• Ana Sayfa
  • »
  • “HANGİ BİRİSİ? HANGİ BİRİSİ?

“HANGİ BİRİSİ? HANGİ BİRİSİ?

samiozcelik08@hotmail.com


Değerli Dostlar. Ben bu yazımı 2009 yılında kaleme aldım. Aradan 8 yıl geçti. Buyurun okuyun. O günden bugüne ne değişmiş? Köşe yazılarına ilk kez 2003 yılında başladım. Ogünden bugüne yaklaşık 3 bin makale yazmışım. Geriye dönüp acaba hangisinde yanılmışım. Haksızlık etmişim diye tekrar okuduğum yazılarım var. Neredeyse hiç.. İşte 8 yıl önce yazdığım köşem:

“Temel Almanya’da çalışmakta. Arabası ile otoyolda yolculuk yaparken ters yola sapar. Kendisi ters yola girdiğinden habersizdir. Aracında bir de telsizi vardır. Bu arada Alman polisli helikopterle durumu tespit eder. Şu anonsu geçer:

“Otoşolda ters yöne giden bir araç var. Dikkat! Dikkat! Derhal müdahale edin. Temel de aracındaki telsizi alarak polislere cevap verir:

“Hangi bir araç, hangi bir araç, hepsi ters yola girmiş!

“Güzel bir şeyler yazayım” diyorum. Yazamıyorum. Güzel şeyleri yazma yeteneğini kaybetmişim.

Hayatım muhalefet olmuş.

Ama kör körüne muhalefet değil.

Benim çıkarım için hiç değil. Önce memleket sonra ben gelirim.

Memleketim yoksa biliyorum ki bende yoğum,

Şu anda olduğu gibi.

Türkiye’nin adı ben de, zenginliği ecnebilerde veya yabancı şirketlerde! Şimdi ben yukarıdaki fıkra misali hangi birisini sayacağım?

Satılan limanları mı?

Darphane gibi para basan Türk Telekom’u mu?

Bozulan ekonomiyi mi?

Boşalan köyleri mi?

Üst üste yığılmış şehirleri mi?

Boynunu dik tutamaz hale gelmiş vatandaşı mı?

Hangi birisi hangi birisi?

…..

Birkaç bilim adamı bir dağda kaybolurlar. Oralarda bulunan bir kulübeye sığınırlar. Kulübe boştur. Ortada bir soba vardır. Soba bir buçuk metre yükseklikte bir duvarın üzerine konmuş duruyor. Bilim adamlarından birisi matematikçidir. Tahminde bulunur. Derler ki:” Bu vatandaş bu duvarı bir buçuk metre yaparak ısıyı tavana bu mesafeden vurdurarak aşağıya tabana dönüşte X hesaplaması yaparak ısıyı dengeli yaymayı amaçlamıştır. Şu anki duyduğunuz ısı bu hesaplamanın eseridir!

Fizikçi olan:”Adam ısının yukarıdan aşağıya dönüş hızını ayarlayarak mükemmel bir ısı dengesini sağlamayı amaçlamıştır. Gördüğümüz kadarı ile bunu başarmıştır. Üçüncü bilim adamı bu bir tasarımdır. İç mimari yapıyı bu şekilde dizayn ederek çok enteresan kendine özgü bir şekil vermiştir. Bu adam gerçekten çok önemli bir adam. Helal olsun!”derler. Bu esnada köylü içeri girer. Davetsiz misafirlerine selam verir. “Hoş geldiniz. Buyurun oturun neden ayaktasınız? Kusura bakmayın odun toplamaya çıkmıştım.” Der. Bilim adamları köylüye sobayı neden bir buçuk metre yüksekliğinde bir duvarın üstüne kurdunuz” diye sorarlar. Kendi tahminlerini kontrol etmek için cevabı sabırsızlıkla beklediler. Köylü gayet rahat bir şekilde şu cevabı verdi.

“Kusura bakmayın ya boru yetmedi. Burada boru satan yerde yok. Dağ başında nerde bulacaksın boruyu. Bende duvar yaparak mesafeyi kısalttım. Boruya gerek kalmadı. Ondan “der. Üç bilim adamı da mat olmanın üzüntüsü ile oradan ayrılırlar.

……

Ben istemez miyim güzel şeyler yazayım.

Ben kronik kötümser biri değilim her halde!

Ben istemez miyim bu köşede

Türkiye’de işsizlik oranının % 1’e düştüğünü yazmayı

Eğitimde devletin ailelere yardım ettiğini,

İşsizlik maaşı verdiğini,

Herkesin okumasını sağlayacak çalışmaların yapıldığını,

Fabrikaların çeşit çeşit ürün ürettiğini,

Bu ürünlerin dünyanın 220 ülkesine ihraç edildiğini,

Türkiye’nin borcunun sıfırlandığını,

Halkın Gayri Safi Milli Hâsılasının kişi başına düşen gelirin 50 bin dolara çıktığını,

Herkesin ev sahibi olduğunu,

Kendi uçağını yaptığını, kendi otomobilleri, treni olan bir ülkeyi,

Elektronikte, bilimde, uzayda denizin altında, tıpta dünyanın merkezi olduğunu yazmayı istemez miyim?

Ama gelinde siz yazın.

Eğer yazmak kolaysa!

Eğer yalanlar ile mutlu olmayı becerebilirseniz,

Eğer gözlerinizi kapatınca darı ambarında kendinizi hayal edebiliyorsanız,

Eğer, milyonlarca işsiz genci yok saymayı başarabilirseniz

Buyurun gelin bu köşeye güzel şeyler yazın. Ben “Görünen Köy” köşesinden pılımı pırtımı toplayıp gitmeye hazırım.

Buyurun arkadaşlar. İşte kalem, yazın. Beni utandırın. Sizin görüp de benim görmediğim şeyleri yazın. Bende mahcupluk içinde bir gözcüye gider, bardakaltı kalınlığında camı olan bir gözlük alırım. Daha iyi görmek için!

ESEN KALIN
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1510