Ohal de olmamalıydı

Ohal de olmamalıydı

Bilindiği üzere ülkemiz referanduma doğru adım adım ilerliyor. Bir tarafta Ohal kapsamında yeni kararnameler yayınlanıyor, bir taraftan da referandum takvimi işliyor. İkisi aynı anda olmamalıydı yı açıklamaya çalışırken biraz zorlanacağımı bile bile yazmaya devam ediyorum. Neden mi olmamalıydı? Çünkü, ohal ilan edilmesi ve ikinci kez uzatılmasının asıl nedeni fetö ile mücadele ve PDY Paralel Devlet Yapılanmasının kökünü kazımayı düşünen devletimiz ve hükümetimiz amacı doğrultusunda ilerlerken, araya referandumun girmesi nedeniyle hiç alakası olmayan kişileri de fetö ile suçlayabilecek hatalara neden oluyor.

Nasıl mı? Açıklayayım biraz daha. Bugün hayır diye propaganda yapan veya masumane hayır diyen vatandaşları “hdp li, fetö cü veya pkk lı” diye ayrıştıranlara fırsat ve zemin oluşmuş oldu. Hatta evet diyenlere de, hayır diyenler tarafından söylenen” fetö cülüğünü saklamak için evet diyorlar” denilmezdi. Fetö ile mücadele tamamlanmalıydı. Daha sonrasında da başkanlık sistemi ve referandum gündeme gelmeliydi. Burada siyasi farklılıklar ve ayrı düşünceye sahip olma durumu çok tehlikeli ve geri dönüşü imkansız yakıştırmalara ve hatta ayrışarak kutuplaşmaya doğru gidilmemiş olurduk.

Örnek mi? Marmara Üniversitesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu’nun ihraç edilmiş olması bence yeterli bir örnektir. Yerel bir örnek daha Halk evleri Borçka şube başkanı Temel Kılıç’ın adli kontrolle serbest kaldığı bir davadan ötürü uzakta olan köyüne gidememesinden dolayı adli kontrol sorumluluğunu yerine getirmemesinden ötürü tutuklanması da başka bir örnek. Bunun ohalle ilgisi ne derseniz, uzakta olan köyüne adli kontrol için gidemeyeceğini ve şehir merkezinde adli kontrolün yapılması yönünde verdiği dilekçeye yanıt alamayan bu kişinin tutuklanması en azından bende soru işareti oluşturuyor.

Kim bilir belki de bu yazıyı sizler okurken bende veya benim gibi düşünen başkaları da içi boş farklı gerekçelerle ohal uygulamasıyla karşı karşıya kalmış olabilirim (Z). Çokta önemli değil önemli olan benim duruşum ve Atatürk’ün kurduğu ülkeme olan bağlılığımdır. Referanduma gelince, nasıl olsa 18 maddenin çoğunluğu 2019 seçimlerinden sonra veya erken seçime gidilmesiyle yürürlüğe girecek, o zaman ne acelesi var, ben halen sayın Cumhurbaşkanımızın henüz imzalamadığı ve kesin tarihi belli olmayan referandumun ohal ortamında gerçekleşmemesini umuyor, Cumhurbaşkanımızın da bu durumu dikkate alacağını düşünüyorum. Hadi hayırlısı…

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 753