• Ana Sayfa
  • »
  • ARTVİN DÜNYADA YAŞANACAK 100 KENTTEN BİRİSİ ÖYLE Mİ?!

ARTVİN DÜNYADA YAŞANACAK 100 KENTTEN BİRİSİ ÖYLE Mİ?!

ARTVİN DÜNYADA YAŞANACAK 100 KENTTEN BİRİSİ ÖYLE Mİ?!

Artvin dünyada yaşanacak 100 kentten birisiymiş. Bunu dünyada itibarlı bir araştırma şirketi yapmış ve saygın dergilerde yayınlanmış. Sonra geçen yıl Türkiye’nin en güvenli en huzurlu kenti seçildi!.
Sokak çocuğu olmayan, tinercisi bonzaicisi olmayan İl Artvin. Şimdi çeşitli ihbarlar geliyor. Balliciler, bonzaicilerin var olduğunu söylüyorlar. Bir tanesine bizzat ben şahit oldum. Gökorman’da balli yada bonzai kullanmış biri gece 23.00 sularında belediye durağında uzanmıştı!. 155’i aradım. Baktılar bilmiyorum. Çünkü emniyet her konuda uyarı yaparken bu konuda hiçbir bilgi vermemiştir. Konu hakkında pek bir bilgimiz yok.
Ama ne olduysa o ilanlardan sonra oldu. Şu HES projeleri yok mu? Doğanın kanını emen, doğanın asli unsurunu borulara, betonlara, tüneller hapseden zararları korkunç olan dere HES’leri!.. Büyük barajları konuşamıyoruz bile.
Avrupa Birliği ülkelerinden herhangi birinde veya Amerika’da, Uzak Doğu’da,
Hatta Afrika’da bu kadar sorumsuz, bu kadar. Acımasız, parçalayan, kirleten, yok eden bu kadar korkunç projelerin ve de yapan firmaların olabileceğini düşünemiyorum. Hiçbir dünyalı, dünyaya bu kadar zarar verme hakkına sahip değildir. Bırakın dünyalıyı, dünyayı (aslında bırakamazsınız) hadi “o bizi aşan mesele” diyelim. Türkiye’de Artvin’de burnumuzun dibinde bir doğa katliamı yaşanıyor. HES Proje müteahhitleri Artvin’i katlediyorlar. Ormanlarını kırıyorlar, sularını kirletiyorlar. Bunlar orman zararlılarından da beter! Bunların yüzünden;
DÜN
Köpük köpük akan köylerin derelerinde, kırmızı benekli alabalıklar dans ediyordu.
Hayvanlar kana kana sularını içiyordu. Orman sakinleri; kuşlar, börtü böcek bu sularda hayat buluyor, bulundukları yerlere anlam katıyorlardı… Yeşil, cennetin yeşiliydi…
Köpük köpük akan dere suları bostanları, çayırları, bahçeleri sular, organik ürünlerin kokusu şehirleri sarıyordu…
İnsanlar buraları görünce şehirlerden nefret ederlerdi…
BUGÜN
Dereler akmıyor. Hapiste! Suçu;
İnsanlara hayat sunmak!..
Fakirlerle, köylülerle dostluk kurmak!..
Onların ambarlarını ürünlerle doldurmak!.. 
Köylülerin sağlığını koruyarak!..
Hastalık yaşanmadığı için ilaç firmalarına, zarar vermek!..
“Köyde yaşayan çocukların yanaklarının al al olmasına katkı sağlamak!..
Kısacası paraya, maddiyata önem vermeyerek, ona buna, yaradılış gereği kan vermek, can vermek! Artvin’in bütün dereleri aynı suçu işlemiş varsayılarak hepsine ceza yağdırılmış! Verilen cezada;
“Bundan sonra öyle köpük köpük akıp da insanlara, fakirlere, köylülere görünmeyeceksin.
“Bunun için köpüklerini karartacağız.” diyerek Köpüklerine madeni yağlar, dinamit tozları, kanserojen kimyasallar kattılar.
İnşaat çalışması boyunca öyle başıboş aşağıya doğru akıp her geçtiğin yerde kimseye, yaranmayacaksın!
Senden 49 yıl para kazanacağım. Sen 49 yıllığına bana akacaksın. Ben senle elektrik üretip para kazanacağım! Ondan sonrası tabi yine ben alacağım!.
Benimsin, yalnızca benimmmm! O kadar…
Hayvanlar, kuşlar, böcekler senin yüzünden buraları terk etmiyor. Sesleri rahatsız ediyor! Onlara su olma!
Yine inşaat boyunca kara kalın hortumların içersinde yalnızca yapılan tünellerin içine akacaksın. Orada iyice kirlendikten sonra en pis halinle dışarı çıkacaksın! 
HES firmalarının verdiği zarar asırlarca telafisi olmayan zararlardır. Köylere verdikleri zarar karşılığında bazen köylüler “yapacak bir şey yok bari içme sularımızı veya köyümüzün şu işini yapsın” deseler de firmalar buna da yanaşmıyorlar. Bildiklerini okuyorlar.
“Çevre haftası” içinde Yetkililer bu haftaları, gazeteye verdikleri demeçlerle, radyolarda, internetle anlatıyorlar. Yetmez. Japonya çocuklarını eğitirken, Hiroşima ve Nagazaki’ye götürerek Amerika’nın Japonya’ya yaptığı kötülük çocukların görseline sunuyor. Özellikle 2002’dan bu yana gazetecilik yapıyorum. 
Artvin’de HES’lerden, barajlardan ve yollardan dolayı yapılmış çevre katliamını gözlerimle görmüş ve yüzlerce haber yapmış bir gazeteciyim. .
Bu makaleleleri yazmayı gazetecilikten öte insanlığın gereği saydım. Biz bu tür haberleri yapınca Artvin Valiliği birçok HES firmasına cezalar kesmiş. Mühürlemiş. Ne yazık ki onlar hazırlıklı, tecrübeli, Hemen bir yolunu bulup bunları da geçiştirebiliyorlar. Artvin’de 116 HES projesi varmış. Bu da başımıza daha nelerin geleceğinin habercisi olsa gerek!.
Madem yap işlet devret modeli ile yapılıyor, buraları devlet yapsın köylüye devretsin, köylü işletsin. Devletin bir HES’i yapacak parası yok mu? Devlet yapsın, köylü çalışsın, 49 yıllığına değil(!) ömür boyu devletine üretsin. İnşaat esnasında bir çalının bile zarar görmesini engelleyecek tedbirlerle, hem ülkeye ekonomiye kazanç sağlasın, hem de köyleri, dağları, asıl sahiplerine vererek güçlü, kendi kaynaklarını kendisi kullanıp üreten, kendi ayakları üstünde başkasının yardımı olmadan dimdik ayakta duran bir ülke ekonomisi kurmak çok mu zor?
Artvin katlediliyor. Alabalık’ta, Şavşat’ta, Yusufeli’nde, Borçka’da.. Artvin’de iş yapan firmalar her gün denetlenmeli. Bunlar artık güven sarsmış sabıkalı firmalar. Cezalar öyle 80- 100 bin TL değil, trilyonluk cezalar verilmeli. Bunların yaptıkları katillikle eş. Hatta daha da beter. Bunlar toplu katliamcı! Devlet size iş verdi.
“Doğayı kirletin, katledin” demedi.
“Havayı kirletin” demedi...
“İnsanların evlerini aşırı miktarda dinamit patlatarak çatlatın” demedi.
“Her şeyi yok ederek iş yapın” demedi.
“Ormanlara dev gibi taşları yuvarlayarak zarar verin” demedi
“Derelerini, hortumunuza bağlayıp, kirletin, akışını değiştirin, kurutun demedi!
Maalesef. Artvin’in doğası bozuldukça cazibesini de kaybediyor!. Artvin önce dünyada yaşanılacak 100 kentin arasında gösteriliyor! Sonra TÜİK tarafından en huzurlu ve en güvenli kent seçiliyor, sonra bilumum musibet yağdırılıyor. Ben de bunu anlayamıyorum. Önce sevip sonra neden öldürüyorsunuz?
ARTVİN’CE KALIN

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 325