BU KADAR BÜYÜK BİR İSRAF GERÇEKTEN BİR BARAJ İÇİN Mİ?

BU KADAR BÜYÜK BİR İSRAF GERÇEKTEN BİR BARAJ İÇİN Mİ?
BU KADAR BÜYÜK BİR İSRAF GERÇEKTEN BİR BARAJ İÇİN Mİ?14.05.2018 11:33


Yusufeli Türkiye gündemindeki yerini koruyor. Dünyanın 3’ncü Türkiye’nin en yüksek barajı olacak Yusufeli Barajı’nın tamamlanmasının ardından doğaya,  coğrafyaya, yerleşim yerlerine, kadim kültüre ve sosyal yapıya vereceği zarar hesaplanamıyor.

Daha da ilginç olan bu devasa barajların ÇED’leri yok!. Yusufeli her ne kadar yeni yerine taşınacaksa da kayalıkların arasında dört tarafı kapalı ve daha da kötüsü dört tarafı maden şirketlerine verilmiş maden alanları sarmış durumda.  Yusufeliler ise maden konusunda hiçbir  şekilde karşı çıkmadıkları gibi  çok iyi bir gelir elde edecekleri, istihdam yaratacağı ve Yusufeliyi ihya edeceği inancıyla bir an önce başlamasını istiyorlar!.

BİR BARAJ İÇİN YAPILAN DEVASA

SAVURGANLIĞIN NEDENİ NEDİR?

Yapılan haberlerde ise hiçbir şekilde bu acı gerçeklerden söz edilmiyor. Barajın yüksekliği, haşmeti, endamı, dünyadaki sıralaması ve 365 gün olarak hesaplanmış ama gerçekte yılda 4-5 ay enerji üretebilecek çok iyi düşünülmeden, hesaplanmadan yapılan proje şeklinde değil de şişirilmiş rakamlarla öne çıkarılıyor.

Yusufeli Barajı’nın gerçek maliyeti ve hesaplanamayacak zararları ile ilgili sürekli açıklamalarda bulunan ve nu konuda kitap yazan, kendisi de Yusufelili olan Mazlum Çoruh( Naci Özen) bu barajın Türkiye’ye çok pahalıya patlayacağını ve telafisi imkânsız zararlar vereceğini savunuyor.

 

5 BİN KONUT, 270 İŞ YERİ 9 BİN 430 DÖNÜM ARAZİ SULARA GÖMÜLECEK

Yusufeli DHA muhabiri ve Çay TV Temsilcisi Nusret Durur’un yaptığı bir haber ulusal basın yayın organlarında çıktı. Durur’un haberinde şu bilgiler yer alıyor;

Artvin´de, baraj ve Hidroelektrik Santral (HES) projesi nedeniyle sular altında kalacak Yusufeli ilçesinin yeni yerleşim yerine taşınmasına yönelik çalışmalar devam ediyor. İlçede 150 hektarlık alandaki 3 bölgede sürdürülen çalışmalar, düzenlenen tanıtım gezisiyle yöre halkına tanıtıldı, talepler alındı.

5 bin konut, 270 iş yeri 9 bin 430 dönüm arazi sulara gömülecek

Yusufeli ilçesinde yapımı süren ve tamamlandığında 270 metre gövde yüksekliği ile Türkiye’nin en yüksek, dünyanın ise 3’üncü en yüksek barajı olacak Yusufeli, ilçeyi sular altında bırakacak. İlçe merkezi ile 4 köyün sular altında kalacak olması nedeniyel yaklaşık 5 bin konut, 270 iş yeri ile 9 bin 430 dönüm tarım arazisi de sulara gömülecek. 68 yıllık ilçenin yeni yerleşim yerine taşınması için başlatılan çalışmalar sürdürülüyor. Yaklaşık 150 hektarlık alanda, 3 bölgede süren çalışmalar için ilçede tanıtım gezisi düzenlendi. Kaymakamı Eyüp Kaykaç, Belediye Başkanı Eyüp Aytekin ve İl Genel Meclis üyelerinin de katıldığı gezide ilçe sakinleri bilgilendirdi. Tanıtım gezisine katılanlar ise `komşu seçimi’, ‘hak sahibi olamayanların durumu’, ‘yapılacak konutların fiyatları´ gibi konulara ilişkin taleplerini iletti.

1600 YETİŞMİŞ AĞAÇ DİKİLECEK

Çalışmaların sürdürüldüğü alanda, kayanın üzerine çıkarak, kalabalığa seslenen Yusufeli Belediye Başkanı Aytekin, “Babalarımızdan ve dedelerimizden miras almış olduğumuz baraj ve yeni yerleşim sorununu, sizlerle beraber evlatlarımıza ve torunlarımıza bırakmayacağız. 334 konutun inşa edildiği bu alana 1600 yetişmiş ağaç, 16 bin adet çalı türü peyzaj bitkisi ekilecek. Düşünün ki konut başına 5 ağaç, 50- 60 gül, zakkum gibi çalı türü peyzaj bitkisi olacak. Üçüncü bölgenin önünde görülen 100 dönümlük alan tarımsal olacak. 100 dönümü, 334 konuta bölerseniz yaklaşık 250- 300 metrekarelik alan çıkıyor” dedi.

 Belediye Başkanı Eyüp Aytekin bu açıklamalarını yaparken, Yeni yerleşim yerinin bile maden ruhsatı alanı içinde kaldığını, bunun için nasıl bir çözüm ürettiklerini basına anlatmıyor. Başkan Aytekin, söz konusu  maden şirketi ile yaptıkları noter tasdikli bir anlaşma ile yerleşim yerinin hududuna kadar maden alanını geri çektirdi.  Başkan Aytekin her açıklamasında yeni yerleşim yerinin mevcut Yusufeli’nden 2 kat daha büyük olduğunu. 70 hektarlık alanda kurulu bulunan Yusufeli’nin 130 hektarlık  yeni bir alana taşındığını dile getiriyor. Ancak bu 130 hektarlık alanın kaçta kaçının yapılaşmaya uygun olduğunu, bu alanın kaçta kaçının dolgu olduğunu açıklamıyor.

MAZLUM ÇORUH DİYOR Kİ? ÇORUH ENERJİ

PLANI’NDA BU İLKELERE NEDEN UYULMADI?

Bu planda yapılan ve yapılmak istenen barajların hiç birinde bu ilkelere, asla ve asla, uyulmamıştır. Özellikle seçilen yerler, bu ilkelerle taban tabana zıttır. Asla yapılmaması gereken düşük rakımlarda yapılmışlardır. Planda seçilen baraj yerleriyle,en verimli tarım alanları, insan yaşamının olmazsa olmaz alanları, kışlaklar, yok edilmiş, yerleşim yerleri su altında bırakılarak insanlar göçe zorlanmışlar, zorlanmaktadırlar. Kalkınmanın gerçek dayanağı verimli topraklar, yok edilmiştir.

Plandaki barajların aktif hacim/toplam hacim oranları, asla kabul edilebilir düzeyde değildr. Maliyetlerin arttırılması ve aşırı miktarda kamu arazisinin su altında bırakılmak istendiği, düşünmeye gerek duyulmayacak derecede, açıktır.

Bu planın başka amaçlarla yapıldığının en açık kanıtı, barajlara verilen aktif hacimlerdir. Planda seçilen tesis debilerine baktığımızda, Çoruh Nehri’nin hesaplanmış ortalama akış rejimine göre bekletmeye alınabilecek su miktarı 750-800 milyon metreküptür. Buna karşılık yapılmış ve yapılacak olan barajların aktif hacimlerinin, yani her yıl dolup boşalması gereken hacimlerinin toplamı 4,6 milyar metre küptür. Bu, aklın alamayacağı, mühendisliğin aşağılandığı, yüzkarası bir durumudur. Mühendislik açısından açıklanabilir bir tarafı yoktur.Barajların boş kalacağı, görev yapmayacağı, bellidir.

15 barajdan 11 tanesinin içinde enerjiye dönüştürmek üzere bekletilecek su yoktur.İşin en dikkat çekici yönü, içi boş barajlardan 9’unun ana kol üzerinde olmalarıdır.9 barajın enerji üretiminde görevsiz kalacağı, hatta üretimi azaltacağı ortada iken 10 baraj; anakol üzerine, peş peşe ve iç içe dizilmişlerdir. Bu barajlardan, Laleli, Güllübağ,Çamlıkaya, Arkun, Yusufeli, Artvin, Deriner, Borçka ve Muratlı barajları; enerji üretimine fayda yerine zarar vermektedirler.Çünkü, bu barajların içinde bekletecek su yoktur. Boş barajlar, hesaplanan enerji üretimine engel olurlar. Bu, fizik yasası sonucudur. Üretilecek enerji 1,2 milyar KWh (kilovatsaat) azalacaktır. Bu durumda üretilecek enerji 10,8 değil 9,5 milyar kilovatsaatı geçmeyecektir.

Bu anlaşılabilir, kabul edilebilir bir durum değildir. İnanılmaz,akıl almaz bir mühendislik sefaletini göstermektedir.Plan, enerji üretimi için yapılmadığını bir kere daha haykırmaktadır.Bu tesbite inanmayanlar, planın anakol üzerindeki tesislerinin çalışma hallerinin simülasyonunu yaparak gerçeği görebilirler.

Bir hususun daha bilinmesi gerekir: ‘Yukarıda 7 adedi sıralanan,yaratılan ve yaratılmak istenen olumsuzluklar, bu planda işlenen ‘mühendislik sefaleti çukuru’nun üçte birini bile dolduramaz.O olumsuzlukları yaratmak için İşlenen sefaletin üçte biri yeterliydi. Üçte ikisinin başka vahim amaçlar için işlendiği ortadadır. Başka türlü açıklama olanağı yoktur.

İşlenen mühendislik sefaleti de bilgisizlik, akıl yetmezliği, aymazlık veya korku saikiyle açıklanamaz. Vicdan ve akıl sahibi ve düşünen her kişi, bu planla yaratılmak istenen ekonomik sonuçların ve bunun altındaki mühendislik sefaletinin hangi sebeplerle işlendiğini araştırmaya, gerçeği görmeye çalışır.

Arkasındaki gerçeği görmenin yolu, planın bitmiş durumunu aklımıza ve coğrafyamıza çizmek, sonuçlarını gözümüzle görmek ve aklımızda canlandırmaktır. Böyle bir planın kime yaradığını, hangi amaca hizmet edeceğini, edebileceğini öğrenmeye çalışmaktır. Görünen sonucun, neyi ifade ettiğini değerlendirmek ve içini doldurmak gerekir:

HABER: SAMİ ÖZÇELİK


Etiketler: baraj

Diğer Güncel haberleri

  • PAYLAŞ

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.