli uzaktan, toprak borularla getirilmiştir. Su, yekpare taştan oluşan aynalık kısmına açılan iki göze ile akıtılmıştır. Bugün, kuzeydeki işlevini halen sürdürmektedir.
DİĞER YAPILAR
Günümüzde bir hayli tahrip olan diğer yapıların ekseriyeti kilisenin güney cephesinden başlayarak, aşağıya doğru alçalan meyilli arazi üzerine yerleştirilmiştir. Tanımlanabilecek durumda olmayan bu yapıların manastır işlevi ile ilgili oldukları açıktır.
Bunların yanı sıra, Şapel-Çeşme kompleksinin yaklaşık 50 m kuzeyinde, tamamıyla toprak seviyesinin altında inşa edilen, dikdörtgen planlı ve tek odadan oluşan bir yapı daha vardır. Sadece üst yandan küçük bir girişi bulunan yapının içine girilemediğinden hangi amaçla inşa edildiğini ve boyutlarını belirlemek mümkün olmamıştır. Yörede, şekli itibariyle ‘Zindan’ diye anılmaktadır.
HABER: SAMİ ÖZÇELİK


Etiketler: artvin

Diğer Güncel haberleri

  • PAYLAŞ

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.