AŞIK EFKARİ HEM AŞIK, HEM DE ALİMDİ

AŞIK EFKARİ HEM AŞIK, HEM DE ALİMDİ
Aşık Efkari? Artvin’e, şiire, aşıklık geleneğine, edebiyata, neler katmıştır? 01.10.2018 19:58
Gazeteci, Yazar Rasim Yılmaz, Efkari ile ilgili bir çok yazı yazdı. Yerel basında 08 Haber olsun, Artvin Post olsun, Efkari’yi sürekli yazdı. Tüm şiirlerini yayınladı. Geçen yıl 85 yaşında kaybettiğimiz oğlu Hüsnü Şentürk 5 yıl boyunca şiirlerini bizzat gazeteye getirip, kendi söyleyip yazdırttı.
Geçmişe doğru baktığımızda nasıl değerleri yitirdiğimizi görebiliyoruz. Aşık Efkari’nin yerine kimse gelmedi, gelmeyecek. Aşık Huzuri, Deryami Baba ve nicelerinin yeri bomboş. Oysa bizim, dünyanın gönül insanlarına çok ihtiyacı var. Kimdir Aşık Efkari?
Asıl adı Adem Şentürk olan Aşık Efkari (1900-1980) Ardanuç’un Basa (şimdiki adı Yolüstü) köyünde doğdu. 10 yaşlarında, Merzifon’a yerleşmiş olan büyük kardeşleri ve amcalarının yanında yatılı okula gitti.
Aşık Efkari, aşıklık geleneğine küçük yaşlarda ilgi duymaya başladı. 1922 yılında askerden döndükten sonra bade içerek aşık oldu. Bu olayı izleyen günlerde komşu köylerden Abdullah Hoca olarak da bilinen Aşık Dur Abdal aracılığıyla kendini geliştirdi ve geleneğe ilişkin bilgisini pekiştirdi. 1966 yılında Konya Aşıklar Bayramında birincilik ve katıldığı çeşitli yarışma ve şenliklerde çeşitli ödüller alan Aşık Efkari, sonraki yıllarda aynı şenlikte seçiciler kurulunda görev üstlendi.
11 değişik halk hikayesi Efkari tarafından Ardanuç Rivayeti olarak anlatılıp belgelendi. Bunlar Avcı Ahmet’in Oğlu Mehmet Bey, Susamoğlu Şah Yusuf, Köroğlu-Çoruh Kolu, Ferhat ile Şirin-Ardanuç Rivayeti, Babür Şah, Türk Mehmetoğlu ve Papaz Kızı, Kaftan Beyin oğlu Şahin Bey, Ali Koçal ve Mihriban Hanım, Adalı Hasan ile Giritli Mustafa ve Serdaroğlu Selim Han adlı hikayelerdir.
Aşık Efkari Bursa’da öldü ve orada toprağa verildi. Aşık Efkari’nin şiirleri ve düşünceleri »Efkari Divani«, »Çoruh Yaylaları«, »Efkari Tefsirleri«, »Destanlar«, »Folklor Derlemesi«, »Efkari Seyahatnamesi«, »Ardanuçlu Efkari’nin Öğrencilere Seslenişi« adlı kitaplarda; karşılaşmaları ise »Aşık Efkari-Huzuri«, »Sefili-Efkari«, »Ate Sultan ve Efkari« adlı kitaplarda toplandı. Ayrıca Cuğolu aşıkların beşincisi olarak bilinen Nebi Efkari (1866-1915) ve Çankırı’da yaşadığı bilinen Efkari adlı bir aşık daha bulunmaktadır.
Aşık Efkari ile ilgili Gazeteci Yazar Rasim Yılmaz’ın yazdığı yazısını bölümler halinde siz değerli okurlarımızla paylaşıyoruz.1970 yılında 48 yıl önce yapılmış bir röportajı Avukat Adil Gül Vahapoğlu 2011 yılında Rasim Yılmaz’a gönderiyor. Yazının iskeleti de bu şekilde oluşuyor.
2. BÖLÜM; Fotoğrafın etrafında daktilo makinesi ile bizzat Efkâri Baba’nın ( Adem Şentürk) kendisinin yazdığı açıklamalar şöyle; “Âşık Efkâri’nin 21. Seyahatnamesi... “Muhterem okuyucu; Size bir büyük hatıra ki; Ebedi unutulmaz bir hatıra olup, Büyük Atatürk’ün bir hatırası.
Şöyle ki; Atatürk Erzurum’a gelerek seyahatnamenin 4 ve 5. sayfasındaki benim söylediğim “KOCA MEHMETLARDIR TANRI ÇERİSİ” kelimesini, Koca Mehmetçik yazmış. Mecmua ordu mecmuası.
Atatürk bu âşığı bana getirin demiş. İşte bu hikâyeyi 22. sayfada okuyacaksınız. Benim resmim Cevat Dursunoğlu’nun arkasında kara papaklı 1 numaralı resimdir. Efkâri resmin altına not düşülen Osmanlıcayı da Türkçeye çevirmiş. Orada şöyle yazılmış;
Reisi cumhur Gazi Paşanın Erzurum’a teşrifleri münasebeti ile lise okulunu ziyareti hatıralarından 1 teşrin evvel 1340 tarih. Resmin altındaki Arapça yazı böyledir.
Efkâri Baba yalnızca Âşık, ozan değil, aynı zamanda Kurtuluş Savaşı boyunca askerlik yapmış, savaşa katılmış, kahramanlık şiirleri ile o yılları anlatmış çok önemli bir kişilik olarak bugün günümüze ışık tutuyor. (Kaynak:
08 Haber gazetesi ve Yrd.Doç.Dr. Hayrettin Bayman –Ardanuçlu Âşık Efkari)
48 YIL SONRA EFKARİ (Adil Gül Vahaboğlu
Ağustos 1970 /Ardanuç)
Türk-halk edebiyatının gücünü, çağları aşıp gelmesinde aramak gerekir. Bir edebiyat, tüm gelenekleriyle yüzyıllar boyu devam etmişse, ediyorsa o edebiyatın varlığını, özünü, şeklini ve bunlardan doğan gücünü kabul etmek zorundayız. Bu bakımdan Türk-halk edebiyatı, denilebilir ki dünyanın zamana en çok dayanan edebiyatlarından biridir.
Bunda Türk ulusunun yüceliğini, yenilmezliğini, cağları yarıp gelen egemenlik aşkını, özgürlük sevdasını da bir neden olarak aramak gerekir. Eğer halkımızın öz edebiyatı bu denli yaşamışsa bunda şüphesiz ki ulusumuzun uzun ömürlü olmasının da etkisi vardır. Uzun ömürlü olmayan toplumların uzun ömürlü edebiyatları olmaz.
Zaten güçlü edebiyattan yoksun olan toplumlar zaman denilen yaman savaşçıya dayanamazlar. Birlikleri, dirlikleri, ülküleri ve idealleri bozulur. Bu nedenle ulusumuzun, yaşadığımız yüzyılda yapmış olduğu bağımsızlık ve özgürlük mücadelelerinde, kaynağını ulusal duygudan, güçten alan, ikinci meşrutiyet döneminin yarattığı dar soluklu havada bile Türk-halk edebiyatının birleştirici bir rol oynadığını da hatırlamak gerekiyor.
Mehmet Emin’in, Ziya Gökalp’ın, Ömer Seyfettin’in ulusal edebiyat damarlarına sarılmaları üzerine ulusal duygu, halkçılık ülküsü belirmeye başlamıştır. Denilebilir ki biz o zaman, o zaman koşulları içerisinde ulus ruhunu hece vezniyle yazılmış, ana sütü kadar temiz şiirlerden aldık. O hızla modern ulus ve modern edebiyat yaratma aşamalarına giriştik. Ardanuçlu Aşık Efkari, eski Türk -halk edebiyatını devam ettiriyor,
Tıpkı Yahya Kemal’in bir ada gibi aruzu devam ettirmesi ne ise. Efkari 'de yaşı, yetişme koşulları ve çevresi gereği halk edebiyatımızın eski yapısına, konusuna ve özüne bağlı kalarak. Yılmadan yürüyor. Zaten hiç bir edebiyat ne birdenbire doğar ne de birdenbire söner. Bentlerden tarlalara bağladığımız sular da böyledir. Ne birden bire gelirler ne de birdenbire kesilirler.
Mademki Efkari vardır, eserleriyle var olacaktır. Biz de onun sanatına saygılı olarak önce yaşantısından söz ederek yazımıza devam edelim.
EFKARİ’NİN YAŞAMI: Efkari, iki odalı sade döşenmiş, mütevazi evinde alnından terler aka aka bu uzun ömrünü şöyle anlattı: Çok sevdiği sanatının kaynağı olan eşini yeni yitirmiş olmanın acısını duya duya… "Ardanuç ilçesine bağlı Yolüstü köyünde doğmuşum. Tarih 1315/1900.
Babam Yusuf Pehlivan, anam Sultan Hanımdır. Öğrenime bu köy medresesinde başladım. On iki yaşımda Ardanuç (Adakale) İskender Pasa Medresesi'ne başladım. Okuyup-yazmayı burada öğrendim. Aşıklık hayatım, Yolüstü köyünün güzel mezralarından Kasımoğlu Pınarı başında uyurken başlar. 1922'den itibaren aşkımı ilan ettim.
Vatani hizmetime gönüllü olarak başladım ve bitirdim. Türkiye’nin otuz dokuz ilini gezdim ve birçok saz şairleri ile tanıştım. l933 yazı Samsun’da Vanlı Seyrani ve Merzifonlu Âşık Musa adlı arkadaşlarla 1934, de Şavşatlı Aşık Sefili, Bayburtlu Aşık Burhani ve Yakup’la karşılaştım. 1937 ve 1938’de Yusufelili Aşık Huzuri, 1945’de Posoflu Aşık Müdami ile 1946 yılında rahmetli kadın şair Ardanuç Kapu köylü Aşık Ata Sultan ile karşılaştım.
(1)Efkari bu tarihten sonra da Türkiye nin birçok ilini gezmiştir. 1968 yılında Konya Aşıklar Bayramına katılmış ve Eğitim Bakanlığının izni ile orta dereceli okullarda öğrencilere Türk halk edebiyatı örnekleri sunmuştur.
Efkari, bir ara Mustafa kemal Paşa’nın sofrasında bulunmuş ve onun iltifatlarını kazandığını da sözlerine ekliyor. Basılmış hiçbir eseri yok!(*) Bu yolda yardımsız ve himayesiz kaldığını acı acı anlatıyor. Maddi olanaksızlıklar nedeniyle eserlerini küçük el ilanı şeklinde bastırıp dağıtıyor.
Şekil, öz yönünden Türk halk Edebiyatının eski örneklerine bağlı. Esasında sanatının bu cephesi son zamanların sosyal yaşantısını dile getirmediği için sanatından pek para kazanamıyor. İki odalı bir evde oğlu ile birlikte kalıyor. Odalardan biride “Efkari Müzesi” şeklinde. Şimdilik eşini yitirmenin ızdırabı içerisinde. Sanat ızdırabı yetmezmiş gibi birde eşinin ölümü…

Efkari’nin elinden tutup eserlerini bastıran olmamış ama onun sanatı bizden çok yabancılar tarafından anlaşılmış. “Susmuş saz” adlı eseri İngiltere’de basılmış. Efkari böylece ülkemizde tanınmadan ülkemiz dışına taşmış.
Nurculuk, Nakşibendîlik, Süleymancılık… gibi tarikat ve inanışlara çok kızıyor. Hiçbir tarikata mensup olmamakla övünüyor. Aşağıda sıralayacağımız eserlerin hemen hepsi baskı için sıra beliyor. Bunları kendisi şöyle sıralayarak hepsini teker teker gösterdi.
1.Divanı Ula 2.Efkari Divanı 3.Efkari tefsirleri 4. Çoruh Dağları. 5. Susmuş Saz. 6. Âşık karşılaşmaları
7. Konya seyahati 8. Efkari’den seçmeler
Bu ara eserlerini neye göre sınıflandırdığını sordum da, konularına göre diye cevap verdi. Sonra sorularıma devam ettim ve aramızdaki konuşma şu şekilde sürdü: (Devam edecek..)
AHBER: SAMİ ÖZÇELİK


Etiketler: Artvin

Diğer Güncel haberleri

  • PAYLAŞ

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.