Saat 20.43

Ne anlamı olduğunu düşünmenize gerek yok. Sadece yazımın başlığını düşünürken aklıma gelen zamanın o anki anı. Yanı bu yazıyı yazmaya başladığım vakit.


Ne anlamı olduğunu düşünmenize gerek yok. Sadece yazımın başlığını düşünürken aklıma gelen zamanın o anki anı. Yanı bu yazıyı yazmaya başladığım vakit. Şimdilik başkaca hiçbir anlam ifade etmiyor. Aylar sonra yazmaya yeniden devam etmeye başladığım bu günlerde onlarca konu ve sorun varken birazcık saçmalamak için fırsat bulmuşken sizlerle de paylaştığımı düşünün. Evet yanlış okumadınız birazcık saçmalamak düşüncesi…

Yaklaşık 25-30 yıl önceleri başlayan ve ülkemizde tek saçmalayan kişi veya yayın olarak düşündüğümüz, Kemal Sunal filmlerini aklınıza getirin. O yıllarda izlediğimiz her filmi bize saçma gelirdi. Ancak o saçmalıklarda ki mesajı anlamamız için onlarca yıl geçmesi gerekiyormuş ki halen yayınlanan her filmini defalarca izlemiş olmamıza karşın yinede sonuna kadar izler, hem güleriz (Saçmalamalarına) hem de düşünürüz verdiği mesajlarından…

Şimdilerde saçmalamanın onlarca yöntemi ve metodu var. İstediğiniz kadar saçmalar, istediğiniz insanlara ulaştıra bilirsiniz. Kişisel diyaloglarınızla saçmalayabileceğiniz gibi, toplumsal diyaloglarla da saçmalayabilirsiniz. Ne yazık ki saçmalayacak mecranızda oldukça fazla.  Benim gibi gazete köşelerinde saçmalamak zorunda değilsiniz. Yine benim gibi sosyal medya ve sanal ortamda da dilediğiniz kadar saçmalayabilirsiniz. Hem de okuyacak onlarca milyonlarca kişi bulma derdinizde olmaz…

Zaten saçmalıklarınızı hazırda bekleyen ciddi bir potansiyel de yok değil. Kemal Sunal misali saçmalayacak ve kişileri düşündürecek kadar saçmalıklarınız dolu değilse işte asıl orada gerçek saçmaladığınız ortaya çıkar ve siz kimse için bir şey değilsiniz. Eğer ki saçmalıklarınız birilerinin yaşamına katkı koyacak kadar dolu değilse aslında kendiniz için de bir şey değilsiniz. Zaten kendisi için bir şey olmayanın başkası için saçmalaması söz konusu olamaz ve mesaj veremez...

Eğer ki gerçekten saçmaladığımı düşünüyorsanız ki sanırım öyle! Bu dönemin en anlamlı ve dolu yazısını yazmışım demektir. Eğer ki bu satıra kadar okumadan sayfayı çevirdiyseniz veya gazeteyi bir tarafa attıysanız veya başka bir sanal ortama kaçmışsanız kaybettiğiniz bir şey yok. Sadece siz bir daha Kemal Sunal filmi izleyecek kadar toplumsal sorumlulukta değilsiniz demektir…

Neticede saçmalamak sadece kişiye özgü veya zekasal sıkıntı değildir. Saçmalamak sorumsuzca sorumluluk taşıyan zatların, tebessüm etmesine katkı sunmaktır. İşte burada gülümsemiş olmanızı görüntülemek isterdim diyemeyeceğim. Ancak yinede insanın etrafına gülümsemesi kadar kendisine de gülümsemesi gerektiğini vurgulamak isterim…

Bu gece Pançuni’de iki kadeh Tekirdağ altın serisi içmiş olmayı o kadar isterdim ki, Kırgızistan’da ki Yusuf ile veya Boloşi Erol ile yada çorbacı Sait ile olmadı ne yazık ki olmadı. Neden mi? Kafkasör Bayraklı Barınağın yerini dolduracak bir yer bulamadım henüz ondan olsa gerek…

  

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 799