DARILMACA YOK..!

SEVGİ 1

Merhaba
Değerli dostlar iki gün boyunca “SEVGİ” konusunu işleyeceğim. Ama bu yazı için bir kaynaktan faydalanacağım. 
Bir Eğitim uzmanı ve yazarın bu konudaki makalesini sizlerle paylaşacağım ancak sıkıcı olmaması için iki bölümden oluşacak.

“Eski Yunanlılar sevgiyi üç kategoriye ayırmışlardır; Eros, Filia ve Charis.

Eros, insanın kendisine olan sevgisidir. İnsanların çoğu, kendileriyle ilgili hissettikleri duyguların ötesine geçemezler. Kendine yönelik sevgi ve saygısı düşük kişiler, başarıdan uzakta mutsuzluğa her zaman daha yakın dururlar. Çünkü; kendisini sevmeyen, kendisine saygı duymayan ve kendisini tanımayan kişi kendinde olmayan sevgiyi, saygıyı ve değeri başkalarına da veremez.

Sevginin ikinci türüne “Filia” denilir ve insanın dışındaki kişilere duyduğu sevgiyi ifade eder. Eros`u tam olan kişi Filia aşamasına yükselir. Kendinde olanı başkalarına vermeye başlar. Bu tür bir sevgi, sağlıklı ve mutlu bir insanın göstergesidir.

Eski Yunanlılara göre sevginin en gelişmiş hali “Charis”tir. Charis, tüm insanlığı sevmeye yöneliktir ve içinde tam ve eksiksiz Eros ve Filia vardır.

Bir gün sormuşlar ermişlerden birine; “Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yasayanlar arasında ne fark vardır?” “Bakın göstereyim” demiş ermiş.
Önce sevgiyi dilden gönüle indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış. Hepsi oturmuşlar yerlerine. Derken tabaklar içinde 
sıcak çorbalar gelmiş ve arkasından da derviş kaşıkları denilen bir metre boyunda kaşıklar.

Ermiş “Bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz” diye bir de şart koymuş. ”Peki” demişler ve içmeye teşebbüs etmişler. Fakat o da ne?

Kaşıklar uzun geldiğinden bir türlü döküp saçmadan götüremiyorlar ağızlarına. En sonunda bakmışlar beceremiyorlar, öylece aç kalkmışlar sofradan. 

Bunun üzerine “Şimdi...” demiş ermiş.“Sevgiyi gerçekten bilenleri çağıralım yemeğe.” Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen ışıltılı insanlar gelmiş oturmuş sofraya bu defa. “Buyurun” deyince her biri uzun boylu kaşıklarını çorbaya daldırıp, sonra karşısındaki kardeşine uzatarak içmişler çorbalarını. Böylece her biri diğerlerini doyurmuş ve şükrederek kalkmışlar sofradan. 

“İste” demiş ermiş.”Kim ki hayat sofrasında yalnız kendini görür ve doymamış düşünürse o aç kalacaktır. Ve kim kardeşini düşünür de doyurursa o da kardeşi tarafından doyurulacaktır. Şüphesiz bunu da unutmayın. Hayat pazarında alan değil, veren kazançlıdır her zaman...“” …/…Devamı yarın…

Saygılarımla…

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 586