NEREYE ÇIKIYOR BU YOLLAR?

NEREYE ÇIKIYOR BU YOLLAR?

Şoförü ile Türkiye’nin en ünlü ili Artvin’de trafik kazaları ve ölümler artınca kanayan yaraya parmak basmak asli görev oldu. Dün bu konuya giriş yapmıştım. Şavşat’taki kaza sonucu ölen 4 vatandaşımızın nezdinde kazaların nedenlerini görüşümüz doğrultusunda yazmıştık. Yusufeli’de de benzer bir kaza ve 4 ölü vardı.
Artvin’deki kazaların en büyük nedenlerinden birisinin barajlar sonrası tümden yenilenen yolların hiç birisini Karayolları’nın yapmadığını özellikle belirtmiştim. Ama bu yolların özellikle tehlikeli, kara nokta denilen yerlerde acilen bariyer yapılmasını da hatırlatmıştım. Şimdi yolların başka boyutunu konuşalım. Bu şekilde devam ederse nereye çıkar bu yollar?
Artvin Şantiye alanı gibi... Yollar, HES’ler, Taş ocakları, Maden arama çalışmaları, patlatmalar, kırmalar, dökmeler!. Ülkenin kalkınması için bunlar çok gerekliymiş!. Bu model bana “kalkınmak için ölmemiz gerekir!” tezini çağrıştırıyor. Kardeşim ben öleceksem, doğa, çevre her şey ölecekse o kalkınma olsa ne olur, olmasa ne olur?
İlle de yeraltı yerüstü kaynaklarının değerlendirilmesi gerekiyorsa dünyada standart ne ise bizde de o olması gerekir. Eğer Avrupa Amerika kendi ürettiği siyanürü kendi sınırlarında bölgelerinde yasaklamışlarsa ben neden kullanıyorum diye bir düşünmemiz gerekmez mi? Artvin’i bekleyen en dehşet projelerden birisidir siyanürlü Altın maden işletmeciliği, Cerattepe, Kafakasör’de, Borçka’da, Murgul’da,Yusufeli’nde daha bilmediğimiz bir çok yerde siyanürlü altın madenciliği sözkonusu!.
Bu yolların çoğu zaten bunlar için yapılıyor Çünkü bu maden tarlaları(!) işletilmeye başladığında tıpkı Ortaasya’dan göçe mecbur kalan insanlar gibi göç edeceğiz. Ortaasya’dan insanlar kuraklık nedeniyle, susuzluk yüzünden göç etmedi mi?. Su olmayan yerde doğa da yoktur Canlı da yoktur.
HES’LER BAHANE SULAR ŞAHANE!.
Su cehennemde yoktur!. Cennetin tanımını ise su ile yaparlar!. Ortaasya’nın kuraklığından Anadolu’nun sulak bölgelerine gelmiş bu insanlar. Şimdi o sular HES adı altında su kullanım Hakkı’nın şirketlere devredilerek doğanın, insanın tüm canlıların elinden alınıyor. Borulara, tünellere cebren hapsediliyor. Neymiş enerji üreteceklermiş, Hem de devlet alım garantili!.. Ama gerçek şu ki, HES’ler bahane Sular şahane!.
Artvin’de bazı yollar anormal genişlikte yapıldı. Dediler ki falan havzaya şu kadar metrelik gurup yolu yapıyoruz. Berta gibi mesela, Borçka Balcı yolu gibi.. Gurup yolu yani havzalara yapılan yolların tamamı derelerin, madenlerin, ormanların olduğu yerler. Enteresan şekilde buralarda Taşkın Koruma projeleri var, HES projeleri, maden projeleri var. Vatandaş daha sonra anlıyor ki bu yollar bize değil ama rantçılara, talancılara çıkıyor!
Bütün nehirlerimizi baraj projeleriyle öldürmemize rağmen iklim değişikliğine neden olunduğu halde enerjimizin %85’i hala neden ithal ettiğimiz doğalgaz ile oluyor? Bunun cevabını yetkililere bırakırsam yine kandırırlar. HES’lerin ana kaynağı sudur. Türkiye su zengini değil aksine su fakiri ülkeler arasındadır. İçilebilir suyun çoğu da Karadeniz bölgesinde. Çünkü burada yağışlar fazladır. Ama yılın 9 ayı bu dereler can suyudur Yani enerji için 9 ay müsait değildir.
Şimdi Borçka Aralık Köyü (Klaskur) köyünde üçüncü HES yapmak istiyorlar. Üçüncü HES köyün ortasına düşüyor. Bu HES yapıldığında Klaskür’e vurulan Altın Vuruş” yani ölüm vuruşu olacak. Diğer iki HES doğaya mutlaka zararları var olduğu halde o kadar ölümcül etki yapmadı. Ama bu HES Klaskür’ün direk alnının çatısına, kalbinin üstüne kurşun gibi sıkılmış oluyor!. Köy halkının %90’nından fazlası buna izin vermiyor.
Biz verebileceğimizi verdik, fedakarlığımızı yaptık. Varsın bir fedakarlıkta onlar yapsın diyorlar!. Borçka, Macahel Yolu bu havzadan geçiyor. Yine geldik gurup yollarının asıl amaçladı ve bugün kabak gibi karşımızda duran HES ve maden projelerine çıkan yolar olduğu aşikârdır
DSİ’nin yüzlerce barajı var da neden enerjiyi doğalgazla üretiyorsunuz, Cennet koyların, yaşam alanlarının içinde dünyanın en tehlikeli enerji üretim sistemi nükleer santralların peşindesiniz. Neden o zaman bunca doğayı mahvettiniz. İnsanları yerinden yurdundan ettiniz? Bu projenin ana amacı gerçekten enerjimi mi yoksa?...
Yusufeli Barajı yapılmaya devam diliyor. Yusufeli’ni tümden yok etmek için milyarlarca dolar harcıyoruz. Sonra çok kötü bir imitasyonunu milyarlarca dolar harcayarak sözüm ona kuruyoruz!. Kurduğumuz yer de maden ruhsat alanı içinde bu da ayrı bir ironi!.. Bugüne kadar Yusufeli Artvin arasında yapılan yolda 44 tünel yapılmış. Bunların içinde pardon tünelleri de var! Yani yanlış yapılmış iptal edilmiş olan.
Yusufeli yolu, tıpkı diğer yapılan yollar gibi doğayı hunharca katlederek yapılmış yol olduğu için ne heyelan bitiyor, ne çökmeler!. Bu yollar yapılmadan önce Deriner su tutmadığı için nasıl bir etki yaratacağı bilinmiyordu. Artık biliniyor. Sadece orası mı, Şavşat yolu, Ardanuç, Yusufeli yolunda sürekli göçmeler, heyelanlar, çökmeler var. Yani barajların maliyeti ve yan etkileri inanılmaz büyüklükte. Bir de ürettiği enerjiye baktığınızda değer mi kardeşim diyorsunuz. Hakikaten değer mi?
Can alıyor Artvin’in yamuk yumuk yolları./
Şarampolde geliyor insanların sonları/
Bağrıyanık analar göğe açar kolları/ 
Başka çare kalmadı şikayet Yaradana…
ESEN KALIN
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 383