• Ana Sayfa
  • »
  • BU SİYASİ BİR SEÇİM DEĞİLDİR!

BU SİYASİ BİR SEÇİM DEĞİLDİR!

BU SİYASİ BİR SEÇİM DEĞİLDİR!

Değerli dostlar; Yazılarıma bu giriş ile başlamamın elbette ki çok önemli bir nedeni var. Referandum bir parti için yapılmıyor. Türkiye’nin geçmişi ve geleceğini direk etkileyecek son virajdır bu. 79 milyonu bir arada tutan, kadını erkeği, sağını solunu, muhafazakârı olumsuz etkileyecek bir tercihle karşı karşıyayız.

Mesele “EVET” ya da “HAYIR” münazarası değil! Mesele çok ciddi ve düşünülmesi gereken bir meseledir. Genelleme yapılarak,“Hayır”cılara terörist, “Evet”çilere yobaz yaftası vurulması bu halkı referandum öncesi ikiye bölmekten başka bir işe yaramayacaktır. Ve bunu Büyük Ortadoğu kapsamında birileri çok istiyor!.. Onlar istiyor diye ülkemizi halkımızı böldürtemeyiz.

KİMSE “EVET”İ SAVUNUYOR DİYE YOBAZ,

HAYIR”I SAVUNUYOR DİYE TERÖRİST OLMAZ!

Onun için yazılı, görsel ve sosyal medyada birbirimizi kırmadan anlatmalı ve anlamaya çalışmalıyız. “EVET”i savunan bir kişiye hakaret ederek onu kazanma şansınız asla kalmaz. Ama seviyeli, dostane sabırla, onu kazanma yollarını aramak, neden karşı çıktığınızı her gün bir örnekle, önemli alıntı yazılarla ikna etmeye çalışmak en güzelidir. Aynı şekilde bir kişi “HAYIR” diyor diye ona her türlü suçlama, hakarette bulunmak da aynı şekilde bize, birbirimize 79 milyona zarar verir. Ben Hayır diyorum diye birisi bana burada ismini yazarak reklamını yapmak istemediğim terörist gurupların mensubu diyorsa elbette ki bu insanları üzer.

KAFADAN AYRIŞMA BÖLÜNMEYİ GETİRİR!

Değerli dostlar; konuya şuradan bakalım. Bu konu hepimizi ilgilendiriyorsa ayrıştırma cümlelerini asla kullanmayalım. Hangi görüşte olunursa olunsun. Keskin yazıp insanları yaralayan kişiler uyarılsın. Örneğin, “HAYIR” ı savunurken “EVET” diyenlere hakaret edip, aşağılayan üslupta yazı yazanları “Hayır”ı savunanlar uyarmalı. Uyarmalı ki; Bu insanları kazanabilmek için bir yol kalsın. Asla bunlar böyledir. Bunlar bilmem nedir? Bunlar anlamazlar gibi kesip atıcı ve tüm diyalog yolunu kapatıcı cümlelerden uzak durmalıyız.

ÇIKIŞ NOKTAMIZ BİZ VE ÜLKEMİZ OLMALI

Çıkış noktamız kesinlikle ‘BİZ VE ÜLKEMİZ’ olmalı. Kurtuluş Savaşı ruhundan, yola çıkılmalı orada genci, yaşlısı, kadını erkeği, herkes ama herkes omuz omuza verdiği için bugün SEVRE rağmen Türkiye Cumhuriyeti kuruldu. Unutmayalım ki, bu da bir ülke meselesidir. Hepimizin meselesidir. Çok tehlikeli, milli İrade dediğimiz şeyin üstüne bir makam inşa etme meselesidir. Bu milletten Allah’tan başka hiç kimse büyük olamaz. “EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLLETİNDİR.” Eğer bir kişi milletin iradesini sınırsız kendi istekleri doğrultusunda kullanmaya kalkarsa orada büyük sıkıntı olur.

BUGÜN ERDOĞAN İÇİN DÜŞÜNENLER

YARIN ÜLKEMİZ İÇİN DÜŞÜNSÜN

Bugün Erdoğan için düşünenler, yarın ülke için düşünsün. Ondan sonra gelecek kişi kendisini melek gösterip, seçildikten sonra şeytan çıktığında bunun zararını hepimiz göreceğiz. Çünkü bu referandum bir kişiye dünyada ne geçmişte ne şimdi ne de gelecekte bu kadar olağanüstü yetkiler verildiği

kayıtlarda bulunmuyor. Eğer bunları kimseyi kırmadan anlatırsak inanın buradan “HAYIR”lı bir sonuç çıkar. Ve ben şuna inanıyorum. Birçok AKP’li aynı şeyi sessizce düşünüyor. Hem ülkeyi hem de Erdoğan’ı düşünüyor.

YANLIŞ ÇIKIŞLAR AKSİ TESİR EDİYOR!

Olası bir “evet” ile hem ülkeyi hem Erdoğan’ı büyük sıkıntıya sokabileceğinden endişe ediyor. Cumhurbaşkanı olmuş, istediği her şeyi yapabilen Recep Tayyip Erdoğan’ın bugün her yetkiye sahip olduğunu, istediğini yapabildiğini görüyor. Buna gerek olmadığını düşünüyor. Onu bu şekilde korumayı planlarken, bazı kimseler, kullandıkları sert kelimelerle bu insanları inadına oy vermeye zorlama yapıyor. Ülkeye kötülük yapıyor. Sussanız vallahi de daha iyi hizmet etmiş olacaksınız. Bununla ilgili çok güzel atasözlerimiz var. Yazmayacağım.

BU KONU BİRİLERİNİN KENDİNİ

GÖSTERME İSPATLAMA MESELESİ DEĞİL!

Unutmayalım. Konumuz kuru bir “evet” ya da “hayır” okul münazarası değil. Birilerinin kendini gösterme, öne çıkması patlama platformu da değil. Aklımızı başımıza almalı. Bir elin parmakları arasında ayırım yapılıyor unutmayın. Başparmağa en küçük sensin diyorlar. Serçe parmağını gereksiz görüyorlar. Varsa yoksa en uzun parmak, gerisi gereksizdir algısı ile yumruk olmamızı engelleyen iç ve dış mihraklara bir şahısta değil, bir ülkede buluşup bir yumruk olup suratlarının ortasında patlayalım. Bu kıssayı anlatıp bitireyim.

HEP OLMAYI BAŞARIRSAK HİÇ OLMAKTAN KURTULURUZ!

Bir babanın bir düzine oğlu varmış. Ölüm zamanı yaklaşınca bütün kardeşleri çağırıyor. Benim ömrüm bitmek üzere, bugün yarın dünyadan ahrete göç edeceğim. Size bir nasihatim olacak” der. Hepsine birer çubuk verir. Şimdi bu çubukları kırın der. Hepsi hiç zorlanmadan kuru çubuğu kırarlar. Baba bu kez bir düzine çubu u ellerine verir.

Hadi bakalım şimdi de bunu kırın. Çok zorlamalarına rağmen hiç birisi kıramaz. Baba nasihatini verir. “Eğer ayrışırsanız o çubuk gibi sizi kolayca kırar, yok ederler. Ama bir olursanız sizi kimse kıramaz. Sizi kırmak için önce ayrıştırırlar, Buna çok dikkat edin evlatlarım.” der. Bizim destemiz 89 milyon Türk Halkıdır. Bağımız 783 bin km karelik Türkiye Cumhuriyeti’dir. Hep olmayı başardığımızda hiç olmaktan kurtuluruz…

ESEN KALIN
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 599