• Ana Sayfa
  • »
  • ALLAH AMERİKA`NIN TRUMP’INI VERDİ!

ALLAH AMERİKA`NIN TRUMP’INI VERDİ!

ALLAH AMERİKA`NIN TRUMP’INI VERDİ!
Başkanlık böyle bir rejimdir. Seçilen kendisini bir halt sanır. Devletten, milletten büyüktür artık!.. Şimdi sıcak bir örnek var. Trump!..Allah Amerika’nın Trump’ını verdi!. Bu adam Amerika’nın başına bela oldu. Öyle bir bela ki; 16 eyalet şimdiden ayaklanmış durumda. Adam bir kere normal değil. Her şeyi anormal olan, dünyayı babasının malı sanan bir adam!. Amerikalılar ve dünya beğenmedikleri Obama’yı mum ile arayacaklar. Çünkü Obama, söz diniyordu. Daha insancıldı. Katı değildi. Bu arada Trump, şimdiden alay konusu olmuş durumda. Öyle benziyor ki Onu ABD Halkı bile dinlemeyecek!. Adam ırkçı, beyaz lahanacı! Kara lahana ABD`ye giremez!. Müslümanlara ABD’yi toptan yasaklayacak. Ufak ufak alıştırıyor!..Hoş müslümanlar da ne diye bu Hıristiyan ülkesine akın akın gider bunu da anlamıyorum. Mesela Suriyeliler, bizimkiler, zengin Arabistan`a gitse ya!.. Hem Müslüman’ım de hem de Müslüman düşmanı ülkelere koşa koşa git. Siz nasıl bir ruh hali içindesiniz merak ediyorum doğrusu? Müslümanlar onun döneminde Amerika’da rahat etti!. Ama Ortadoğu’da birbirlerini doğradılar. Çünkü Obama’nın izlediği politika kardeşi kardeşe boğazlatma, mezhepler arası düşmanlıkları körükleme çalışmaları yaptı. Bu IŞİD denen terör örgütü gökten zembille inmedi!. IŞİD hep Şiileri boğazladı! Bunlar söz de Müslüman’dı!. Oysa İslamiyet’te karıncaya bile bilerek ayak basamazsınız ayetleri varken, bunlar insan boğazladılar. Şimdi bu belayı defetmek için askerimiz Suriye’de savaşıyor, şehit oluyor. Sözde koalisyon güçleriyle hareket ediyoruz. Ortada koalisyon askerlerinden eser yok. Uçaklarla zırt o yanı, zırt bu yanı devriye atıp üslerine dönerken, Mehmetçik ateş çemberinde savaşıyor. Şimdi Amerikan Halkı gelmiş, geçmiş en kötü başkanları ile başları dertte. Trump, bildiğiniz kendisini başkan yapmış olan halka kafa kafa tutuyor. Halk ile bilek güreşi tutuyor!. Kendisini halktan büyük, bir halt sanıyor. Halk Trump’un bir halt olmadığını çok yakın zamanda ona anlatacak. ABD 4 Temmuz 1776 yılında kuruldu. O tarihten bu yana Trump gibisi gelmedi. ABD böyle dengesiz adamların başkan olabileceğini önceden hesap ederek tamamen bağımsız yargı oluşturdular. Başkan geldiğinde yargıçlar ayağa kalkmaz. Haaa , bir de yargıçların cübbelerinde ilik ve düğme yoktur. Bizim kiler ise fermuarlısını icat ettiler. Adliye saraylarında yapacakları adli yıl açılışlarını Beştepe Sarayı’nda yaptılar!. Devam edelim. Trump’un imzaladığı bazı kararlar yargıdan zınk diye geri döndü. Trump çıldırdı. Benim imzamı nasıl geri çevirirsin!. Ne oldum delisi şaşkının bilmediği bir şey vardı. ABD’de 45 başkan değişti ama ABD kuruluş yasası 1776 yılından beri hiç değişmedi. ABD’de başkanlar değişir yasalar değişmez. Ya bu yasalara uyarsın ya da ancak gidersin! Diyorlar. ABD’de müthiş bir denetim mekanizması var. Yolsuzluk, hırsızlık, arsızlık yapma girişiminde bile bulunamazlar!. Böyle bir durumda başlarına ne geleceğini çok iyi bilirler. Amerika’da kanunlar kesindir. Aykırı davrananlar kim olduğuna bakılmaksızın uygulanır. Onun için bizimkiler Amerikan başkanlık sistemini istemezler. Benim düşüncemde başkanlık sisteminin hepsi sakıncalıdır. Çünkü nihayetinde tek adam hâkimiyeti vardır. Bir adamın koskoca bir ülkeyi omuzlaması olanaksızdır. Güçler ayrılığı aslında idarecilere görev paylaşımı sağlar, işlerini hafifletir. Yanlış gidişleri durdurur. Yok, her şeyi ben yapacağım, derseniz ülkeyi de kendinizi de batırırsınız. Vaktiyle bir fabrikanın çok başarılı CEO’su varmış. Adam işinde çok iyi... Fabrika tıkırında. Her şey yolunda. CEO ayak ayak sütüne atarak çok rahat şekilde işi yönetiyor. Patron mutlu. Çalışanlar huzurlu. Ancak bu CEO fazla ücret alıyor. Bir gün fabrika patronunun bir arkadaşı, “bu CEO’ya bu kadar para vermek zorunda değilsin. Aynı işi yarı fiyatına yapacak çok çalışkan adam var” der. Patron, “ne gerek var, benim işler iyi gidiyor” dese de arkadaşı; “Yazık, ne gerek var. Aynı işi benim dediğim adam yarı fiyatına yapıyor. Hem de bir dakika yerinde durmuyor. Bu senin ki ayak ayaküstüne oturup bu kadar çok maaş alıyor! Benim dediğim adam Acayip çalışkan adam” diyerek adamın beynine girer. Patron, bu çalışkan işi profesyonelce bilen CEO’ya bu işi yarı fiyatına yapacak birini bulduğunu, o paraya yaparsa işine devam etmesini yapmayacaksa bırakmasını söyler. Adam hiç itiraz etmez. İşi bırakır. Yarı fiyatına bir dakika yerinde durmayan adam göreve gelir. Fabrika ilk ayda zarar yazmaya başlar. Adam gerçekten bir durmuyor. Sabahın beşinden akşamın on ikisine çalışıyor. İkinci ay zarar daha da artıyor. Adam daha çok koşuyor, üçüncü ayda zarar iyice büyüyor. Burada bir terslik vardı. Neler oluyordu. Patron işçilerin arasına iner. İşçilerle Şeflerle konuşur. Bu kadar çok çalışkan CEO varken neden sürekli zarar artıyor? Diye sorar. Gelen cevap; “Efendim, önceki CEOmuz bize kendi alanımızda eğitim verdi. Herkes kendi alanında özgür bir şekilde çalışacak. Ne lazımsa, ne alınacaksa o bölümün şefleri çalışanları karar verecek, bana sadece bilgi verilecek. Ben de imzalayacağım.” derdi. Bize tam anlamıyla güvenir ama çaktırmadan denetlemesini de yapardı. Biz ne gerekiyorsa onu rapor eder sunardık. İşler böyle saat gibi tıkır tıkır işlerdi. Sonra bu CEOyu getirdiniz. Bu her şeye karışıyor, her birimin işine burnunu sokuyor. Anlamadığı işlerde hatalı kararlar ve alımlar yapıyor. Ona sormadan kimse elini kıpırdatamıyor. Bir vida alınacak olsa onun onayı gerekiyor. Alımı kendi yapıyor, anlamadığı halde kendisi takmaya çalışıyor. Biz ne yapacağımızı şaşırmış durumdayız. Eğer bu adam devam ederse bu fabrika batar ve biz de işsiz kalırız” derler. Patron bu şikâyetlerin haklılığını her ay hanesine yazılan zararlar ile acı bir şekilde test eder. Ucuz adamı nazikçe teşekkür ederek geri gönderir. Fabrikayı, güçler ayrılığı ve çalışanlara duyduğu saygınlıkla yöneten eski CEO’yu yeniden arar. CEO ona. “ben bir profesyonelim. Elbette ki geriye dönerek çalışırım. Ama bir şartım var. Geriye dönersem eskiden aldığım ücretin iki katını isterim” der. Patron kabul eder ve bu CEO ile işe devam eder. Sonuçta zarar tekrara ortadan kalkar. Burada anlatılmak istenen şudur; Bir kişi çok çalışkan da olsa bir işi tek başına yapamaz. Mutlaka çok iyi bir ekip kurularak, fabrikanın çalışma prensibi mantığı ile görev yapması gerekir. Başkanlık her işi ben yapacağım diyen ucuz CEO’nun işine benziyor. Sonuç hem kendisi için hem fabrika için gereksiz ve çok zararlı bir deneyim! Bir sistem tüm birimleriyle, enstrümanlarıyla bir adama bağlanırsa sonuç yukarıdaki hikaye olur. Bakın Kazakistan 25 yıllık başkanlık sisteminden vazgeçiyor. Parlamenter sisteme geçiyor. Neden acaba? ESEN KALIN

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 334