• Ana Sayfa
  • »
  • SEVR’E TEK REST ÇEKEN ARTVİNLİ ALİ RIZA PAŞAYI TANIYOR MUSUNUZ?

SEVR’E TEK REST ÇEKEN ARTVİNLİ ALİ RIZA PAŞAYI TANIYOR MUSUNUZ?

SEVR’E TEK REST ÇEKEN ARTVİNLİ ALİ RIZA PAŞAYI TANIYOR MUSUNUZ?

Giresun Topal Osman’ı resmi olarak anıyor, anıtını dikiyor. Rize İpsiz Recep için kollarını sıvamış. Artvin Kurtuluş Savaşı’nda yok muydu yani? Aklıma geçenlerde köşe yazımda konu ettiğim Vazriyalı Ali Rıza Paşa geldi. Ali Rıza Paşa, Ne Topal Osman’a ne İpsiz Recep’e benziyor. Evet, onlar Kurtuluş Savaşı kahramanlarıydılar. Ama Ali Rıza Paşa Osmanlı’nın son günlerinde Osmanlı’nın üzerine çöreklenen leş kargalarına karşı dik durmanın ne olduğunu, yaptığı hareketle gösteren yurtsever bir paşaydı.
Hatırlamanız açısından kısaca olayı bir kez daha anlatayım. Vazriyalı Ali Rıza Paşa Birinci Dünya Savaşı sırasında, dönemin hükümet başkanı Damat Ferit Paşa’ya “ Topumuz, tüfeğimiz vardı. Neden mütarekeye razı oldunuz? “ diyerek çıkışmıştır.
 Osmanlı Meclisi Mebusan, dağıtılmış olduğu için Sevr Barış şartlarının kabulü ya da reddi konusunda karar vermek üzere, Osmanlı devlet adamlarının ileri gelenlerinden oluşan bir Saltanat Şurasının toplanmasını zamanın Padişahı Vahdettin ve hükümet uygun görmüş, Birinci toplantıya katılmayan Ali Rıza Paşa ikinci toplantıya katılmış. Yapılan oylamada kabul edenler ayağa kalkmış, görüşülmesini dahi abes görmüş olan Ali Rıza Paşa tek olarak ayağa kalkmayarak Sevr görüşmelerini ret etmiştir.
 Bu yürekli, vatanperver, Paşa, tarihe bir not düşürmüştür. Bu notta şunu yazmıştır. Sevr, bu coğrafyada asla uygulanamaz,
Sevr, emperyalistlerin ölü doğmuş piçidir! Sevr, emperyalist devletlerin mide kanamasıdır!  Sevr, Kurtuluş Savaşı sonunda çöpe atılmış pahalı bir derstir! Bu dersi alan batılıların hala hınçla dolu olduğunu unutmamalı...
İşte Ali Rıza Paşa bunun ilk kıvılcımını yakan büyük bir şahsiyettir. Bu kıvılcım Sakarya’da, Dumlupınar’da, Afyon’da yangına dönmüş, işgal kuvvetlerini içine almış, yok etmiştir.
 Ali Rıza Paşa’nın büstünü Artvin’de bir yere koyabiliriz. Hayatını anlatan bir kitabe ile gençlerimize Vezir Köylü Paşamızı anlatarak tarihimize hizmet etmiş oluruz.
 Giresun Topal Osman ile Rize İpsiz Recep ile gurur duyuyor ve anıyor. Artvin Ali Rıza Paşa ile gurur duysun ve ansın. Kurtuluş savaşında yer almış her bir kişinin değeri söz ile anlatılamaz. Onlar Türkiye Cumhuriyetinin dağlarıdır.  Iramaklarıdır, olarıdır. Onlar Edirne Onlar Kars, Sinop, Hatay’dır. Gençlerimize Kurtuluş Savaşı’nın kahramanlarını iyi anlatalım. Anlatmamak ya da anlatamamak büyük hatadır… Haydi, Artvin Ali Rıza Paşa için bizde anmak için çalışma başlatalım.
BEN TÜRK MİLLETİYLE BERABER KALDIM
Ali Rıza Paşa hakkında Mahmut Esat Bozkurt’un Kaynak Yayınları tarafından basılan Türk İhtilalinde Vatan Müdafaası kitabında şu bilgiler yer alıyor:
“Son Osmanlı Meclisi Mebusanı… Ermeni mebuslar, katledilen, tehcir edilen Ermenilerin kanını istiyorlar. Pontusçu Rum mebuslardan birisi, Türk tarihine hakaretler edip Fatih’le alay ediyor. Halep mebusu dayanamıyor: ‘Bir Türk mebus Atina meclisinde senin bu söylediklerini söyleyemezdi’ diyor. Yanıt hazır: ‘Orası adalet ve medeniyet yeridir, aklın ermez senin.’Bir de âyan var hani. Orada da aynı minval üzere işler olmakta. Ahmet Rıza Bey adlı reis, bir önerge veriyor: ‘Ermeni, Rum, Arap kardeşlerimizi taktil ve tehcir eden sorumlular ceza görsün, hem de hemen, divan-ı harbe verilsinler.’ Alkış ve övgüler, gayri Türklerden…Türk’ün sesi ise çıkmaz sanıyorlar. Topçu Feriki Rıza Paşa Hazretleri fırlıyor yerinden: ‘Önergenize Türkleri de koyunuz, zira onlar da Ermeni, Rum, Arap kardeşleriniz kadar mazlumdur. Hatta onlardan daha fazla zulüm görmüşlerdir’ diyor. Kıyamet kopuyor. Meclis Reisi’lüzumsuz’ derken, öbürleri ‘Türk`ü koyacaksak, Çingeneler de dahil Osmanlı’daki tüm unsurları, koymak gerekir’ diye olmazlanıyorlar. Sonunda, kimsenin adı yazılmasın ‘Osmanlı’ densin kararına varılıyor. Tek karşı oy Rıza Paşa’dan ‘Ben Türk Milletiyle beraber kaldım’ diyor.
“Top da vardı, tüfek de… Niçin harp etmediniz de mütareke yaptınız?”
Kimdir Ali Rıza Paşa? Artvinli Mehmet Medet Bey’in oğludur. 1854 yılında Artvin’in Vezirköyü’nde doğmuştur.
“Erzurum Askerî Lisesi’nden sonra İstanbul’da harp okulundan topçu üsteğmeni olarak mezun oldu. Bir süre Almanya’da eğitim gördü. Yurda döndükten sonra Harp Okulunda Topçu Öğretmeni olarak görev yaptı. 1896 yılında başlayan Türk-Yunan savaşına katıldı. Harbiye ve Bahriye nazırlıkları görevinde bulundu. Balkan Savaşı’nda Çatalca komutanlığı göreviyle başkent İstanbul’un ön savunmasına katıldı.”
Mondros Mütarekesi’nden sonra Damat Ferit Paşaya, “Top da vardı, tüfek de… Niçin harp etmediniz de mütareke yaptınız?” diyerek tepkisini ortaya koymuştur. Bu onun Sevr oylamasında tavrının ne olacağının işaretini vermektedir.
MEMLEKETİN SAHİBİ, MİLLET KABUL ETMEDİKÇE, SİZ KABUL ETSENİZ BİLE NE ÇIKAR!
Tarihçi yazar Orhan Koloğlu Ali Rıza Paşa’nın tek başına Sevr’e karşı koyuşunu şöyle anlatıyor: “22 Temmuz 1920 Perşembe günü öğleden sonra saat üçte Yıldız Sarayı merasim salonunda toplanan 39 üyeli Saltanat Şurasını Padişah Vahdettin bizzat açmıştı. Şura’da Sadrazam Damat Ferid söz alıp şunları söyledi: “Paris’te imzalamamız istenen antlaşma, İstanbul’u ve küçük bir toprak parçasını bize bırakıyor. Antlaşmayı imzalarsak iyi kötü bu kadar bir varlığımız olacak. İmzalamazsak dünya haritasından silinmekle tehdit ediliyoruz. Bu antlaşmanın imzasını oya sunuyorum. Susanlar imzalayalım demiş sayılacaktır.” Hayatı boyunca yanından ayırmadı yaveri Tarık Mümtaz Göztepe’nin anlatımıyla: Vahdettin ayağa kalktı ve: “Bu antlaşmayı imzalamaktan yana olanlar, rica ediyorum ayağa kalksınlar.” dedi. Kendisi zaten ayağa kalkmış durumda bulunan Padişah’ın “rica ediyorum, ayağa kalksınlar” sözü buyruktu. Şura’ya katılanlardan topçu Ferik Rıza Paşa dışında herkes ayağa kalktı. 1920’de Yıldız Sarayında Abdülhamit’in huzurunda, Damat Ferit’in başkanlığında toplanan son Saltanat şurasında yapılan oylamada Sevr Anlaşması’nın kabulüne bir tek o hayır oyu kullandı.  Önerge yeni biçimiyle oy’a sunuldu. Reislik General Rıza’ya “Kabul edildi ve siz yalnız kaldınız!” dedi. General, “Zararı yok, ben Türk Milletiyle beraber kaldım” karşılığını verdi.”Türk İhtilalinde Vatan Müdafaası kitabında bu bilgi şöyle aktarılmaktadır: “Osmanlı’nın Saltanat Şûrası, Sevr antlaşmasını kabul ederken de yalnızca bu Topçu Feriki Rıza Paşa karşı oy verecek ve Vahdettin’e ‘Memleketin sahibi, millet kabul etmedikçe, siz kabul etseniz bile ne çıkar!’ diye bağıracaktı.”

Millet iradesinin gerçek temsilcisi
Onlarca kişi arasında Sevr Antlaşması’na tek başına direnen, gür sesiyle “Sevr’e hayır” diye haykıran cesur generaldir o. Sevr-i kabul etmeyerek, hainliğe ortak olmamıştır. Millet ve vatanın bitirilmesine razı olmamış, var gücüyle haykırmıştır. O, ikna edilemeyen, korkutulamayan, susturulamayan, teslim alınamayan milletin iradesinin gerçek temsilcisidir.
150 kişinin içinde bir tek onun oyu milletin iradesini temsil etmiştir. Oy budalalığına düşüp, demokrasi ve özgürlüğü sandıkta arayanlara adeta o günlerden bir mesaj göndermiştir. “Onun oyu ne kadar, bizim oyumuz şu kadar”  diyenlerin kulağına küpe olmalı. Hiçbir kuvvet sayısıyla değerlendirilmez, eylemiyle ve etkisiyle değerlendirilir. Etkinin göstergesi de düşmanın gündeminde ne kadar yer aldığındır, psikolojik savaşa ne kadar maruz kaldığındır.
Ankara Hükümeti anlaşmayı kabul edenleri ve imzalayanları vatan haini olarak ilan edecektir.
Yaptığı görevleri başarıyla gerçekleştiren, vatanseverliği ve yiğitliğiyle tanınan Rıza Paşa 19 Mayıs 1921 günü vefat etmiştir. İstiklal harbine destek verdi. Sağlığının kötüye gitmesi nedeniyle İstiklal savaşına katılamadı. Ömrü yetseydi Ankara’ya kaçıp, 67 yaşına rağmen Millî Mücadelede görev isteyecek ve en yüksek rütbeli Paşa olacağından emin olabiliriz. Paşa’nın Türbesi İstanbul Fatih Camii’ndedir.
Vefâtı üzerine Mustafa Kemal Paşa, Ali Rıza Paşa’nın oğlu Fazıl Rıza Atabek’e şu telgrafı gönderir: “Vatanımız, babanızın umduğu gibi kurtulur da hepimiz halâs buluruz. Taziyetler, gözlerinizden öperim. Mustafa Kemal.” 
SEVR’İN YENİ ADI BOP
Bugün Türkiye’de uygulanmakta olan proje Sevr prolesidir. Adı değişmiştir; ama yürürlüktedir. Yürürlükte olduğunun bir sürü göstergesi vardır.
AB aday üyeliği çerçevesinde gümrük duvarlarının kaldırılması, üreticilerimizin yabancı firmaların altında ezilmesi o nedenledir.
Anadolu’da iki devlet kurulması Sevr hükmüdür. BOP çerçevesinde Büyük İsrail Devleti adım adım inşa ediliyor.
Sevr’de “ordunun ağır silah ve uçakları bulunmaması” salık verilmektedir. Emperyalistlere göre bu yetersizdir ordunun başında komutanların da bulunmaması Yeni Sevr’e (BOP) maddesi olarak eklenmiştir. Komutanlarımızın Silivri Hapishane’sinde tutsak edilmesinin sebebi de budur.
Sevr’in günümüzde ki adı Büyük Ortadoğu Projesidir. Artık herkesin dilinde üç kelimeden oluşan bu sözcükler vardır. Hatay’da, Alanya’da, İskenderun’da, Tarsus’da, Mersin’de, Kırıkkale’de, Adana’da, Kozan’da, Antalya’da gittiğim her yerde, kırda, kentte köyde, bindiğim her araçta dolmuşta, otobüste, trende, her konumdan insan öğretmen, öğrenci, çiftçi, esnaf, iş adamı herkes ama herkes bu sözcükleri ağzına almaktadır. Konuştuğumuz her insanın ilk cümlesi bu kelimelerle başlıyor. İş gereğinin yapılması için öncünün daha örgütlü ve daha organize bir şekilde öne atılmasına kalmıştır.

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 2782