• Ana Sayfa
  • »
  • SİLAHLI AFİŞ 80 MİLYONA HAKARETTİR 80 MİLYONA MEYDAN OKUMAKTIR!

SİLAHLI AFİŞ 80 MİLYONA HAKARETTİR 80 MİLYONA MEYDAN OKUMAKTIR!

SİLAHLI AFİŞ 80 MİLYONA HAKARETTİR 80 MİLYONA MEYDAN OKUMAKTIR!
İsviçre’de terör örgütünün açtığı afiş bir şahsa yönelik değil, Türkiye Cumhuriyeti’ne tehdit afişidir. Cumhurbaşkanı adı önemli değil kim olursa olsun Türkiye Cumhuriyeti’ni temsil eder. Cumhurbaşkanı, Başbakan veya Bakan, Milletvekili herhangi bir kişi değildir. Devleti temsil ederler. Ben İsviçre’yi buna göz yumduğu için, bunun için gereken adımları atmadığı için kınıyorum. Onu asanları şiddetle kınıyorum, lanetliyorum…
Atatürk ve silah arkadaşları ile birlikte Türk Halkı’nın kadını, erkeği, yaşlısı, genci ile kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’ne hiç kimse bu şekilde meydan okuyamaz. Atatürk Millet tanımı yaparken “ Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran halkalara Türk Milleti denir” diyor. Atatürk’ün “Milliyetçilik” anlayışı kimseyi ötelemez, bilakis Gökkuşağı renkleri olarak değerlendirir, bu renklerin tümüne de Gökkuşağı yani Türk Milleti adını verir.
Amerika’da nüfusun %49’u yani 170 milyonu Tramp’tan nefret ediyor, sevmiyor. Ama böyle bir afiş yapıp asın da görün bakalım, Amerika nasıl 350 milyon aynı ses oluyor!. Ama eleştirmesi gerekiyorsa da en acımasız şekilde kendileri eleştirir hatta acımadan azledebilirler. Amerikalılar böyle bir haktır. Böyle acımasız ve kati kanunları vardır. Bu afişi astıran, sessiz kalan Avrupa’yı yeni oyunlar içinde görüyorum!
Bunu bazıları Türkiye’nin başkanlık referandumuna karşı çıktığı için yapıyor dese de ben bunun tam tersi amaç için yaptıklarını düşünüyorum. Bu sayede Türkiye’de evet oylarının artmasını amaçladıklarını düşünüyorum. Bu benim şahsi düşüncemdir. Çünkü Avrupa çok sesli, demokratik Türkiye’yi içselleştiremedi. 1923’ten bu yana kurulduğundan beri bir türlü hazmedemedi. Onlar bizim eskiye dönmemizi arzuluyor. Osmanlı’nın son dönemlerindeki gibi tek adamlığı arzuluyorlar. Çünkü tek adamı ikna etmek kolaydır.
Hatırlayın eğer oylama yapacağımız 16 Nisan’daki referandum ile tek adam sistemine o zaman geçmiş olsaydık, 1 Mart Teskeresi zırt diye geçerdi. Şimdi Güney Doğu’da en az 100 bin Coni olacaktı. Teskere geçmedi diye Amerika, Avrupa bize ne hakaretler etti hatırlayın, buna rağmen yine de İncirlik Hava üssünü babalarının malı gibi kulandılar. Bu da tek adam havası içindeki yönetimden kaynaklandığı için yaşandı.
Gelelim referandum meselesine… Söylenen ülkenin geleceği için çok önemli bir anayasa değişikliği. Ama konuşulanlara, yazılanlara bakarsanız CHP lideri Kılıçdaroğu ile Cumhurbaşkanı Erdoğan için yapılıyor 80 milyon yük, Türkiye yok. 2 isim var, “Hayır” diyorsan Kılıçdaroğlu, “Evet” diyorsan Erdoğan! Yani referandum bu mudur? Böyle bir şey olabilir mi? Türk Halkı’nı bu referanduma zorlayan Devlet Bahçeli’nin adı bile geçmiyor!. Çünkü böylesine ağır şartlar içinde fiili durumu resmileştirelim diyerek bu günlerin yaşanmasına yol açıyor. Sonra diyor ki ben “evet” diyorum!..
Bahçeli deseydi ya, Anayasamıza göre Cumhurbaşkanlığı yetkisi belli. Dön oraya. Olmayacak bir zamanda bu referanduma sebep oldu. 2002 yılında da aynısını yaptı. Koalisyonu bozdu en olmadık zamanda seçimlere gidildi. Adalet Kalkınma Partisi bu şekilde iktidara geldi. Ben hala o yıllarda nasıl bir oyun oynandı onu düşünüyorum.
Benim şahsi kanaatim odur ki; Bu Anayasa Referandumu zamansız olduğu kadar çok acele ve altyapısı olmadan, düşünülmeden, tartışılmadan, 2-3 kişi tarafından ısmarlama bir şekilde yazılmıştır. Buna Anayasa demek bile doğru değildir. Çünkü Anayasalar yazılırken her bir maddesinin diğer maddelerle çelişmemesi, halkın menfaatini gözetleyen, toplumu her açıdan koruyan metin olmalıdır. Bu 18 maddenin tamamının başlangıcı Cumhurbaşkanı, bitimi Cumhurbaşkanı…
Bu kişi kİm olursa olsun, sınırsız bir yetki ile donatılmış gözüküyor. Hem Cumhurbaşkanı, Hem parti genel başkanı, hem 600 milletvekili, hem savcı, hem hakim, kısaca her şey oluyor. Cumhurbaşkanı milletvekillerinin tamamını belirliyor. %50 ile %100 milletvekiline hakim olabiliyor. Burada sadece baş var kollar, bacaklar , gövde iptal!
Zaten baktığımızda 2019’da ilk seçim yapılacak ama 2 maddesi Nisan 2017 sabahı uygulamaya geçiyor. Yani TBMM direk Saraya taşınıyor. Öyle ya Cumhurbaşkanı bir Beş tepe, bir TBMM yapmayacak. Sonra o kadar odalı saray ve yavru saraylar boşuna yapılmıyor. İlham Aliyev hanımını başyardımcı yaptı. Çocukları kim bilir hangi görevlerde? Cumhurbaşkanı Erdoğan, aslında başkanlık provalarını çok kere yaptı. Ama bunun yasal zeminde olması gerektiğini bildiği için bu referandumu yaptırıyor.
Birkaç örnek; Önce kedisinin atadığı ama daha sonra yapılan seçimlerde %49 oy alan Ahmet Davutoğlu’nu bildiğiniz azletti. Başbakanlıktan indirdi. Ses çıktı mı? Başbakanımızı neden indirdin diyen oldu mu? Binali Yıldırım’ı Başbakan yaptı. Damadını önce Milletvekili, ardından Enerji Bakanı yaptı. Kimse yadırgadı mı? Arkadaşlarını, şoförünü etrafındaki kişileri vekil yaptı. Artvinli Faruk Çelik’i Urfa Milletvekili yaptı. Halk bu ne demedi. Aslında ne istediyse halk verdi. Ne istediyse bugüne kadar hepsini yaptı. Ama yetmedi. Bu kez, bari şunu da verin de tamamına ersin dedi. Ancak öyle sanıyorum ki seçmen ilk defa şunu söylüyor.
Bugüne kadar ne istedin de yapamadın. Bugüne kadar hep oy verdik. Bundan sonra da vereceğiz. Ama şu başkanlık mevzusu bizim üstümüze çıkan, bize tepeden bakacak bir konum gibi geliyor. Milletten daha büyük olmak gibi bir şey… Milletvekillerini de, Cumhurbaşkanını da biz seçelim. Siz atamak istediğinizi atayın.
Gensoru verilmeyecekse 5 yıl boyunca bizim adımıza kim soruyu soracak yanlışlara, eksiklere kim ses çıkaracak? Biz milletvekillerini oraya ne diye gönderiyoruz. Üstelik 600 milletvekilini ne diye besleyeceğiz? Yetkisi, etkisi, görevi olmayan bir meclis neden olsun ki? Bunun gibi pek çok soru vatandaşlar tarafından sorulmakta ve referandum ciddi ciddi sorgulanmaktadır. Herkes şunu söylüyor. Memleketimiz için, milletimiz için Hayırlısı olsun, ne diyelim millet ne diyorsa o. Hayırlısı olsun o zaman…
ESEN KALIN

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 221