KADİR GECESİ DUASI

KADİR GECESİ DUASI

Beddua edebilmek için önce kendini sorgulayacaksın. Ben nerde yanlış yapıyorum ki, başıma bu musibetler yağıyor! Nedir bunun nedeni deyip, önce kendini sorgulayacak, yargılayacak ve cezalandıracaksın. Ondan sonra ocaklara, bucaklara beddua salacaksın!..
 Kurtuluş Savaşı yılları...  Anadolu işgal altındadır. İşgal edilmemiş bölge kalmamış. Kimler yok ki? İtalyanlar, Fransızlar,  Yunanlılar, İngilizler… Tabii ki bunların destekçisi ABD... ABD o yıllarda kendisi meseleleriyle uğraştığı için direk müdahil olamadı. Ama Lozan’ı tanımayarak ne olduğunu da gösterdi. Hele de tanımıyor. Bu konuyu Prof. Dr. Ramazan demir Güncel, Sosyal ve Bilim makalelerinden birinde işlemiş.  Prof. Demir yazısının başlangıcında şu ifadeleri kullanıyor:
 Atatürk’ün önderliğinde Türk Milletinin başlatıp da başardığı Kurtuluş Savaşı, tüm mazlum milletlere örnek ve ilham oldu. Bu doğru, fakat, kurtuluş savaşı kime karşı, hangi işgalci düşmana karşı verildi?... Bu sorunun cevabı hemen verilebileceğini sanırız ve deriz ki “… Canım onu bilmeye ne var ki?” Soru karşısında akla gelen işgalci güçler olarak düşman ülkeler başta Yunanistan, sonra İngiltere, Fransa ve İtalya gelir Bu algılama doğru mu? Evet, doğru. Peki neden hiç ABD`yi aklımıza getirmedik, ya da, aklımıza getirtmediler?!..
 Yani aynı zamanda düşman güç olarak neden ABD akla getirtilmedi?... Çünkü aldığımız eğitimin bir gereği olarak, bizlere işgalci devletler olarak bunlar öğretildi, tanıtıldı… ABD değil… Çoğunluğumuz böyle biliyor ya da öğle sanıyoruz ki, ülkemizi işgal eden ve paylaşan ülkeler bunlar; yani Yunanistan, İngiltere, Fransa ve İtalya... Birisi çıkıp dese ki, “Kurtuluş Savaşı`nda ana düşman ABD’dir" derse, "…hadi canım sen de…" der mi demez mi?...  Günümüzde artık, sadece Türkiye düşmanı olarak birinci dünya savaşının itilaf devletleri olan işgalciler değil. Her ne kadar itilaf devletlerinin Anadolu’yu paylaşma plânı olarak işgal yapıldı ise de, perde arkasında başka düşman güçlerin olabileceği o gün akla getirilmemiş olabilir, fakat artık bugün böyle diyen ve düşünenler çoktur…
 Toplumuzda, şuna artık kimse itiraz etmiyor: "ABD, Türkiye Cumhuriyeti`nin kuruluş anlaşması olan Lozan`ı resmen tanımadı!..." Bu gerçek biliniyor. Her ne kadar oynak ve de kaypak bazı “monşerler” ABD’nin yanını yere vermek istemeseler de; “…Efendim kurtuluş savaşı Türkiye ile ABD arasında olmadı ki!...” gibisinden düzmece savunma sistemlerinin bir anlam taşımadığını, aklı başında herkes bilir. Mademki “dost ve müttefik” rolünde bir ABD var (!), ülkemizi bölen yeni sınırlar, yeni haritaların anlamı nedir? Askeri brifinglerde, konferanslarda ABD kurmayları Anadolu’yu bölük pörçük halde çizmesinin bir düşmanlığın sonucu değil mi? Eğer sadece itilaf devletlerine karşı kurtuluş mücadelesi verdiysek ve ortada ABD yoksa, ABD niçin Lozan`ı tanımıyor?... Bunu soracak, irdeleyecek güçlü milli irade nerede? Hani meşhur deyimdir; “…fareden korkan kedi divan altına saklanırmış…”
 Lozan’ı tanımadığı gibi bölücü eşkıyanın kamplarını himaye ediyor, silah sağlıyor, lojistik destek veriyor… Bunun neresinde “dostluk ve müttefiklik?...”
 bu yazı belli ki birkaç yıl önce yazılmış. Çünkü bazı tespitleri çoktan gerçekleşti bile. İşte bu ahval ve şerait içinde yaşamaya Ramazan’ı uğurlamaya çalışıyoruz. Yukarıdaki yazıyı okuyunca Kahramanmaraşlı Sütçü İmam geldi.
 
Maraş Mondros Mütarekesi`nin imzalanmasından sonra 22 Şubat 1919`da İngiliz işgali altına girdi. İngilizler kısa bir süre sonra Musul`a karşılık Anadolu`nun Güney kesiminden çekildiler. İşgale karşı düzenlenen Ulu Cami Mitingi`nin ardandan 30 Ekim 1919`da Fransız birlikleri Maraş`a girdi. İşgalci Fransızlara ve onlarla işbirliği yapan Ermenilere karşı Sütçü İmam`ın başlattığı silahlı direniş halktan geniş bir destek gördü.
 Direnişi örgütlemek için 29 Kasım 1919`da Maraş Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kuruldu. 13 Ocak 1920 Araplar ve 19 Ocak 1920 Harabe çatışmaları ile 21 Ocak 1920`de başlayan Maraş Kent savaşları sonunda Fransızlar çekilmeye zorlandı. Fransız İşgali 12 Şubat 1920`de sona erdi.
 Olay muhtemelen 31 Ekim 1919 Cuma günü Maraş Kalesi`ni gören Camilerden birinde geçiyor. Cemaat Cuma Namazını kılmak üzere Camide toplanıyor. Ancak öğlen Namazı`nın sünneti kılındıktan sonra Cuma Hutbesi`ni okumak üzere mihraba çıkan İmam bir türlü Cuma Namazı`nı kıldırmak için aşağıya inmiyor. Sabırsızlanan Cemaate de şöyle sesleniyor:
 -Bugün size Cuma Namazı`nı kıldırmayacağım.  Cemaat homurdandıkça İmam direniyor:  Dün günlerden Cuma olsaydı kıldırırdım. Ancak bugün kılmayacağız.  Cemaat tepkisini yüksek sesle dile getirince İmam şu karşılığı veriyor:
 -Cuma namazı diğer namazlardan farklı olarak esaret altında olmayan özgür insanlara farz kılınmıştır. Biz bugün özgür değiliz esaret altındayız. Dün özgürdük. Kalemizde Türk bayrağı çekiliydi. Dün cuma olsaydı kıldırırdım demem ondandır. Ama bugün Fransız Bayrağı çekili… Cuma Namazı bize farz değildir. Kılmayacağız.  İmamın bu konuşması üzerine galeyana gelen halk kaleye hücum ederek Fransız Bayrağını indiriyor ve direniş başlıyor. Fransızlar Maraş`tan 12 Şubat 1920 günü çekiliyorlar... O günden sonra da Cuma Namazları kentte aralıksız kılınıyor.
 Kadir Gecesi’nde bütün İslam ülkeleri aynı anda gökyüzüne avuç açmış Allah’a dua edecek. Günahlarının affını isteyecek. Filistin’de Gazze’de İslam Coğrafyasında yaşanan kanlı olayların bitmesi için niyaz edecek. Gazze tarihinin en kanlı günlerini yaşarken, hiçbir İslam ülkesi, Türkiye dahil elçileri göndermedi veya elçilerini çekmedi. Ama çok enteresan şekilde... Venezuela İsrail Büyükelçisini Ülkeden Kovdu.
 Sosyalist bir ülke olan Venezuela, İsrail`in Filistin`e yaptığı vahşet operasyonlara tepki olarak ülkelerindeki İsrail büyükelçisini sınır dışı etti. İsrail büyük elçisinin ülkeden kovulması sosyal medyada yankı uyandırdı. Başka hangi ülke bunu yaptı?  Şili ve Küba!...
 Değerli dostlar. Samimiyetin olmadığı yerde şeytanlar, riyakarlıklar, yalanlar, talanlar, dolanlar, çıyanlar, yılanlar cirit atar!... Kimsenin kim, ne olduğunu anlayamazsınız. Şunu da bilin ki, Avrupa ülkeleri Hıristiyan’dır. Yani inançlıdırlar. Müslümanlar inançlı. Ama hiç birisinden noktasında duyarlı değil.  Ucu kendilerine dokunmadıkça harekete geçmezler. Şekil “A” da görüldüğü gibi. İsrail çoluk çocuk demeden insan katlediyor.
 Dünya izliyor. Siz hangi dine mensup olursanız olun seyrediyorsanız insan değilsiniz bir kere! İnsan olmayanların  dine de ihtiyaçları yoktur!.. Onu kadınları ve fakirleri kontrol etmek için kullanıyorsunuz demektir. Ne yazık ki dünya yoksulların çok olduğu bir gezegen oldu. Şekil olarak insanların sayısı 7 milyarı geçiyor. İçeriğe bakarsanız, henüz insan olduğpunu8n farkına varamamış milyarlarca gariban var. Bunlar kasıtlı olarak eğitilmedikleri yada şekillendirilerek, biçimlendirilerek eğitildikleri için bu sırra erişemeden yaşamları sona eriyor.
Maalesef Kadir Gecesi’ne böyle bir tabloyla giriyoruz. İslam Ülkeleri biçare, zor durumda. Ama bakarsanız para da petrol’de doğalgaz da madende bu ülkelerin elinde… Ama bu zenginliği yönetecek ne bilimleri,  ne teknolojileri, ne de beyinleri var. Allah size dünyayı bağışlamış Lakin siz bunu değerlendirmiyorsanız adamlar gelir, çocuğunuzu öldürür, eşinize tecavüz eder, dünyada oturur izler. Kadir gecesi şu duayı yapın; Allah bu 1,5 milyar müslümana akıl fikir versin. Japon’a ne petrol vermiş, ne doğru dürüst bir toprak. Ama dünyayı yönetecek akıl vermiş. Onun için Japonya, Avrupa ülkeleri öyle. O zaman biz de çok büyük bir sıkıntı var demektir. Ama ne? Bunu da oturup büyük din alimleri konuşsun. Kadir gecesi tüm Müslüman alemine, tüm insanlığa, dünyaya, evrene barış, huzur ve kardeşlik getirsin.. Ama ille de önce şu Müslümanların önde gelenlerine uçak, yat, gemi, saraylar, cariyeler vereceğine önce akıl fikir versin… Amin…
 ... (Unutmadan söyleyeyim. Filsitin’in Atatürk’ü olmadığı için bu haldedir. Tunus, Fas, Cezayir. Libya Afganistan,  Pakistan, Fas Irak… İran, ve Suriye’yi neden yazmadığımı varın biraz da siz düşünün…) KADİR GECENİZ MÜBAREK OLSUN
ESEN KALIN

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 152