BAŞKANLIK SİSTEMİ VE HALK

BAŞKANLIK SİSTEMİ VE HALK

Ülkemizin ana gündemi Cumhurbaşkanlığı sistem değişikliğini konu alan, on sekiz maddelik anayasa değişikliği. Anayasa değişikliğinin birinci tur görüşmelerinin tamamlanmasıyla verilen kırk sekiz saatlik aradan sonra ikinci tur görüşmeleri ne Türkiye Büyük Millet Meclisinde başlandı. 

Hükümet ikinci tur görüşmelerini Cumartesi bitirmek istiyor. Muhalefet ise teklifin geri çekilmesini beklerken maddelerin 330 oyun altında alması için ayrı bir çaba sarf ediyor. Muhalefet derken burada neredeyse yalnız başına kalmış olan ana muhalefeti kast ediyorum. 
Milliyetçi Hareket Partisi iktidar partisi olan Ak Partinin yanında yer alması ve HDP’in neredeyse meclis dışı kalması neticesinde tek muhalefet CHP olduğunu söylemek haksızlık olmasa gerek. HDP’nin eş genel başkanları ve bazı milletvekillerinin tutuklu olması nedeniyle, bir de HDP’nin terör örgütüne kesin ve net bir mesafe koymadığını düşünenlerin olması hasebiyle mecliste ve kamuoyunda bazı kesimler tarafından hiçbir şekilde ciddiye alınmadığını da biliyor olmamız gerekir. MHP’nin parti içi muhalefetin 15 Temmuz öncesi çıkan yüksek seslerin minimize edildiği ve fiili durumu yasal zemine oturtulması düşüncesiyle iktidarla birlikte hareket etmesi CHP’nin ne kadar yalnız muhalefet yaptığını ortaya koyuyor.
Şimdi gelelim bu koşullar altında TBMM’nde yapılan ilk ve ikinci tur oylamalarla referanduma doğru yaklaşılan anayasa değişikliğinin ülke gündemini o kadar meşgul ediyor ki ne dövizin fırlaması ne Petrol fiyatlarının tavan yapması nede özellikle genç işsizliğin zirve yapması kimsenin umurunda değil. OHAL nedeniyle zaten tereddütte olan ülke ekonomisi, özelliklede yatırımcı anayasa değişikliğinin gündeme gelmesiyle kaygılanmaya hatta korkmaya başladı desem acaba yanlış yapmış olur muyum? Değişken ve kaygan bir ekonomisi olan ülkemizin siyasal dalgalanmalarıyla karşı karşıya kaldığını bilmek lazım. Burada önemli olan bu durumun iyi yönetilmesi ve ülke ekonomisinin sağlam temellerde yer almasıdır.  
Her akşam yaygın medyanın haber ve tartışma kanallarını gece yarısına kadar izliyorum. Muhtemelen sizlerde izliyorsunuzdur. Bu tartışma programlarının sunucuları bile yapılması planlanan değişikliklerden tam olarak ne anladıklarından emin değiller. Program konuklarının siyasal ayrışılmışlıkları öyle fark ediliyor ki, ne biri diğerinin doğru söylediklerini kabul ediyor nede diğerleri kendi doğrularını anlatmakta doğru söylemler kurabiliyor. Tartışma programları neredeyse TBMM’ndeki siyasi ayrışmalarla aynı durumda. 
Aslında bu denli ayrışmadan hem TBMM’nde hem tartışma programlarında hem de halk arasında birbirimizi anlamaya ve birlikte yaşamanın güzelliklerini paylaşmaya özen göstersek ülkemiz daha yaşanası ve daha anlaşılır insanların varlıklarıyla mutluluklara giden bir çizgiye sahip olur. Hem iktidarın tutumu hem de muhalefetin cılızlığı insanlarda umutsuzluğa ve ayrışmanın fazlalaşmasına neden oluyor. Bu durumdan hiç kimsenin memnun olmadığını görmemek için kör olmak gerekmez. Benim hasbel kader önerim hükümet olmanın yani hükmetmenin büyüklüğünü iktidar partisi daha çok ve daha farklı kesimlere de taşıyarak göstermelidir.  

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 570