• Ana Sayfa
  • »
  • BUNU ÖZELLİKLE ATATÜRK SAYESİNDE BİR YERLERE GELEN KADINLAR OKUSUN!

BUNU ÖZELLİKLE ATATÜRK SAYESİNDE BİR YERLERE GELEN KADINLAR OKUSUN!

BUNU ÖZELLİKLE ATATÜRK SAYESİNDE BİR YERLERE GELEN KADINLAR OKUSUN!

Bugün çok anlamlı olduğu için bir yazıdan alıntı yapacağım. Kadınların lokantaya bile gidemedikleri yıllara gideceğiz. Cumhuriyet yeni ilan edilmiş ama toplum hele yeniliklere alışmış değil!. Kadın dışarı çıkıp lokantada yemek yiyecek. Bu bir başkaldırı, bu bir devrim. Kadın kim ki erkeklerin yemek yediği lokantada yemek yiyecek? Bugün bile bunu anlamayan kadınlarımıza ithaf edeceğim bu yazımı!
Bir büyüğüm anlatmıştı. Bir akrabası İstanbul’da bir semtte bilinen bir adreste arkadaşı ile buluşması gerekiyor. En bilinen yer ise Cumhuriyet meydanındaki Atatürk Anıtı’dır. Arkadaşı ona o anıtın önünde beklemesini, kolayca bulacağını söyler. O kadın Atatürk Anıtı önünde beklemeyi reddeder!
Bunu gören ve duyan büyüğümüz çok üzülür ve onunla bir daha konuşmaz. Çünkü o kadın sokağa çıkmayı bile Atatürk`e borçlu olduğunu bilmiyordu, O kadın karanlığın içinde aydınlık bir dünyaya Atatürk sayesinde kavuştuğunu bilmiyordu. Maalesef milenyumda bugün olduğu gibi!
Ne yazık ki milletvekili olmuş, belediye başkanı muhtar, avukat, pilot, savcı, doktor olmuş kadınlar da bunu bilmiyor! Bilmek istemiyor. Atatürk`e bir kere olsun teşekkür etmiyor ve anmıyor. Üstüne, bir de eleştiriyor, çocuğunu Atatürk düşmanı olmasa da Atatürk ve ilkelerinden uzak yetiştiriyor! Biz buna kısaca “nankörlük” diyoruz. Bindiği dalı bile bile kesmek demektir.
Bugün Arabistan`da "Kadın İnsan mıdır?" başlığı ile konferans yapılıyorsa, erkeğin kaybolduklarında açlıktan ölmemek için çölde kadınını yiyebileceğini, kadın öldüğünde ilk 6 saat içinde erkeğin cinsel ilişkiye girebileceğini fetva olarak veren sapkınların, anlatılan, özlenen İslam`ın yerine bunların saltanatının sürdüğü bu dönemde kadınlar haklarına sahip çıkmıyorsa geriye doğru gidiyorlar demektir.
Bugün partilerde kadın kolları siyasette ise bu Atatürk ile mümkün olmuştur. Bugün kadın toplumun içinde, ekonomide, sporda, tıpta, bilimde, eğitimde öncü ise Atatürk sayesinde olmuştur. Toplum olarak çok şey kaybediyoruz. Ama en çok kadınların kaybedecek. Bunu ancak kaybettiklerinde anlayacaklar!
….
İLK TÜRK KADIN AVUKAT LOKANTAYA GİDERSE
Atatürk kadına insan demeyenlere inat, kadın insandır, anadır, kadın toplumun aynası, omurgası, öncüsüdür demiş ve dünyada Avrupa’dan bile önce seçme seçilme hakkı vermiş bir liderdir. 1920’lerde kadın avukat olmuşsa bu özentisi içinde oldukları padişahlar sayesinde olmamıştır. Bu nedenle bu yazıyı köşemden yayınlıyorum.
Süreyya Ağaoğlu, Türkiye`nin ilk kadın avukatıdır. 1924-25 ders yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi`ni bitirdikten sonra, Ankara`ya ailesinin yanına döner.
Bir arkadaşıyla birlikte Adalet Bakanlığı`nda staja başlar, İlk günlerin heyecanı geçince, bir sorunla karşılaşırlar: Öğle yemeği işini nasıl çözeceklerdir? Evlerine gidemezler, evleri bakanlığa çok uzaktır. Lokantaya da gidemezler. Aslında o zamanlar Ankara`da yemek yenebilecek bir lokanta, "İstanbul Lokantası" vardır. Ama hep milletvekillerinin yemek yediği bu lokantada, kadınların yemek yediği görülmüş şey değildir…
Türkiye`nin, bu ilk kadın stajyer avukatları, öğle yemeklerini, bir süre için peynir ekmek yiyerek geçiştirirler. Ama sonunda dayanamazlar...
Zamanın Basın-Yayın Genel Müdürü olan babası Ahmet Ağaoğlu`na giden Süreyya, öğle yemeklerini İstanbul Lokantası`nda yiyebilmek için izin ister. Ahmet Ağaoğlu, bunda bir sakınca görmez, peki, der.
İki arkadaş, ertesi gün öğleyin lokantaya gider, küçük bir bölümüne geçip güzel güzel karınlarını doyurur. Ahmet Ağaoğlu`nu ve kızını tanıdıkları için kimse yüzlerine bir şey söyleyemez, ama arkalarından konuşmalar başlar. Homurdanmalar ve şikâyetler yükselir.
Şikâyetler aynı gün, zamanın başbakanı `Rauf Bey`e de iletilir. Rauf Bey de Ahmet Ağaoğlu`nu arayıp durumu anlatır.
Süreyya, o akşam eve döndüğünde, babasının kendisini beklediğini görür. Ahmet Bey hemen konuya girerek, "Başbakan Rauf Bey, senin ve arkadaşının lokantada yemek yediğinizi ve herkesin bunu konuştuğunu anlattı. Bundan sonra öğle yemeklerine bana gelin," der.
Süreyya çok üzülür, ama yapacağı bir şey yoktur.
Birkaç gün sonra, Atatürk ve eşi Latife Hanım, Ahmet Ağaoğlu`na misafirliğe gelir. Sohbet edilirken, söz bu konudan açılınca, Süreyya Hanım, olayı bütün açıklığıyla Atatürk`e anlatır. Onun, kendisini anlayacağını ve destekleyeceğini düşünmektedir. Oysa onu dinleyen Atatürk, "Babanın da, Rauf Bey`in de hakkı var" demesin mi?
Büyük bir hayal kırıklığına Süreyya, ertesi gün bakanlıktaki odasında çalışırken, bir yetkili telaşla içeri girer : "Süreyya hazırlan, Paşa seni yemeğe götürecekmiş"
Süreyya şaşırır, apar topar kapının önüne çıkar. Yanında bir milletvekili ve yaveriyle arabada oturan Atatürk, onu görünce, "Latife bugün seni öğle yemeğine bekliyor," der.
Süreyya hem şaşkın hem sevinçlidir. O bindikten sonra hareket eden otomobil İstanbul Lokantası`nın önünden geçerken, Atatürk, birden şoföre durmasını söyler. Bozüyük milletvekili Salih Bey telaşla yanlarına gelince, Atatürk, herkesin duyabileceği bir sesle, ona, "Bugün Süreyya`yı bize götürüyorum, ama yarın buraya gelecek, yemeğini lokantada yiyecek" der.
Süreyya`nın şaşkınlığı daha da artar.
Ne olup bittiğini, Latife Hanım, yemekte, onun kulağına eğilip, "Paşa, dün akşam bu lokanta olayına çok kızdı, ama babanı senin yanında ezmek istemediği için kızgınlığını belli etmedi. Eve gelir gelmez, birkaç milletvekilini arayarak, yarın mutlaka eşleriyle birlikte lokantaya öğle yemeğine gitmelerini söyledi," deyince durumu anlar...
Süreyya Ağaoğlu, ertesi gün, arkadaşıyla İstanbul Lokantası`na gittiğinde, birkaç milletvekili eşinin de ilk kez orada olduğunu görür. Kimse onları bakışlarıyla bile rahatsız etmeye yeltenemez.
Bu bir ilk olur... Atatürk ve Türkiye`nin ilk kadın avukatı Süreyya Ağaoğlu, kadınların, tıpkı erkekler gibi, bir lokantada yemek yiyebilmesine de öncülük etmiştir...
ESEN KALIN

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 529