HER CANLININ YAŞAMAYA HAKKI VAR

HER CANLININ YAŞAMAYA HAKKI VAR
Bugün Artvin'in halkının iç sesi olmak için başlattığımız halkın sesi köşemizin ilk konuğu Emel Meriç ile röportajımızı yaptık. Artvin'de doğup büyüyen Emel Meriç Artvin 'deki sokak hayvanları için gönlünü verenlerden bir tanesi.08.11.2019 09:19
Bugün Artvin'in halkının iç sesi olmak için başlattığımız   halkın sesi köşemizin ilk konuğu Emel Meriç ile röportajımızı yaptık. Artvin'de doğup büyüyen Emel Meriç Artvin 'deki sokak hayvanları için gönlünü verenlerden bir tanesi. Ülke’de sokak hayvanlarına yönelik gelişen olaylarla ilgili kendisi ile görüştük.

Sokak hayvanlarının sorunlarına yönelik mücadele ediyorsunuz. Sizi buna iten şey nedir?

- Doğaya inanan, doğanın bir parçası olan bir insan olarak en az bizim kadar da doğanın bir parçası hatta en önemli parçası olduğuna inandığım hayvanların yaşadığı eziyet karşısında bir insan olarak çok üzüldüm, utandım ve bunu değiştirmek için uğraşmak gerektiğine inandım. Sokaklarda döverek, zehirleyerek, vurarak, ezerek tecavüz ederek doğrudan öldürenler olduğu gibi dolaylı olarak da aç bırakılarak, açlığa bağlı hasta olmalarına sebep olarak, arabalarımızla çarparak, tedavi ettirmeyerek eziyet çekmelerine sebep oluyoruz. Toplumda giderek artan şiddet vakalarını da düşünürsek şiddetin bu boyutuyla da ilgilenmek gerektiğini düşünüyorum. Yaşam hakkına, bu doğaya ve onun tüm öğelerine karşı duyduğum sorumlulukla mücadele ediyorum. Hani arılar ölürse insanlar da ölür demiş ya Einstein basit şekliyle bununla bile açıklayabilirim mücadele etmemin sebebini. 

Nasıl mücadele ediyorsunuz peki?

- Hayvanların beslenmesi ve tedavi ettirilmesi birincil amacımız elbette ama farkındalık çalışmaları yapılmazsa yapılan her şey eksik kalıyor. Duyarlı bir kitle var ülkemizde ama biz Artvin özelinde konuşursak birçok insan bu hayvanların neler yaşadığından haberdar değildi. Ben de değildim. Tanık olduğum şeylerden sonra bir şeyler yapmak gerektiği kanısına vardım. Farkındalık çalışmaları için STK ’ler ile, sorumlu kurumlarla görüşmeler yapıyoruz. Sokak hayvanlarının bakımı, beslenmesi, tedavisi ve kısırlaştırılması konusunda sorumluluk belediyelerindir. Biz Artvin’de mümkün olduğunca belediye başkanlarıyla görüşüp bu sorunu vicdani sınırlarda çözülmesi için neler yapılabileceğini konuşmaya çalışıyoruz.

O zaman burada yaşadığımız için öncelikle şunu soralım. Artvin Belediyesinin bu zamana kadar sokak hayvanları için gerçekleştirdiği bir proje var mı?

- En büyük adım olarak şu an Bakımevi ve rehabilitasyon merkezi var. Burası bir hastane ve kısırlaştırma merkezi statüsünde. Hayvanların hastalıklarına yönelik müdahale edilebilecek, kısırlaştırılabilecek bir bakım evi var. Burada da en büyük dezavantajımız hayvanların oraya toplanıp orada bakılacağına yönelik yanlış bir algı yayılması insanlar arasında. Bu Hayvan doğasına aykırı. Birçok hayvanı alıp oraya koyup orda yaşamasını beklemek yanlış. Kendi aralarında ölümle sonuçlanabilecek birçok kavgaya sebep olacağı gibi viraj hastalıklarla birçok hayvanın ölümüne sebep olabiliriz.
Bu soruyu geçmişle birlikte ele alarak değerlendirmek gerek. 10- 15 yıllık bir süreci söyleyelim. Şimdiye kadar sokakta var olan köpekler üremeye devam ettikçe sayı artıkça, vatandaş şikayet ettikçe belediyeler hep toplayıp ya zehirlemişler, ya vurmuşlar ya da diri diri üstünü toprakla kapatmışlardır. Bu olaylar ifşa edilince ortaya çıkınca insanlar öldürmüyoruz götürüp bir yere bırakıyoruz şeklinde bir yöntem geliştirmişler. Bu yöntem de aslında doğrudan öldürülmeseler de dolaylı olarak öldürmektir. Yüz yıllar öncesinde sırf insanların işini kolaylaştırmak için evcilleştirilen bu hayvanlar yaban hayatı koşullarında yaşayamazlar. Yiyecek bulamazlar, kendilerini savunamazlar. İnsansız yaşayamaz hale getirildiler çünkü yüzyıllar önce. Artık işlerine yaramamaya başlayan bu hayvanlar ölüme atılıyorlar. Tarım toplumundan da uzaklaşmamızdan da alakalı. Köyler boşalmış, bu hayvanlar boşa çıkmış sokaklarda istenmemiş işte o köyden kente yerleşen giderek bireycileşen toplumda işime yaramayan canlıyı kabul etmiyorum anlayışıyla hep bir şekilde yok etmeye yönelik hareket edilmiş. Bu hayvanlar bize hizmet etsin diye doğmadı belki daha büyük bir doğuş amaçları var ve ben öyle düşünüyorum. Ekosistemden herhangi bir canlıyı çeksek doğal denge bozuluyor. Artık bu durumu kavramamız gerekli diye düşünüyorum. Hayvanlara bakış açısına yönelik o bakış açısını kırmaya yönelik bir şeyler yapmak gerekiyor, var olan bir algıyla hareket etmemek gerektiğini düşünüyorum.

Artvin’de toplam kaç sokak köpeği var?
-Bunu tam olarak söylemek doğru olmaz ama şöyle söyleyeyim geçen sene biz çok kısırlaştırma yapmıştık aslında geçen sene yaklaşık 150 hayvan vardı toplamda bizim kapalı alanda baktığımız ve sokakta olanlarla birlikte 150 hayvandı ki hepsini saymıştık.
Kısırlaştırma çalışmaları konusunda belediyelerle görüşme yaptık mesela en önemli sorun şu anda bu. Çünkü sayının giderek artması hem hayvanların yiyecek bulmakta zorluk yaşamasına hem de insanların şikayet etmesine sebep oluyor. Köyler boşaltıldı. Köylerde çok fazla insan kalmadı köye giden insanlar da genelde hobi olarak gittiği için daima köylerde kalınmadığı için köylerde köpek yok hepsi şehre inmek zorunda kaldılar ,o köyde kalan köpek ölüyor çünkü bir yerden sonra kimse olmadığı için. Kedilerde aynı şekilde zaten. Şehre sıkıştıkları için ne doğuracak bir yer bulabiliyorlar ne yemek için yiyecek bir şey bulabiliyorlar hayvanlar. İnsanlardan bir şeyler umuyorlar. Mesela elinde poşet gören hayvanlar insanların yanına gidiyor insanlar onu bana saldırdı olarak algılıyor. Bizim en büyük sorunumuz algı. İnsan algısı. Şu anda sayımız da arttı kapalı alanda baktığımız köpek sayısı ancak iddia ediyorum 250 üzerinde köpek yok. 1 yıldır kısırlaştırma sayımız çok düştüğü için bu sayıya çıktı. Yoksa o kadar da olmazdı.

Dışardan Artvin’e Köpek bırakıldığı iddiası var bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

-Doğrudur bunu tüm belediyeler yapıyor ülkede. Bir ihlal var ve göz yumuluyor maalesef. Artvin’de de yapan ilçeler var maalesef hala. Biz bu olayı fark ettiğimizde bu işe girdik ama şu an Artvin merkezden köpek atılmıyor bunu biliyoruz çünkü sayımız arttı gerçekten ve dokunmadılar yani bu iyi bir şey ama burada da bir sıkıntı var toplanarak bakılması sokakların hayvansızlaştırılması tehlikesi altındayız. Sokağımızın bir parçası onlar. Birlikte yaşam formülü için çabalamak zorundayız aksi taktirde insan istemediği her şeyi yok etme alışkanlığı kazanır. Mesela insanlar evinin önünde mesela güvercinlerin sabah ses yaptığı için uyuyamadığı için evinin önündeki dalları kesiyorlar. Güvercinleri bile zehirlediler bu ülkede. İnsanlar korkularını gerekçe gösteriyorlar. Korku öğrenilebilir bir şey, aynı zamanda değiştirilebilir de bir şeydir. Nasıl yaklaşılması gerektiğini bilmek gerekir. Mesela bir kediyi uzun süre kucağımda tuttuğumda kaçmak istedi ben kucağımda tutmak için bırakmadım ve tırmaladı. Ben kedinin gitmek istemediğini anlamadım ve o da kendince gereğini yaptı. Beni tırmaladığı için, tırmalama ihtimali var diye tüm kedilerin toplanmasını, yok edilmesini mi isteyeyim. Güvercinler arabalara pisliyorlar falan yok mu edelim. Köpekler saldırabilir toplansın denebilir mi? Biz nasıl davranmamız gerektiğini öğrenmesi gereken bir toplumuz. Eksiklerimizin bedelini hayvanlara ödetemeyiz diye düşünüyorum. Mesela sokak köpekleri insanlara saldırmazlar doğrudan. Saldırgan köpeklerin çoğu sahipli köpeklerdir sebebi de  sahiplerinin hırçın yetiştirmesidir. Ki onlar da doğrudan saldırmazlar. Gerekli koşulları sağlarsak üzücü durumlar yaşanabilir.

Sokak hayvanlarının yemek ihtiyacı nasıl karşılanıyor?

-Bizim şehrimizde hiç bir yerde besleme odaklı yerler yok, bir Artvin’de biz yaptırdık oda yeterli değil bir kısmı da kırıldı ve biz bunları bağış ile yaptırdık. Yani bu konuda duyarlı insanlardan gönüllü olanlarla birlikte yaptık. Belediyeler bu işe yeni yeni girmeye başladı. Artvin Belediyesinin bunun ile ilgili projesi vardı normalde besleme noktası yapılacak mamalar sürekli doldurulacak hatta yurtlardan yemekhanelerden yemekler çöpe gitmesin diye hayvanlar için toplanıp verilecek gibi projeleri vardı. Bu aynı zamanda bizim de önerdiğimiz bir konuydu. Çünkü biz yaklaşık 3 yıldır bu işin içindeyiz daha aktif uğraşıyoruz, az çok insanların bu anlamda bir şeyleri fark ettiğini düşünüyoruz. Mama konusunda ise biz bağışlarla sağlamaya çalışıyoruz ama sayı çoğaldıkça bağışlarımız yetmemeye başladı. Türkiye’nin her yerinde bu sorun var sadece Artvin'de değil.

Artvin’de sokak hayvanları için Bakımevi var. Bu Bakımevi sizce hayvanlar için elverişli ve yeterli mi?

-Yeterli değil. Daha yeni sayılır. Laboratuvar ve röntgen ünitesi olmaması ciddi sorun oluyor. Yeterli sağlık personeli henüz yok. Duyarlı iş insanlarının desteği de çok önemli. Gerekli adımlar en kısa zamanda atılır diye umuyoruz açıkçası. Hasta, engelli hayvanlar için yaşam merkezi haline getirmemiz gerekli orayı. Orasının hastane şeklinde çalışması gerekli. Sağlıklı hayvanların da kapatılacağı bir yer olarak algılanıyor bu yanlış. Bizim orada en büyük sıkıntımız kediler için yer düşünülmemiş. Biz kendi imkanlarımızla bir şeyler yapmaya çalıştık şimdilik. Sağlıklı hayvanlarla ilgili sokaklarda, mahallelerde alanlar yapılmalı. Halkın da bu sürece dahil edilmesi önemli. Bunu biz sadece kurumlara yıkmaktan yana da değiliz. Bu hayvanlar hepimizin sorumluluğunda mutlaka. Dolayısıyla hep birlikte uğraşmaktan yanayız. Ve bu tarz yerlerde hayvanlar konusunda duyarlı ve bilinçli insanların çalıştırılması gerekli. Mesai kavramıyla hareket edilmemesi gerekir. 

Son yaşanan üzücü olaylarla ilgili veya sizin de dile getirmek istediğiniz başka bir şey var mı?

Bu sorunu Artvin üzerinde konuşsak da bu Türkiye sorunu, Dünya sorunu. Dünyanın farklı yerlerinde farklı uygulamalar var. Bazen hatta diyorlar Avrupa'da sokakta hayvan göremezsiniz diye. Yani Avrupa’daki uygulamaların hepsini biz kabul ettik mi? Yani Avrupa'daki bütün uygulamaları uyguluyoruz da bu mu eksik kaldı?Avrupai insanlar mıyız misal? Avrupa’yı örnek veriyorlar madem bakalım. Avrupa’da sokağa tüküren göremezsiniz, Avrupa'da sokağa çöp atan, Avrupa'da yere izmarit atan, Avrupa'da karısını döven göremezsiniz. Dövüyorsa da bedelini öder yani karısıdır da sever de döver de diye açıklama yapan yöneticiler de görmezsiniz misal. Yani Avrupa'da bir çok güzel şey var onları hallettik de bu kısmımı kaldı? Kaldı ki Avrupa'nın da her yaptığı doğrudur diye bir şey diyemeyiz yani bence. Bu anlamda son olarak hayvanların yaşadığı eziyetler karşısında biraz olsun vicdan azabı çeken insanlar varsa herkesi bu konuda duyarlı olmaya ve bir şeyler yapmaya davet ediyorum. 


Etiketler: Artvin

Diğer Güncel haberleri

  • PAYLAŞ

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.