• Ana Sayfa
  • »
  • KİTAP; BATAKLIĞI “ÇİÇEK” BAHÇESİNE ÇEVİREN GÖKKUŞAĞI RENKLERİNİN TOHUM AMBARIDIR

KİTAP; BATAKLIĞI “ÇİÇEK” BAHÇESİNE ÇEVİREN GÖKKUŞAĞI RENKLERİNİN TOHUM AMBARIDIR

KİTAP; BATAKLIĞI “ÇİÇEK” BAHÇESİNE ÇEVİREN GÖKKUŞAĞI RENKLERİNİN TOHUM AMBARIDIR

Kitap, hayatın sihirli kelimesi,İçinde inanılmaz zenginlikte bilgi bulunan “Pandoranın Kutusu” aslında.. Sizi asla satmayacak gerçek dost.  Onun için kötülerin geneline kitapsız derler! Çünkü kitaplar, sadece iyiliği, güzelliği,  insanlığı, dostluğu, sevgi ve gerçek aşkı öğretir. Sorduğunuz sorulara bıkmadan, yüzünü ekşitmeden cevap verirler. Ama hangi kitaplar sorusunu da sormamız gerekir.
 Ne yazık ki günümüz Türkiye’si yani toplumumuz okumaktan çok seyretmeyi, dinlemeyi ve izlemeyi seviyor.  Çok okumayı ve çalışmayı “ineklemek” olarak argoya indirgeyen bir kuşak yetişirken, diğer yandan son jenerasyon içinde benim umutlarımı yeşerten muhteşem gençliği de gıpta ile takip ediyorum... Mükemmel kitap okuyorlar. Tıpkı diş fırçalar gibi acıktığında yemek yer gibi alışkanlıkları gereği  kitap okuma zamanlarında mutlaka  kitap okuyan pırıl pırıl gençlik  yetişiyor.
 Çünkü bu gençler biliyorlar ki,  Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu asrın en  önemli lideri, devlet adamı, askeri deha aynı zamanda ilim insanı, yazar ve ilk başöğretmen Atatürk gibi bir örnek var karşımızda. Onca savaş, yokluk, kurtuluş savaşı yeni devlet kurulması arasında yaklaşık 4 bin kitap okumayı başarmış, “Nutuk” gibi muhteşem bir eser kazandırmış Mustafa Kemal Atatürk muasır medeniyete giden yolun okumakla aydınlanma ile cehaletle mücadele ile olacağını açıkça söylemiş.  Bunları da yazılı olarak bize miras bırakmıştır.
 Onun içindir ki; Atatürk denince akla fikirleri tıpkı güneş ışığı gibi hep ışıl ışıl yol gösteren, yaşadığı dönemdeki liderlerin adı, esemesi okunmazken, Atatürk her geçen gün devleşiyor.  Ne yapsalar, ne iftiralar, çirkin yakıştırmalar, cehaletten kaynaklı düşmanlıklar tıpkı  balçıkla sıvanmayan güneş gibi. Gençlik, Türk halkı kadınlarımız Atatürk’ü seviyor. 
Ama Atatürk’ü okumayanlar, onu tanımayanlar, sadece bilmem ne tarikatının yobazları tarafından yazılmış maksatlı, kasıtlı kitaplarla  zehirlenen bazı cahiller kendilerini  gerek söylemleri, hurafeleri , kıyafetleri ve yaşam tarzları ile  3-4. Yüzyıla taşıyor. Peygamberimizin döneminden geriye “CAHİLİYE DÖNEMİNE” taşıyor. Peygamberimiz Hz. Muhammed (SA.V) İlim Çin’de de olsa alın buyururken, bunlar  Galata kulesinden uçan  Hezarfen  Ahmet Çelebi  Allah’a karşı geldi diye sürgün edildi Cezayir’de öldü!  Bu arada Müteferika’nın  17. Yüzyılda  Osmanlı’ya kazandırdığı matbaayı yok ettiler. Maalesef Osmanlı o yıllarda “Lale Devri” yaşıyordu!.
 Okumak, beşikten mezara kadar okumak. Size o kadar farklı dünyalar kuruyor ki, Size yaşanmış bir öyküyü aktararak bugünkü yazımı noktalamak istiyorum. Kitap insana ne öğretiyor sorusuna muhteşem bir cevap sunan bir öykü bu;
..
Genç adam bir gün dergi almaya gittiğinde dergicide bir kitap görmüş ve o kitabı almış. Okuduktan sonra, kitaptaki düşüncelerin kendi düşünceleriyle aynı olduğunu fark etmiş. Yazarın adı Amy’ymiş. Adam bu kitabı yazan kişinin adresini bulmuş ve ona mektup göndermiş. Kitabını çok beğendiğini ve her yönde aynı fikirde olduklarını söylemiş.
Aylar geçmiş, adam ve yazar hâlâ mektuplaşmaya devam ediyorlarmış. Adam her geçen gün bu kadına âşık oluyormuş, kadın da adama. Resmen ruh ikizi olduklarını düşünüyorlarmış.
Bir gün buluşmaya karar vermiş ve bir yer belirlemişler. Kadın yakasında kırmızı bir gül olacağını söylemiş. Adam kadına öyle âşıkmış ki gözü başka bir şey görmüyormuş. Buluşacakları gün eli ayağı titriyor, kalbi yerinden çıkacak gibi atıyormuş.
Zaman geldiğinde genç adam bulaşacakları yere gitmiş. Aman tanrım…!! Uzun boylu, beyaz tenli, mavi gözlü hayatında görmediği kadar güzel bir kız… Bu kızın gerçek olup olmadığına bile inanamıyormuş. Altın sarısı beline kadar uzayan saçları dalgalanıyor ve göz kamaştırıyormuş. Adam “Ne olur sen o kız ol, Ne olur sen o kız ol” diye içinden haykırıyormuş. Kız bankın üzerine oturmuş ve adama bakmaya başlamış. Adam etrafına baktığında bir de ne görsün başka bir bankta kısa boylu yaşlı, çirkin ve şişman bir bayan oturuyor ve yakasında da kırmızı bir gül var.
İki kadının arasında kalan genç, ya çirkin ama hayatında tanıdığı en mükemmel olan kadının yanına gidecekmiş ya da dünyalar güzeli bir kadının yanına. Çirkin olanı, yani sevdiği kadınını seçmiş, yanına gitmiş ve:
– Merhaba Amy… Kadın yabancı gözlerle ona bakmış:
– Ben Amy değilim, şu karşı bankta oturan bayan bana bu gülü verdi ve bunun gül için yanıma gelecek olan adamın hayatının sınavı olduğunu söyledi. Şimdi seni orada bekliyor…
ESEN KALIN..

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1337