• Ana Sayfa
  • »
  • NİL’DEN FIRAT’A SUYU BOL KARADENİZ’E ARZI MEV’UD

NİL’DEN FIRAT’A SUYU BOL KARADENİZ’E ARZI MEV’UD

NİL’DEN FIRAT’A SUYU BOL KARADENİZ’E ARZI MEV’UD

1940`lı yıllarda Ben Gurion, Büyük İsrail Planı`nı hazırlamıştır. Bu planda, Türkiye`nin kaynaklarının kontrolü ile kuzeyden, İsrail`in güneyden, başta Etiyopya olmak üzere bazı Afrika ülkelerinin de güneybatıdan bastırması ile Ortadoğu’daki su ve petrolün kontrol altında tutulması vardır.
Bu plana göre Etiyopya, İsrail`in Ortadoğu’daki suyu kontrol altına almak için hazırladığı senaryonun güneybatı ayağını oluşturmaktadır. Etiyopya`nın suyu, yani Nil`i kontrol etmesi, aslında İsrail`in Nil’i kontrol etmesinden başka bir şey değildir.
Bu gün Etiyopya-İsrail ilişkileri, İsrail`in su politikasının ayrılmaz bir parçası niteliğindedir. Mısır’ın da Nil Nehri ile problemleri bulunmaktadır.
Ülke her bakımdan Nil’e bağlıdır. Son raporlara göre Nil`in bir kolu olan Mavi Nil’in kullanımı için, İsrail ve Etiyopya ortak çalışma yürütmektedirler. Etiyopya`nın Mavi Nil`de musluk açması durumunda, Mısır kendi suyunu kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktır. Etiyopya`daki Nil Nehri’nin temel alınarak hazırlandığı baraj projesi, İsrail`in Nil`in suyunu istediği anda kesebileceği ve Mısır’ı susuz bırakabileceğini göstermektedir.
Bu da yegâne su kaynağı Nil olan Mısır için hayati bir tehlike olarak kendini göstermektedir. Bu yüzden, Mısır hükümeti çeşitli zamanlarda, Mısır`ın su ihtiyacının % 98`ini karşılayan Nil Nehri havzasında bulunan bazı Afrika ülkelerinin, İsrail`in de yardımıyla baraj kurma teşebbüslerinin Kahire için bir savaş anlamına geleceği ifade edilmiştir. Nil`in suyu meselesi ise tüm taraflar için çok daha büyük boyutlardadır. Dikkate alınması gereken bir başka gerçek ise, İsrail`in Tevrat`ta belirtilen kutsal sınırlarına ulaşmak için düzenlediği bu planın, yine Tevrat kökenli olmasıdır.
Tevrat`tan bazı bölümler:
Ve sular denizden kesilecek ve ırmak kesilip kuruyacak. Ve ırmaklar kokacak ve Mısır`ın kanalları boşalıp kuruyacak, kamışla saz olacak. Nil`in yanında, Nil kenarında olan çayırlar ve Nil`in bütün ekilmiş tarlaları kuruyacak, toz olup dağılacak ve yok olacak. Ve balıkçılar ah edecekler ve Nil`e olta atanların hepsi yas tutacaklar Ve suların yüzü üzerine ağ yayanlar dövünecekler. Ve Mısırın direkleri parçalanacak. Bütün ücretli isçilerin yürekleri kederli olacak. Orduların Rabbi Mısır için ne tasarladı? Ve Mısır`da başın ya da kuyruğun, hurma dalının yahut sazın yapılabileceği bir iş kalmayacak. O gün Mısırlılar kadın gibi olacaklar ve orduların Rabbinin, üzerlerine elini sallamasından titreyip yılacaklar. Ve Yahudi diyarı Mısır diyarı için bir dehşet olacak ve onun adı kendisine anılan her adam, ordular Rabbinin ona karsı ettiği niyetten ötürü yılacak. O gün Mısır diyarının ortasında Rabbe bir mezbaha ve onun sınırı yanında Rabbe dikili bir tas yapılacak.
(M. Tevrat, Islaya Bölümü, 19/5-19)
Ve sıkıntı denizden geçecek ve denizde dalgaları vuracak ve Nil`in bütün derin yerleri kuruyacak. (M. Tevrat, Zekerya Bölümü, 10/11) Kutsal kitap anlatılarına göre, Yehova`nın Öfkesi`nden sonunda Etiyopya’da nasibini alacak. Ve Mısır`ın üzerine kılıç gelecek ve Mısır`da vurulmuş olanlar yere düşünce Habeş ilinde (Etiyopya`da) sancı olacak ve onun cumhurunu alıp götürecekler ve Mısır`ın temelleri yıkılacak.
Onlarla beraber Habeş ili, Put ve Lud ve bütün karışık kavim ve Kub ve Ahid diyarı oğulları kılıçla düşecekler. Rab şöyle diyor: Mısır`a destek olanlar da düşecekler; ve kuvvetinin gururu onları aşağılayacak; onun için de Sevene kulesinden öte düşecekler; Rab Yehova`nın sözü. Ve viran olan memleketler arasında virane olacaklar.
Ve Mısır`a ateş verdiğim zaman, bütün yardımcıları da bilecekler ki, ben Rabbim. Kaygısız Habeşlilere (Etiyopya) korku salmak için, o gün önümden gemilerle ulaklar çıkacaklar ve Mısır`ın gününde olduğu gibi onlarda da sancı olacak; çünkü işte geliyor. Ve onunla beraber kavmi milletlerin korkunçları, memleketi harap etmek için içeri sokulacaklar. Ve Mısır`a karşı kılıçlarını çekecekler ve öldürülmüş olanlarla memleketi dolduracaklar. Ve ırmakları kurutacağım ve memleketi kötü adamlara satacağım ve yabancılar eli ile memleketi ve bütün içindekileri viran edeceğim.
Ben Yehova, Ben söyledim. (M. Tevrat, Hezekiel Bölümü, 30/4-7, 11-12)
İSRAİL, TEVRAT’A GÖRE HAREKET EDİYOR?
Filistinlilere uygulanan korkunç terörün, `kol kırma, kulak-burun kesme, yakma` gibi yöntemlere kadar Tevrat ayetleri uyarınca yapıldığı düşünüldüğünde, İsrail`in Nil politikalarının da Tevrat kaynaklı olduğunu tahmin etmek hiç de zor bir iş değildir.
Nil`in kesilmesi ve sonucunda gelişebilecek olaylar, yukarıdaki Tevrat ayetlerinden esinlenerek İsrail tarafından uygulamaya konulmuştur. İsrail`in Sudan`a yönelik terör faaliyetleri de su politikasının kapsamı içindedir. Sudan`daki Jonglei Kanalı`nın şantiyesini bombalama olayı, suyun İsrail için hayati önemini göstermektedir. İsrail`in desteklediği Güney Sudanlı kontralar projenin gerçekleşmemesi için oldukça yoğun faaliyet göstermektedirler. Bu faaliyetler kapsamında şantiyede çalışan kimi mühendisler bu gerillalar tarafından zaman zaman kaçırılmakta ve öldürülmektedirler... Bu gün bilinmektedir ki; İsrail`in GAP`a yönelik ilgisi her açıdan sürmektedir. GAP`ın oluşum aşamasında Dünya Bankası`nın GAP`a kredi vermemesi için İsrail`in çalışma yürüttüğü bu gün bilinen bir gerçektir. İsrail`in bu faaliyetleri zamanla meyvesini de vermiştir. Birleşmiş Milletler, Türkiye`nin GAP`la su kaynaklarını tekeline aldığını iddia ederek projeye karsı çıkmıştır. ABD`nin bu konudaki tavrı ise, sıkı bir İsrail müttefiki olarak çok açıktır.
O GAP henüz fikir aşamasındayken çekincelerini bildirmiş ve hiçbir zaman da destek olmamıştır.
2000`E DOĞRU DERGİSİ `GAP İSRAİL İÇİN Mİ YAPILIYOR?`
Baslığıyla verdiği bir haberde, `İsrailliler GAP`ı o kadar sevmiş olmalılar ki, barajların yapımından sonra Türkiye`de ortak tarım isleri yapmayı önerdiler. Bu alandaki uzmanlıklarını kanıtlamak için Türkiye`den tarım heyetleri davet ettiler` ABD`nin de desteklediği planla bölgede ikinci bir İsrail oluşturulmaya çalışılmaktadır. Geçmiş ABD politikaları ve İsrail`in bölgedeki faaliyetleri irdelendiğinde, Yahudi Stratejist Henry Kissinger`i, Kuzey Irak`taki kargaşanın mimari olarak görmek mümkündür. Kissinger`in Barzani`ye verdiği destekle birlikte bu bölgedeki kargaşanın temelleri 1970`lerin ilk yıllarına rastlar. O yıllardaki ABD senatosunun Newyork Temsilcisi Otis Pike, Barzani ve yandaşlarına yapılan gizli yardımı ortaya çıkardığında, rapor Washington bürokrasisi içinde bomba etkisi yaratmıştır. Ancak bu yardımın ve desteğin boyutlarının hangi ölçüde olduğu bugün bile hâlâ bilinmemektedir. Tam da bu olayların tartışıldığı dönemlerde Barzani`nin, şayet davamızda başarılı olursak ABD`nin 51. eyaleti olmaya hazırım` ifadesi de olayı bütün çarpıcılığıyla ortaya koymaktadır.
Sonuç olarak söylenebilir ki; İsrail`in GAP`ı da içine alan bir politikası vardır ve bu asla son bulmayacaktır. Çünkü Tevrat metinlerinden de anlaşılacağı gibi İsrail için bu kutsal bir mirastır. İsrail`in Tevrat metinlerine dayandırarak şekillendirdiği `Vadedilmiş Topraklar` teoremi, İsrail`in tüm dünyada her türlü terörü yaratarak, her türlü oyunu sergileyerek ve tüm kaynaklarını kullanarak yarattığı senaryolarla güçlendirilmektedir.
Bu yüzdendir ki, aslında bu çalışmanın temelini oluşturan istihbarat raporları, İsrail`in bölgedeki faaliyetlerini oldukça net bir şekilde göstermesine rağmen, raporda ismi geçen taraflar, raporları nerdeyse görmezden-duymazdan gelmektedirler. Çünkü bu konuların kamuoyunda tartışılmaya başlanması, İsrail`in bu bölgede uygulamaya çalıştığı tarihsel senaryosuna zarar verecektir. İsrail’in Vadedilmiş toprakları içinde Türkiye’nin güneydoğusu, doğusu ve Karadeniz’e kadar olan coğrafya da bulunuyor! Onun için bir kez daha araştırmacı yaza Hasan Taşkın’ın tespitlerine dikkat çekmek istedim. Lütfen birden çok kez okuyun. Çünkü bu makale hepimiz için hayati önem arz ediyor. Suyumuzu isteyenler dayanaklarını Tevrat’tan alıyorlar! Kolay vazgeçmeyeceklerdir.
ESEN KALIN.

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 2757