• Ana Sayfa
  • »
  • İNCE BACAKLI KARINCLARIN GÜCÜ

İNCE BACAKLI KARINCLARIN GÜCÜ

İNCE BACAKLI KARINCLARIN GÜCÜ

Bu sabah Artvin Çoruh Üniversitesi merdivenlerinden dolmuş durağına çıkıyordum. Yerde harıl harıl koşuşan karıncaları gördüm. Kendi cüsselerinden çok büyük bir kara sineği taşıyorlardı. Üşenmedim eğildim yakından izledim. Ağır yükü taşıyan karınca yorulunca diğer karıncalar yardım ediyordu. Küçücük, incecik bacakları ile o kadar diri ve azimliler ki…Karıncalar çalışkanlığın, birlikteliğin en önemli misallerindendir.. Tıpkı arılar gibi. Hiç yalnız dolaşan avare karıncaya rastlamadım.
 Karıncaları izlerken dikkatimi karıncaların ağzındaki karasinek çekti. Karasinek ne çalışkanlığın ne de azmin temsilcisiydi. O halde o bir avdı. Onun sonu bu şekilde yok olmakla neticelenecekti. Karınca gibi olmazsanız, cüsseniz ne kadar büyük olursa olsun av olmaktan kurtulamazsınız. Size yaşanmış bir hikayeyi aktarayım.
  Baba,  ölüm döşeğinde. Oğullarını yanına çağırarak  son vasiyetini vermek istiyor. Oğulları babanın baş ucuna toplanarak babaların vasiyetlerini dinliyorlar. Baba son bir gayretle doğrulup
            -Çocuklarım, artık vakit geldi. Bana şuradaki desteyi verir misiniz? Desteyi alır. İçinden çıkardığı çubukları her bir oğlunun eline verir.
            - Çocuklarım, size verdiğim çubukları kırmaya başlayın, Der. Hepsi çubukları çok kolay bir şekilde kırarlar. Bıyık altı gülerler. Bu ne şimdi diye içlerinden geçirirler. Baba bu sefer yeni bir desteyi daha ister. Bu deste sıkıca  bağlanmış bir desteydi. Çocuklarına desteyi öylece vererek
            -Sırayla bu desteyi kırmaya çalışın. Hadi bakalım büyük oğlum sen başla. Büyük oğul uğraşır, kıramaz, ortanca, küçük oğul derken hiç biri bu desteyi kıramaz.
Baba;  
            -Bakın oğullarım, size verdiğim çubukları hepiniz çok kolay kırıp birde alaycı bir edayla gülümsediniz. Ben fark etmedim zannetmeyin. Ama size verdiğim desteyi hiç biriniz kıramadınız. Eğer ayrı ayrı olursanız bu çubuklar gibi çok kolay kırılır, yok olursunuz. Beraber olursanız bu deste gibi kimse size bir şey yapamaz. Herkes sayar, korkar, çekinir der…
            Birlik ve beraberlik gücü, başarıyı beraberinde getirir. Tıpkı  Almanya gibi. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kenetlenmeleri Almanları 50. yılda dünyanın ikinci süper ülkesi yaptı. Keza Japonya. Dünya devi Amerika’ya diz çöktürdü.. Hiroşima ve Nagazaki’nin öcünü çalışkanlığı ile alıyorlar. Yada 6 milyonluk İsrail. 750 milyonluk Arap yarımadasında cirit atıyor, saldırıyor, işgal ediyor..Peki bu durumda kara sinek kim oldu? Araplar... Çünkü birlik yok beraberlik yok. Kalabalık olmakla, güçlü olunmaz. Bir elin parmakları birleşince yumruk olur. Ayrı ayrı olursa  ancak her bir parmak olur...Hiç biri bir yumruk etmez!
Bir karınca hikayesi... Biliyorsunuz, karınca hikayeleri ibret doludur... En ünlülerinden biri Lafontaine`nin Ağustosböceği ile Karınca masalıdır... Bu hikayede de yine Ağustosböceği var...
Ama bu hikaye farklı...

Bu sadece bir ibret hikayesi değil... Günümüzde sık rastlanan bir yönetim hikayesi... Karınca her sabah erkenden işine gelir, neşe içinde çalışmaya başlardı... Çok çalışır, çok üretir ve bunları keyif içinde yapardı.. Patronu Aslan, Karınca`nın başında yöneticisi olmadan kendiliğinden bu kadar hevesle çalışmasına çok şaşırdı... Bir gün kârı ve verimliliği artırmak için aklına parlak bir fikir geldi... Eğer karınca başında bir yönetici bile olmadan bu kadar üretken olabiliyorsa, bir de başarılı bir yöneticisi olsa neler yapardı... Aslan, sadece düşünmekle kalmadı...Müthiş bir yöneticilik kariyeri olan ve yazdığı raporlarla ünlü Hamamböceği`ni işe aldı...
Hamamböceği, karıncanın çalıştığı saatleri tam olarak ölçebilecekti. İş saatlerinde gevşekliğe izin vermeyecekti. Hamamböceğinin, elbette raporlarını düzenleyecek bir sekretere ihtiyacı olacaktı. Hem telefon trafiğini yönetmek hem de arşiv işleri için ise Örümcek`i işe aldı.
Aslan, çok memnundu... İşler gelişiyordu.. Hamamböceğinin hazırladığı raporlar harikaydı. Hatta ondan üretim hızını ölçen ve kârlılığı analiz eden renkli grafikler de hazırlamasını istedi. Böylece bu raporları ortaklarına sunum yaparken kullanabilecekti. Hamamböceği, bu raporları üretebilmek için yeni bir bilgisayara ihtiyaç duydu...
Tabii, bilgisayarı devreye sokabilmek için donanıma... Eh, artık artan ekipmanlar için de bir bilgi işlem departmanı oluşturmanın zamanı gelmişti. Bu işleri idare etmek için de Sinek`i işe aldı... Aslan`ın memnuniyeti giderek artıyordu... Öyle ya, Karınca`nın bölümü giderek büyüyordu... Bölümü daha da büyütmek üzere bir üst yöneticiye ihtiyaç olduğunu düşündü...
Ve bölüm başkanı olarak başarıları ile ünlü Ağustosböceği`ni işe aldı. Rahatına ve keyfine düşkün Ağustosböceği`nin ilk icraatı ofisi rahat edebileceği yeni mobilyalarla döşemek oldu. En son model yeni bir bilgisayarı da masasına koydurmayı ihmal etmedi. Tabii, üst yönetici Ağustosböceği`nin, bütçe kontrol ve stratejik verimlilik planı hazırlaması için kişisel bir yardımcıya ihtiyacı da vardı. 
Bunun üzerine eski iş yerindeki yardımcısı Tahtakurusu`nu işe aldı. Bir zamanlar mutlu, rahat ve üretken olan Karınca için artık işler değişmişti... Bu yeni işleyişten ve toplantı düzeninden yılmıştı... Evrak işlerinden bıkmıştı... Zamanının büyük bir kısmını sorulan soruları cevaplamak ve evrak işler yapmakla geçiriyordu... Karınca`nın çalıştığı yer giderek kimsenin gülmediği, neşesiz ve mutsuz bir mekana dönüşmüştü...
Ağustosböceği, patronu Aslan`ı bir şeyler yapılması gerektiğine ikna etti... Ortamın ruh halini değiştirecek bir çalışma devreye sokulmalıydı... Durumun vahametine ikna olan Aslan, Karınca`nın bölümünde olup bitenleri gözden geçirdi... Üretim dramatik biçimde gerilemiş, kârlılık düşmüştü... Hemen harekete geçti... Baykuş`u danışman olarak işe aldı...
Artık içi rahattı... Son derece itibarlı ve iyi tanınmış bir danışman olan Baykuş nasıl olsa sorunu çözerdi... Baykuş, Karınca`nın departmanında üç ay geçirdi... Gece, gündüz çalıştı... Bu hummalı çalışmanın ardından bir rapor yazdı... Ciltler tutan muhteşem bir rapor... Raporun sonucu şuydu:"Departmanda aşırı istihdam" vardı... Aslan, raporun tamamını okuyamadı ama yönetici özetini dikkatle inceledi... Şirketinde aşırı istihdam vardı... Bu açık seçik ortadaydı... Patron olarak bu gidişata dur demeliydi... Başkalarına istihdam sağlamak adına kendisinin batmasına göz yummayacaktı... Dramatik bir karar verdi... Ve elbette, ilk olarak... Negatif tavırlarıyla dikkat çeken, mutsuz ve çalışma isteğini kaybetmiş olan... Karınca`yı işten çıkardı! Bilmiyorum, fazla söze gerek var mı?
ATVİN’CE KALIN

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 142