Cerattepe’de yalanlar

Cerattepe’de yalanlar

25 yıldır Artvin’in başında bele olarak nükseden madencilik işletmesi projesi yalan olmaya devam ediyor. Artvinlilerin kırmızıçizgisi olan ve yaşam alanlarına müdahale olarak görülen madencilik çalışmalarında gelinen nokta firma ile çevrecilerin güç kontrolüne dönüştü. Halkın gücünün, sermayenin gücüne karşı koymasının en bariz örneklerinden birisi yıllardır Artvin merkezde yaşanmaya devam ediyor.  Hem de tam 25 yıldır dönem dönem adrenalinlerin yükseldiği dönem dönem halkın gücünün hakim olduğu bazen de kamu gücünü yanına alan işletmenin azımsanmayacak güçlenmesi şeklinde süre gidiyor.
Artvin de maden işletmeciliği değişik kutuplaşmalara neden olmaya başladı. Önceleri madenci medya ve maden karşıtı medya oluşturuldu. Maden karşıtı olan medyanın dolaylı olarak susturulmasına çalışıldı. Madenle mücadelede üstün gayret ve başarılı çalışması olan çevreci dernek yönetimi maden karşıtı olan medyayla arasına mesafe koymaması gerekirken kentte ki sorunları özelliklede siyasi gelişmeleri kişiselleştirilerek zayıflamaya ve ötekileştirilmeye etki yapmakta farkında olmadan sebebiyet vermiş oldu.
Son zamanlarda maden firması duyurmak istediği konuları yerel medya vasıtasıyla yapmaya çalışıyor. En son olarak Danıştay’da ki davanın red edilmiş olduğunu duyurmak için haber servisinde bulunmuş, günler sonra çevre derneğinin avukatı bu durumu yalanlarcasına karşı açıklamada bulunmuş. Manşet haberimizde de yer aldığı gibi firmanın açıklamalarının yersiz ve manuple haberler olduğunu açıklamış. Firmanın metnine de baktığımda eski tarihli madde ve sayılarla davanın red edildiğini aktarmış. Çevreci avukat ise daha farklı noktalara değinerek sürecin devam ettiği ve yargılamanın sonunda Artvin halkının tekrardan haklı çıkacağını ve kazanacağını anlatmaya çalışmış. 
Benim anlamadığım ülkemizde ki bu hukuk düzeninde halkın haklı çıkma ve mahkemeyi kazanma olasılığı ile emperyalizmin temsilcisi olan kapitalizmiz gücü mü haklı çıkacak. Diyelim ki yargı firmayı haklı buldu. Burada ki durumu kabul mu edeceğiz. Madenin çıkmasına razı mı olacağız. Sorunu onda bunda aramaktansa sorumluluğu yerine getirmek gerekir. Bu noktada sorumluları sorumsuzlukla suçlamak doğru olabilir ancak sorumluluk bilinciyle yayıncılık yapanları ötekileştirenlerin sorumluluklarında sorun var diye düşünüyorum. Hadi hayırlısı

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 221