“DOST”

Merhaba “DOST”
Nice türküler vardır dost ve dostluk üzerine.
“ Dost dost diye nicesine sarıldım” diye başlar Aşık Veysel türküsüne.
Bir büyüğüm “her yüze gülenden dost olmaz” derdi.

İnsan bazen bilemez kim dost kim dost görünüşlü?

Hayatımda dostlarım da oldu, dostluklarım da.

Hesapsızca ve yıllarca “dost” diyebildiğin insanların bir anda farklı davranışları üzüyor insanı.

Mutlaka birçoğumuz yaşamışızdır. Ummadık taş baş yarar misali.

Dostlukların arasına bir kağıt parçasını bir kılı bile yerleştiremezsiniz. 

Dostluğun arasına hiçbir şey giremez. O kadar sarılmışlardır ki birbirlerine, kıldan ince bir maddeyi bile aralarına koyamazsınız gerçek dostluklarda. Fakat menfaat ve kazanma hırsı denilen nankör duygu aranızı açabilir.

İnsan dostundan saygı ister, sevgi ister, hesapsız kitapsız yanında olmayı ister; karşısında olmayı değil.

Araya giren nifak ve hırsı bertaraf edemiyorsa dost dediğiniz, orada ne yazık ki dostluk kaybetmiştir.

Dostluk acıda da sevinçte de büyümek ister. Yalansız, saf birliktelik ister.

Ve ne yazıktır ki; bir kez sırtınızda acıyı hissetmişseniz herkesten esirgemeye başlarsınız dostluğu.

Dünya görüşlerimiz, yaşam tarzlarımız, olaylara bakış açılarımızla çok farklı olmamıza rağmen, asla hiç kimse, İsmet Başar’la aramıza giremez ki… 
Çünkü, birlikte çok şey paylaştık. Ekmeğimiz paylaştık. Hüzünlerimiz, sıkıntılarımızı paylaştık. O da ben de dostluğun anlamını ve önemini iyi biliriz.

Dostluk birbirine inanmaktır. Dostluk kolsuza kol, görmeyene göz olmaktır. Birbirini tamamlamaktır dostluk. Eksiltmek değil…

“Dost” dediğiniz insan size “senin yazı işleri müdürü olduğun yerde ben olmam” diyorsa,  dediğinin arkasında olmasını beklersiniz…!
Bilmem anlatabildim mi…?
Saygılarımla.

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1133