• Ana Sayfa
  • »
  • İSTİHDAMDA “ARTI BİR” NASIL SAĞLANIR?

İSTİHDAMDA “ARTI BİR” NASIL SAĞLANIR?

İSTİHDAMDA “ARTI BİR” NASIL SAĞLANIR?
Bazı kelimeler vardır. Vara yoğa kullanılmaz. Ağırlığı ve çok önemli özellikleri vardır. Misal “dost” kelimesini siz herkese kullanmazsınız. Kimse kullanmaz. Çünkü dost,  çölde çıkan su gibidir.  Her gördüğünüz mavilik su değildir. Seraptır %99’u onun için dost sözünü sadece dil ile söylenmez.  Milli seferberlik de böylesine istisnai ve çok önemli aynı zamanda iddialı bir söylemdir. Şartları oluşmadan söylenildiğinde bu söz anlam aşınmasına uğrar. Milli seferberlik, söz konusu vatan millet olduğunda öne çıkar. 
Kurtuluş Savaşı’nda olduğu gibi, Çanakkale’de, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında... Düşünün koskoca imparatorluktan geriye 780 Bin Kilometre karelik bir Misak-i Milli sınırımız ve içinde  çoğu yaşlı,  engelli, okuma yazma bilmeyen, onlarca yıl boyunca savaştan çıkmış, bir toplu iğne bile üretemeyen harabe içinde bir ülke. 
İşte bu ülkenin Milli Seferberliğe ihtiyacı vardı.  Erkeklerin %5’i, kadınların %0,4 (Binde dördü) okuma yazma bilmiyor. Yeni harf devrimi yapılmış, Buradan bakınca sıfırdan eğitim başlıyor. Kara tahtanın başına Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk geçerek eğitimde milli seferberliği başlatıyor. Türkiye’de aydınlanma çağı başlatılıyor. Ve kısa sürede inanılmaz bir başarı sağlanıyor. Çünkü kalkınma önce iyi eğitilmiş, soran, sorgulayan, üreten, kendisine özgüveni yüksek olan toplum ile mümkün olabilirdi. 
 Daha sonra tarımda, ekonomide, kültürde, sanatta inanılmaz atılımlar yapıldı. Osmanlı zamanında borçlar yüzünden bedava özelleştirilmiş olan demir yolları, limanlar, madenler, ormanlar 1936 yılında tekrar kamulaştırılarak Türk halkına iade edildi.
Nitekim dünyada rekor denebilecek bir kalkınma oranı Cumhuriyet’in ilk yıllarında yaşanmıştır.  Türkiye o günden bugüne o kadar badireler atlatmasına rağmen, darbeler, muhtıralar, iç ve dış odakların engellemelerine rağmen, dünyada gelişmekte olan ülkeler arasında yer alıyor. Dünyada 4 çeşit ülke var. Gelişmiş, , gelişmekte olan ve az gelişmiş ve geri kalmış ülkeler. 
Geri kalmış ülkelerden başlarsak. Bu ülkeler aslında yer altı ve yerüstü kaynakları son derece zengin olan Afrika ve Arap yarımadasında bulunuyor. Kralları, başkanları zengin, halkı fakir ülkelerdir. En önemli özelliği ise bütün kaynakları yabancı şirketlerin elindedir. Suyu,  madeni, ormanı... Dağı, bağı, yaylası.. 
Misal, Arabistan Kralı ve etrafındakileri, sülaleleri çok zengindir. Hatta koskoca Arabistan’ın sahibi oldukları için adının önüne Suudi Arabistan derler. Çünkü bu ülke onlara aittir!.Ama bu ülke gelişmiş ülkeler kategorisine girmez. Çünkü gelişmişlik ancak üretim ile oluyor. Önce bilgi üreteceksiniz.  Bilgi üretmek için eğitim seferberliğini devam ettireceksiniz. İkinci aşamada o bilgileri değerlendirerek teknoloji üreteceksiniz. AR-GE merkezleriniz olacak. Beyin ve bilim insanı göçünü durduracaksınız. Hazırcı toplum yetiştirmeyeceksiniz. 
Gelişmiş ülkelerin çoğu demokrasi ile yönetiliyor. Bize sürekli ABD örnek veriliyor.  Ama ABD’de inanılmaz bir gelir dağılımı adaletsizliği vardır. Örneğin; Başkan Donalt Trump’ın  serveti, milyonlarca ABD’linin sermayesinin toplamından daha çoktur.  Ama Avrupa’da böyle bir durum olunca anında eleştiriye maruz kalıyorlar ve istifa etmek zorunda kalıyorlar. 
 Türkiye’de 15 Temmuz darbe kalkışması sonrası önce Olağanüstü Hal ardından Milli Seferberlik ilan edildi. Ama Milli seferberlik İlan ettim oldu ile olmuyor. Bir kere toplum olarak bunun için ne yapacağız bilen var mı?  Milli Seferberlik eğer İşkur marifeti ile 3-6-9 aylık işçi almaksa bu Milli Seferberlik değil.  Hele hele referandum öncesi böyle bir çalışma olması insanlarda  farklı algılara sebebiyet vermektedir.. Artvin’de Alın teri Aklın Teri, artı bir istihdam toplantısı yapıldı. Ahmet Hamdi Tanpınar Kültür Merkezi’nde katılım son derece düşük oldu. Çünkü insanlar artık İş kur aracılığı ile değil, daha kalıcı iş istiyorlar. Orada bulunan esnaf ve girişimcilerde bunu dile getirdi. Artvin’in adeta kanını emen, sıcak parasını olduğu gibi emen ama istihdamda ise minimum eleman sayısı ile ama çok iş az ücret yöntemiyle çalıştıran AVM’ler gündeme geldi. Artı bir istihdam için artı bir üretim projeleri geliştirme mecburiyeti var. Artvin esnafının eti iliği kurumuş.  Adeta uzatmaları oynuyorlar. Artvin’in genel nüfusu 168’bine düşmüş. Bu nüfusun en az 23 bini Artvinli olmayan, Artvin’de görev yapan memur, öğretmen, polis, öğrenci Vs. Geriye 145 bin kalıyor. Tüm ilin Artvinli nüfusu 145 bin.  Oysa Artvin’e yapılan yatırımların  bedeli 10 milyarlarca dolar!. O zaman bir yerlerde büyük bir arıza var. Bu yatırımlar Artvin’e ve Artvin insanına yönelik değil demektir. Dünyanın en büyük barajları arasında yere göğe sığdırılamayan Deriner’in sağladığı istihdam 100’e çıkamıyorsa bu Artvin, bu ülke nasıl düze çıkar birisi bana bunun izahını yapabilir mi? Artvin’de katledilen dereleri mahveden  ağzım burnum HES’leri  yapıldı. Kaç adet oldu bilmiyorum. Kaç tanesi tamamlandı bilmiyorum. Ama bunlarda istihdam fakiri her açıdan zararı faydasını katlayan projelerdir!. Artı bir istihdamın sihirli formülü falan yok. Ama gerçek bir yolu ve yöntemi vardır.  Zarar ediyor diye özelleştirip Kapattığınız, daha sonra sattığınız fabrikaları yeniden açacaksınız. Bana göre 40 bin dumansız fabrika olan köylerimizi yeniden yeşerteceksiniz. Yani insanları arazilerini, yaylalarını, dağlarını, bağlarını değerlendirmeleri için teşvik edeceksiniz. Ürünlerini alma garantisi vereceksiniz Tıpkı HES’cilere yaptığınız gibi. O zaman artı bir değil, artı 100 bile arayacaksınız.
ESEN KALIN
 

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 304