• Ana Sayfa
  • »
  • BUGÜN 120 KALP HASTASI 1 KARDİYOLOĞA 1 KARDİYOLOG İSE 120 HASTAYA BAKIYOR!

BUGÜN 120 KALP HASTASI 1 KARDİYOLOĞA 1 KARDİYOLOG İSE 120 HASTAYA BAKIYOR!

BUGÜN 120 KALP HASTASI 1 KARDİYOLOĞA 1 KARDİYOLOG İSE 120 HASTAYA BAKIYOR!

Geçen sabah telefonum çalıyor. Arayan Ankara`da ikamet eden Artvin’in değerli ağabeyi Tekin Üstündağ. Ankara’da bir hastanede Kardiyoloji servisinde sıra bekliyor. Kardiyolog 120 kalp hastasına bakacak. Bunlardan birisi Tekin ağabey! Onun sırası 60’larda, “şükür sıram  yakın!” diyor. Ama dönüp geride kalanlara bakıyor, sonra muayene odasındaki doktora bakıyor.
Empati kuruyor. Bir an doktor oluyor. Anında afakanlar basıyor. Göğsü daralıyor. Doktorun kendisinin kalp hastası olmaması kriz geçirmemesi mucize diye düşünüyor. Sonra bu sessiz düşündükleri içeride volkan etkisi gösteriyor. Sesli olarak birilerine anlatması, deşarj olması gerektiğine karar veriyor. Birkaç dostunu arıyor. Arananlardan birisi de ben oluyorum. Tekin Ağabey söze şöyle başlıyor.
“Sami seni sabah sabah aradım ama sonra pişman oldum yorgun oluyorsun geç yatıyorsun. 2 kere çaldırdım bırakacaktım. Açtın. Seni neden aradım biliyor musun? Dertleşmek için. Etrafta bunları konuşacağım anlatacağım insan bulamıyorum. Kimse bundan şikâyetçi değil. 
Gerçekten insanın çıldırası geliyor. Arz talep meselesi bu. Siz böyle sessiz kalırsanız bu böyle devam eder gider!. Hani bunlar sağlıkta devrim yapmış, çağ atlamışlardı. Şu an ben kardiyoloji de sıra bekliyorum. 120 kalp hastası bekliyor. Hastane ana baba günü. Bu kadar çok hasta var mı? Buradan nörolojiye de muayene olacağım. Onda da 120 hasta sıra bekliyor.
Kardeşim bu doktor da bir insan. Bu hastalar ciddi sağlık sorunları olan. Çok iyi muayene edilmesi gereken, ilgilenilmesi gereken hastalar. Bu doktor bunlara nasıl bakacak. Ancak uzaktan baksa. Birkaç soru sorsa ve gelecek cevabı beklese, hiç dışarı çıkması, yemek yemese ihtiyaçlarını karşılamasa belki muayene eder. Mucize yaratması lazım! Ama mucizeyi zaten hastalar yaratıyor. Ölmeden muayene olabiliyor ve evine dönebiliyorlar!
Bugünde ölmedik çok şükür diyorlar. Şimdi bu mu sağlıkta çağ atlamak. Hele ülkemizde bir doktora düşen hasta 800-900 ise burada bir çelişki var. Bir ülkenin iki temel ana direği vardır. Birisi eğitim, diğer sağlıktır. Bunlar olmadan hiçbir yapıyı inşa edemezsiniz. Bu iki kavram, ülkelerin, toplumların yaşam DNA’sıdır. Bizim yaşam DNA’mız Allah’a emanet.
Ölenlere Allah’tan rahmet kalan sağlar bizimdir. Onun günü de buraya kadarmış der, işi kadere başlar sorumluluklarınızı silersiniz. Sağlıkta doktor eksikliği bu kadar açık ve netken, ezelden beri buna neden çare bulunmuyor. Bir tarafta 500 bin öğretmen atanmayı beklerken diğer taraftan 150- 200 bin doktora acil ihtiyaç var.
BORÇKA ACİL SERVİS GÜN İÇİNDE 2 KEZ GELEN AYNI HASTAYI EVE GÖNDERİYOR
RİZE DEVLET HASTANESİ ACİL SERVİSİ  HASTA GELİR GELMEZ ALARMA GEÇİYOR!
Babam köyde hastalanıyor. Üşütmüş nefes almakta zorlanıyor. Sabah Borçka Devlet Hastanesi’ne getiriliyor. Burada acilde bakan doktor. Muayene ederek, ilaç yazıyor ve eve gönderiyor. Buraya kadar normal. Acil doktoru genelde de bunu yapabilir. Çok acil vakalarda yapması gerekenler de var elbet. Babam Borçka’dan 7 kilometre mesafedeki İbrikli Köyü Esentepe Mahallesi’nde oturuyor. 
Köye götürülen hasta tekrar akşamüstü fenalaşıyor. Nefes darlığı artıyor. Durumu ciddileşiyor. Kardeşim soğukkanlı olmasa paniklese durum daha kritikleşebilirdi. Yere düşüyor. Ateş 40’a vuruyor. Ambulans çağrılıyor. Yakın olduğu için kısa sürede geliyorlar. Tekrar acile getiriliyor. Aynı doktor. Apar topar acildeki revire yatırıp oksijen bağlıyor, serum takıyor. Ateşi ölçülüyor. 40 derece. 
Babamın renginden görüntüsünden etkilenen torunları çocukları ağlıyor. 2 saat kadar hasta orada serum ve oksijenle kısmen kendine geliyor. Ben de Artvin’den apar topar iniyorum. Ne kadar ağır hasta olduğu yüzünden kesik kesik konuşmasından, ellerinin titremesinden, ses tonunda belli. İner inmez, hemen Artvin ya da Rize’ye sevk edilmesi gerekiyor. Burada bekletmenin bir faydası yok. Babamın zatürree belirtisi var.” Dedim. Orada bekleyen kardeşlerim bana güldü. Sen ne anlarsın doktor musun diye!.. Aslında halklıydılar ben tahmini olarak söyledim elbet.
BU HASTA EVE GÖNMDERİLEMEZ YA ARTVİN YA RİZE’YE SEVK EDİN!
Bunları kardeşlerimle konuşurken acildeki doktor geldi. “ Amca seni eve gönderiyorum, vereceğim ilaçları kullan bir hafta sonra gel deyince şok oldum!. Ben sağlıkla uzaktan yakından ilgisi olmayan kişi olarak hastanın çok ağır bir süreç geçirdiğini anlıyorum, Tıp Fakültesini bitirmiş doktor bunu anlayamıyor. Bu inanılmaz bir şeydi benim için. Anında tepkimi koydum. ”Bu hastayı sabah üşütme normal deyip köye göndermişler, Orada komaya girmiş, ambulans çağırmışlar.
Şimdi de siz gönderiyorsunuz. Bu hasta nasıl eve gönderilir? Deyince sabah ben gönderdim demez mi? O zaman diyecek söz buladım söz bitti anlayacağınız. “ Siz gerçekten doktor musunuz? Bu hastayı derhal ya Artvin’e ya Rize’ye sevk edeceksiniz. Sevk etmek zorundasınız. Bu hasta iyi değil Bu hasta köye gider mi? Siz zaten sabah bir hata yapmışsınız. Şimdi daha büyüğünü yapıyorsunuz” dedim. “ Ben sevk edemem!” dedi. Kardeşlerim araya girdi. “Sevk istemez biz kendimiz götürürüz.” Sevk etmesin dediler.
RİZE DEVLET HASTANESİ ACİL SEVRVİSİNE BABAMIN TEDAVİSİNİ 
SÜRDÜREN DOKTOR VE SAĞLIK PERSONELİNE TEŞEKKÜR EDERİM
Ya sabır diyerek Rize’den gelen eniştemin özel aracıyla arka koltukta Rize’ye götürüldü. Rize Devlet Hastanesi hasta gelir gelmez adeta alarma geçiyor. Tahliller röntgenler, doktorların yoğun ilgisi. Herkes bundan dolayı duygulanıyor. İşte hastaya, insana böyle değer verilir…
Aklımdayken Rize Devlet Hastanesi acil personeli ve şu an tedavisini yapan doktor, sağlık personeli ve hastane yönetimine teşekkür ediyorum. Sonuçta babamın zatürree olduğu, prostat sorunu yüzünden böbreklere baskı oluştuğu, kandaki üre ve iltihap oranının yüksekliği nedeniyle ateşi çıktığı anlaşılıyor. Hemen yatırılıyor. Borçka’daki acil servisteki acemi doktor gibi eve gönderelim demiyorlar. Babam hala 10 gündür tedavi görmeye devam ediyor.
Bir başka yaşadığım olayı anlatayım. Arkadaşım, dostum DHA eski muhabiri ve fotoğraf sanatçısı Hakan Aydın hastalanıyor. Sabahın dördünde acile gidiyor. Acilde ona bir ilaç yazıyorlar geriye gönderiyorlar. Ama o da gün içinde nefes alamaz hale geliyor. tekrar Hastaneye çıkıyor. Bu sefer beni haberdar ediyor. Beraber gidiyoruz. 20 şubat gecesinde nöbet tutan doktor ve sağlık ekibi Hakan Aydın’ı dinliyor. Önce ciğer filmi çektirdiler. Ardından oksijen bağlandı. Ve göğüs uzmanına görünmesi için randevusu yazıldı. Yakından ilgilendiler. Bütün hastalara aynı şekilde sıcakkanlı ve yürekten ilgiyle bakıyorlardı. Ben o gece görev yapan doktora, yardımcı personeline teşekkür ediyorum.
ACİL SERVİSLER KIZ BAKMAK İÇİN GELENLERLE DOLMUYOR!
Demem o ki Acil servisler, kız bakmak için gelenlerle dolmuyor. Hastalar var burada. Nefes alamayan, bir yerleri ağrıyan, derman arayan hastalar var. Ve bu hastalara bakan çok zor işi yüzünü ekşitmeden yapmaya gayrete den doktorlar var.
Bu işi sevgisiz, zorundan yapan, bilgisi, ilgisi eksik olanlar lütfen bu işi yapmayın. Sizin yüzünüzden insanlar ölebilir. Acil Servis bizde yanlış işliyor ve yanlış çalışıyor. Bu doktorların sorunu değil. Onun için bir başka yazımızda anlatacağız. Sağlıkta çağ atlama hastaların memnuniyetiyle test edilir. Tedavideki başarıyla ölçülür. Görevini güzel, layıkıyla, önce insan anlayışıyla, Hipokrat yeminini yaşatarak yapan tüm doktorlarımıza saygıyla..
ESEN KALIN

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 355