• Ana Sayfa
  • »
  • AB Yolunda Türk Yerel Medyası

AB Yolunda Türk Yerel Medyası

Günden o kadar yoğun ve çok ki ne diyelim ne yazalım diye şaşa kaldığımız olmuyor değil.

Günden o kadar yoğun ve çok ki ne diyelim ne yazalım diye şaşa kaldığımız olmuyor değil. Geçen hafta iki gün boyunca il merkezinde gerçekleştirilen seminere katıldım. AB Bakanlığı ve İngiltere büyük elçiliğinin ortaklaşa sponsor olduğu ve ikinci gurubun yedinci toplantısı Artvin’de yapıldı. Çevre il ve ilçelerden davet edilen çok sayıda gazetecinin yanı sıra Artvin il merkezi ve ilçelerden de gazeteciler katıldı.

Artvin’de yapılan bu toplantıya katılanların dışında, katılmayanları anlayamadım. Artvin’de gazetecilik yapıyor görüneceksin ve yerel olacaksın. Hem de yapılan bu toplantıya bile katılmayacaksın, üstelik adını verecek, katılacağım da diyeceksin. Pes doğrusu arkadaş AB Bakanlığı müsteşar düzeyinde, daire başkanı düzeyinde, yurt haber müdürü düzeyinde hatta parlamenter düzeyinde katılımcı panelist gönderecek ayağına, valilikte buna ön ayak olacak sen yok istemem neyime diyeceksin olur mu ya.

Biraz argoya kaçar oldum ama gerçekten de utanmazlardan utanmamam gerektiği kanısındayım. Katılan her kesi tensi ediyorum ancak böyle gazetecilik yapan meslek mensubu arkadaşlarımızı uyarmak bizlerinde görevi değil mi? Hem eksikliklerden bahsedeceğiz, hem bir araya gelememekten, hem de yapılan bu denli önemli ve geniş kapsamlı toplantılarda yer almayacağız olmuyor efendiler olmuyor.

Gelelim iki gün süren oldukça faydalı ve bir o kadar da ışık tutucu toplantıların ilk gününe vali Necmettin Kalkan’ın da katıldığı açılışta günün anısına verilen plaketler sonrası ‘vali Kalkan’ın elindeki plaketin 3-5 dakika boyunca elinde kalması ve oturma esnasında valinin arkaya dönerek keskin ve sert bir ifadeyle bakış atması’ bu durumu sadece ben değil Bayburt ve Gümüşhane’den gelen konuk gazetecilerde gördü ve bu durumu ilk dile getirenler konuk gazetecilerimiz oldu.

Program sonrası dışarı çıktığımızda buna sebep birkaç dakika konuşma gerçekleşti. Tabi ki bu durumu tasvip etmemekle beraber, gereken sahiplenme refleksimi ortaya koydum. Ancak yine de bu durumun cereyan etmesinden ötürü duyduğum rahatsızlığı yazmadan duramayacağım. Ne olurdu, o denli keskin ve sert bakış atılmasaydı da sanki bir sorun varmış gibi hissettirilmeseydi olmaz mıydı?

Ya organizasyonun yapıldığı yerin kamu kuruluşu olmasına ne demeli? Turizm kenti olacağız diyoruz, halen bu tür organizasyonları ısrarla kamu kuruluşlarının misafir hanelerinde yapıyoruz. İngiltere büyük elçiliği ve AB gibi iki finans devinin sponsor olduğu ve konuk sayısının da fazla olmadığı bu etkinliği, örneğin ‘Koru’ da gerçekleştiremez miydik?   Hem Turizm diyeceğiz hem de Turizm işletmelerini desteklemeyeceğiz olur mu? Bu anlayış netice getirir mi?

Planlama eksikliği mi desek yoksa planlayamama mı desek bilemiyoruz ancak, iyi düşünmek ve iyi hesap yapmak gerek. Barajlar, HESler ve maden kenti olan bu ilimizde Turizm yapılacaksa ki zor bir durum. Üniversitesinde Turizm ile ilgili bir bölüm bile yokken, Turizm Artvin’in geleceğine şekil veremez. Ben bunu artık yüksek sesle söylemeyi kendime görev biliyorum. İstisnalar kaideyi bozmaz misali birkaç Turizm yatırımı dışında gelecekte böyle bir UMUT görmüyorum.

Yarınlarınız UMUT olsun.

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 775