SIKINTILARA GÜLEBİLMEK!

samiozcelik08@hotmail.com


Bir atasözümüz var. “Ağacı kurt, insanı dert yer.” Ne güzel anlatmışlar kısaca hayatı.. 2001 yılından bu yana zaman zaman krizler yaşadık. Çok ağır krizler. Bu krizler esnasında kendisini öldüren, cinnet geçirip ailesini katleden, çatılara çıkan, çıldıran insanların haberlerini kah televizyonda, kah gazetelerin üçüncü sayfalarında üzülerek okuduk. Bu insanların kendilerine göre nedenleri vardı belki. Ama ne yazık ki hayat sadece bir taneydi.. Giden gittiği ile kaldı.. Oysa dünyada borçsuz, sıkıntısız insan nerdeyse yok gibi. Tabi kolay değil bu sorunlarla yaşamak.. Ama hiçbir şey yaşamın karşılığı değildir. Her şeye rağmen yaşamak çok güzeldir. Gün doğmadan nelerin doğacağını kim bilebilir?

Güneş yer yüzüne ışıklarını gönderirken ayırım yapıyor mu?

Gece gökyüzünde ışıldayan yıldızlar kime küsmüş?

Beterin beteri var.. Sizden beterlerini hiç düşündünüz mü?

“Bütün dünya senin olsun bir dost bir post yeter bana” sözünden ne anlıyorsunuz?

Akıllı olup dünyanın kahrını mı çekiyorsunuz?

Deli olup dünyaya kahır çektirmeyi hiç düşündünüz mü?

Olaylara aklınızla yaklaşmayı denediniz mi?

Psikiyatrist yerine arkadaşlarınıza gittiniz mi?

Yalnızlığın en büyük tehlike olduğunu biliyor musunuz?

Konuşarak aşılamayacak bir problemin olmadığını biliyor musunuz?

Dünyada hiçbir varlığın sebepsiz yaratılmadığını düşündünüz mü;

Olayların bizim dışımızda geliştiğini, bizim sadece ne yapacaklarımızdan sorumlu olduğumuzu biliyor musunuz?

“Sabır” kelimesi hayatın sigortasını oluşturur. Bazen öyle münasebetsiz işlerle karşılaşırsınız ki; sabrınızın bam teli gerilir.. İşte orada sinirlerinize fren yapıp sağduyunun kapısını aralamanın zamanı gelir. Ağzınızdan çıkacak yanlış bir kelime size ömür boyu acı çektirebilir.

Adamın biri yirmi beş yıllık cezasını bitirerek hapisten çıkar. Trene biner. Koltuk yerine üst rafların arasına girerek yatar. İnsanlarla bir arada olmaya hazır olmadığını düşünür. Hemen altında bir grup genç hararetli konuşuyorlar. Biri nasıl döveceğini, diğeri ağız burun kırmayı, öteki gerekirse tak!.. Gençler bunu anlatırken “İşte erkeklik budur. O kadar.” deyip erkekliğin vurmakla kırmak olduğunu anlatırlar. Adam bir süre dinler dayanamaz. Kafasını dışarı çıkarıp;

-Gençler bende 25 yıl önce sizin gibi konuşur “Gözünde kara var” diyeni alnından mıhlardım. Ama basit bir tartışma esnasında gösterdiğim bir saniyelik erkekliğim 25 yıllık hayatıma mal oldu. 25 yıl kölelik yaptım. der.

Sıkıntılara gülerek yaklaştığımızda sıkıntının ta başta hafiflediğini göreceksiniz. Kimsenin kalbini kırmanın, kimseye bir şey kazandırmadığı gibi kırılan kalbin bir daha onarılamayacağını da unutmamak gerek.

Hayırsever bir vatandaş yolun üzerinde güzel bir çeşme yaptırır. Üzerine şöyle bir ibretlik, derslik dörtlük yazdırır;

BU ÇEŞME NE GÜZEL ÇEŞME,

SU İÇECEK TASI YOK…

KIRMA İNSANIN KALBİNİ,

YAPACAK USTASI YOK…

İnsanları sevmekle başlar hayat. Doğayı, hayvanları yaratılanı sevmek, Yaratan’dan ötürü.. Yunus olmak yada Mevlana’yı anlamak.. İşte mutlu hayatın büyülü sırrı bu..

ESEN KALIN
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 170