ÇERNOBİL VE HASTANE

ÇERNOBİL VE HASTANE

Tam otuz bir yıl önceydi 1986 yılında gencecik bedenlere işleyen o radyasyon meledi, şimdilerde bile etkisini gösteriyor. Bende on beş yaşındaydım, sonrasında kameralara karşı çay içen bakanlar, sonrasında kanser vakalarının artışı ve doğal besinlerin artık yetişmemesi, tüm bunlara neden olan Çernobil faciasının yıl dönümünde insanlar gerçeklerle yüzleşmede zorluk çekiyorlar. Çernobil’i yaşamış bir dünya da yaşam sürdürmeye çalışan bir birey olarak toplumsal ve bireysel duyarlılıklar bekliyorum.  Bu beklentimin hiçte lüks olduğunu düşünmüyorum. 
Gelelim Çernobil sonrasında yaşanan duyarsızlıklar ve çevre katliamlarına sorumsuzca göz yumulması. Yeni Çernobillerin önünün açılması ve nükleer santrallere karşı konulmaması, sadece bunlar mı? Tabi ki de değil birde Sinoplu Tarzan İsmail’in dediği gibi ‘iki ayaklı nükleer santraller’ var. İki ayaklı nükleer santraller derken sigara içen bireyleri kast etmiş Tarzan İsmail. Doğru da demiş sigaranın insana verdiği zarar bir Çernobil kadar olmasa da bireysel olarak müthiş zararlar veriyor. Sigaranın zararlarını burada saymaya gerek yok diye düşünüyorum. Ancak bu zararları bilmek bir vatandaşlık görevidir. 
Gelelim hastaneye Hani bir değim var ya ‘Allah kimseyi Hastaneye düşürmesin, hastaneyi de eksik etmesin’ bu sözden yola çıkarak. Söylenecek fazlaca bir şey kalmıyor gibi. Yine de bu denli hastalıkların kol gezdiği ve insan yaşamının olmazsa olmazı olan hastaneler ve hastane çalışanları konusunda biraz daha duyarlı ve sorumluluk anlayışıyla davranışlarımıza dikkat etmeliyiz. Etmeyenleri de uyarmalıyız, bilince davet etmeliyiz. Hastane çalışanlarının her bir farklı biriminde görev alan güvenlikçilerinden doktorlarına kadar kutsal bir görev yaptıklarını bilelim ve bu bilinçle davranalım.  Bu gün bize lazım olan yarın size de lazım olur. Hadi hayırlısı.

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 329