• Ana Sayfa
  • »
  • SİGARA CENİNE BİLE BULAŞTI!

SİGARA CENİNE BİLE BULAŞTI!

SİGARA CENİNE BİLE BULAŞTI!
Bu köşe yazım 2014 yılında kaleme alındı. Biliyorsunuz 9 Şubat Dünya Sirgarayı Bırakma günüydü. Artvin’de de bir etkinlik yapıldı. 5 Kilometrelik bir yürüyüş terip ediildi. Sigara en çok anne ve çocukları vuruyor. Önceki köşe yazımda kanser konusunu işlerken yazının neredeyse tamamını sigara tümörü sardı. Kalbimizin üzerindeki cepte taşıdığımız Çernobil’den bahsettim. Bu toplumu yakından ilgilendiren büyük bir sorundur. Sigaranın kanseri besleyen bataklık olduğunu siz fark ettiniz. Sineğin peşinden koşmak bence vakit kaybıdır. Bataklığı bulup kurutmadıktan sonra çok sineksavar sıkar durursunuz. Ama biri gider bini gelir misali hiç kurtulamazsınız.
Sigaranın kapalı ortamlarda yasaklanması tiryakiler arasında bile memnuniyet (!) yarattı. Onlar da bu doğru kararı desteklediler. Sigara maalesef erkeklerden kadınlara sirayet etmiş durumdadır. O kadar çok kadın sigara içiyor ki; bunun kesin sayısı yok. Ama tahminim odur ki en az 5 milyon kadın bu melanetin esiri durumundadır. Bunun anlamı da çocuklar anne rahminde sigara ile tanışıyor demektir. Dünyayı görmeden dumanı görüyorlar. Geleceğimiz olan çocukları bile anne karnında bulabilecek kadar lanet bir konudan bahsediyorum.Daha önce yazmıştım. Kanada’da bir deney yapılır. Denekler tiryakilerden oluşur. Kapalı bir ortamda bütün tiryakiler sigara içer. İki ay boyunca sürekli sigara içerler. Arada havalandırmayı da açarlar. Bu süre içinde birçok kalp krizi ve ölüm meydana gelir. Bu kez tam tersini yaparlar. Tiryakileri 2 ay sigara içmeden kapalı ortamda aynı yerde oturturlar. Bir tek kalp krizi ve ölüm görülmez. Bu deneyden sonra şu sonuca varıldığı açıklanır. Sigara kalp krizlerinin, erken ölümün en büyük nedenidir. İnsanların uyarılması, eğitilmesi ve sigara alışkanlığı başlamadan engellenmesi gerektiği rapor edilir.Kadın çantasını açtı. İçinden sigara paketini çıkarıp zippo çakmağı ile büyük bir iştahla yaktı. Dumanın tümünü ciğerlerine kadar çekti. Sonra büyük bir keyifle aheste aheste dışarıya salmaya başladı. Ardından bir nefes , bir nefes daha!.. Tabiri caizse içmiyor adeta yiyordu. Dayanamadım, kaç yıllık tiryaki olduğunu sordum. 12 yıldır sigara içiyormuş. Bundan kurtulmak gibi bir düşüncesinin olup olmadığını sordum. Şu an bir hasarı yok, seviyorum, keyif alıyorum ve içiyorum. Çoğu zaman dostlarım bunu bırakmamı söylüyorlar, o zaman daha çok içesim geliyor! Sanki bu bana bir emir geliyor. Beynim daha çok sigara istiyor. Onun için sizde aynı hikâyeden dem vurmayın, böyleiyiyim!”dedi.
Değerli dostlar; Bu hastalık evresidir. Tıpkı alkoliklerin tedaviye ihtiyaç duyduğu evreler gibi. Sigaranın zararlarını çok iyi bildiğini, bunu da bilerek içtiğini söylemesi nikotin esiri bir kişi haline geldiğini gösteriyordu. Oysa kadınların bu zehirden uzak durması gerekiyor. Çünkü fiziki bünyeleri daha çabuk etkilenmekte, hastalıklara yakalanmaktadırlar.
Anne adayları, hamilelik döneminde sigara kullanımının, anne karnındaki bebek üzerine olumsuz etkileri hakkında bilgiye sahip olduğu için hamilelik durumunda en ağır sigara kullanıcıları bile genellikle sigaradan uzak durmaktadır.Ancak genel olarak kadınların, sigara kullanımının, yumurtalıklar ve üreme fonksiyonları üzerine zararlı etkileri konusunda yeterli bilgiye sahip olmadıklarını görmekteyiz.
Sigara dumanında bulunan 4000’in üzerindeki zararlı bileşik, kadın üreme sistemindeki değişik hedef ve etki mekanizmalarına ile zarar veriyor. Sonuç; kadının çocuk sahibi olma şansı azalıyor. Daha üzücü olan sonuç ise; kadının tüm bu bilgileri dikkate almaması…Kadın üreme çağını belirleyen yumurtalık kapasitesinin, sigaranın zararlı etkilerinden olumsuz etkilendiğini gösteren birçok çalışma yapılmıştır. Yapılan çalışmalarda, yumurtalık kapasitesinin belirleyicilerinden olan FSH hormonunun sigara içen kadınlarda içmeyenlere göre daha yüksek, AMH hormonunun daha düşük olduğu gösterilmiştir. Bunun sonucu olarak da sigara içen kadınların içmeyenlere göre ortalama 2 yıl önce menopoza girdikleri görülmüştür.
Özellikle yumurta rezervini belirleyen ve “primordial folikül” dediğimiz ana yumurta hücreleri, sigara dumanında bulunan hidrokarbon türevleri, nikotin ve kadmium gibi ağır metallerin birincil hedefi olmaktadır. Bir kadının daha doğmadan belli sayılarda sahip olduğu ve şu anki bilgilerimize göre hayatın ileriki dönemlerinde bir daha üretilemeyen bu ana hücrelerin tahribi, kadınlarda geri dönülemez etkileri ortaya çıkarmaktadır.Sonuç olarak söylemek gerekirse, özellikle çocuk sahibi olmak isteyen, bu konuda güçlük çeken ve tedavi gereksinimi duyan kadınlarda, sigaranın üreme sisteminin her basamağına olumsuz etkisi olduğu ve özellikle herhangi bir tedaviye başlamadan önce sigaradan uzak durmaları gerektiğinin üzerinde ısrarla durulmalıdır.Bunlar doktorların söyledikleridir. Sigara ile mücadele sadece sağlıkçıların görevi olamaz. STK’lar kamu kurumları birlikte hareket etmelidir. Misal, İl Müftülükleri dini eğitimin yanında sigara ile ilgili bilgiler verebilir. Spor İl Müdürlükleri sporun yanında sağlıklı yaşam için bu konuda üstüne düşeni yapabilir, Daha önemlisi genel ve yerel basın çok şey yapabilir. Yeter ki bir araya gelelim.ağlıklı bir nesil için elimizi taşın değil, kayanın altına koyalım. Çünkü sigaranın verdiği zararı Japonya’ya Hiroşima ve Nigazaki’ye atılan atom bombasının binlerce kattan daha fazla olduğunu düşünüyorum. Çünkü sigara yavaş yavaş para alarak, sinsice 20-25 yıl gibi bir süreçte ölüme götürüyor. Şu an dünyada 1,5-2 milyardan fazla aktif, bir o kadar da pasif içici varsa felaketin boyutunu varın siz düşünün. Sigarsız, sağlıklı günler diliyorum.

ESEN KALIN.


Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 556