UZUN İNCE BİR DEVEYİM!...

UZUN İNCE BİR DEVEYİM!...

Bizim başımıza ne geldiyse bu hesapsız, kitapsız(!) baraj projelerinin başlamasıyla geldi.  Bakın dünyanın en büyük projeleri arasında gösterilen ve 200 KM’lik alanı adeta darmadağın eden, her açıdan korkunç boyutlarda etkileyen bu baraj projeleri için ÇED istenmemiştir. 
Artvin`in tüm vücuduna yayılmış ve şu ana kadar çekilen tomografisinde 325  olarak belirlenen bana göre  kanser tümörleri olan maden ruhsat alanları için bile  utanmasalar ÇED istemeyecekler!..(Madenler konusu daha sonra işlenecek) Ha şunu da unutmayalım. Taşkın Koruma adı altında  bizzati devlet eliyle yapılan "Dere ıslahlarından" öte "Dere itlaflarını(!)" da unutmayalım. Kolay değil deveyi anlatırken  belki doğru bir şey bulma umudu taşıyoruz!..
Böylesine korkunç ve büyük  projenin buradaki doğaya, insana, yaban hayatına, bitkileri, kısaca yaşam alanlarına nasıl bir baskı yapacağı ile ilgili  derinlemesine bir çalışma yapılmamıştır!. Biz bugüne kadar görmedik.  
Yurttaş Mazlum Saraç “Kusursuz Enerji Planı” isimli kitabını yazarken karşılaştığı tabloyu görünce dehşete kapılmış, 65 yaşına kadar doğru bildiği her şeyi silerek, adeta tek başına bu projenin melanetini anlatmak için gecesini gündüzünü vermiştir. Çoruh böylesine büyük bir projenin neden simülasyonu yapılmamıştır sorusunu sormuş ancak cevap alamamıştır.
Bundan 20 yıl önce dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Gürcistan devlet Başkanı Edwart Şevartnaze, Azerbaycan Devlet Başkanı Haydar Aliyev’in de katıldığı bir törenle Ç.E.P temeli atıldı.  28 Nisan 1998 hava sıcak. İnsanlar köprübaşından beri yaya yürüyerek, Deriner Barajı’nın olduğu yerde temel atma törenine geliyor. Demirel’in konuşması aklımda, “Biz buraya eniz getiriyoruz. Artvin göç veren değil, göç alan il olacak. Böyle buyurmuştu barajlar kralı!.. Herkes alkışlıyor. Nihayet Artvin kurtulacak. Artık göç vermeyecek ve buradan Türkiye’yi aydınlatacaktık.
 Hiç de öyle olmadı. Siyasetçilerin söylediğinin aksine üstüne bugüne kadar 40-45 bin göç daha verdik. O zaman Artvin’in nüfusu 193 binlerde. Şimdi 167 binlerde.  Demek ki neymiş, siyasetçiler ne diyorsa tersidir. Bu ezelden ebede aynıdır, değişmez. Asıl büyük felaket yolların ve yüksek gerilim hatlarının yapılmasıyla kendisini gösterdi. MİLYARLARCA YILDA var olmuş ve yörenin en önemli klima düzenleyicisi yani iklimini düzenleyen Vadilerini kaybeden Artvinliler,
 “neyse ki köyümüz, meramız, yaylalarımız var. Diyerek teselli buldular.  Ama hiç te öyle olmadığını daha sonra göreceklerdir!
 Barajın altında kalan yüzlerce kilometrelik yollar ve onlarca tüneller yapıldı. Ama yolu maalesef özel sektör marifeti ile yaptıkları için ilimizde yanlış yapılmış ve iptal edilmiş “Pardon Tünelleri” bişe yapıldı Aslında bu tüneller için Tünel Turizmi  başlatabiliriz!. Orada da Tünel fıkrası anlatırız.
Fıkra bu ya, Mısır hükümeti kızıl denizin altına tüp geçit yapmak için ihale açar. İhaleye İngiltere’den, Amerika dan, Japonya dan ve Türkiye’den de Temelin firması olmak üzere birer firma katılır. Firmaları teker teker mülakata çağırırlar ve teknik bilgi isterler. İngiliz firması:
- Biz iki taraftan da eş zamanlı olarak tüneli kazmaya başlarız ve denizin altında tam ortada buluşuruz. Tüneller arasında maksimum 1 metre fark olur. 30 metrelik enindeki tünelde de 1 metreyi rahatlıkla düzeltiriz derler.
Amerikan firması:
- Bizde iki taraftan kazmaya başlarız ve tam ortada buluşuruz maksimum 50cm fark olur derler.
Japon firması:
- Biz iki taraftan kazmaya başlarız ve tam ortada buluşuruz. Maksimum 20cm fark olur derler. Sira bizim Temele gelir. 
Firması adına Temel:
- Valla bizde iki taraftan kazmaya başlarız. Ortada buluştuk buluştuk, buluşamadık iki tüneliniz olur, der.
Barajlar sonrası yapılan yolları Karayolları’nda tek otorite ve uzman olan Karayolları değil, müteahhitler yaptı. Karayolları bu yolları almamak için çok direndi. Ama kabul etmek zorunda kaldı. Nihayetinde bu kurum kendi hatası olmayan yolları kucağında buldu. Artvin’in Hopa’dan içeriye doğru başlayan ve Erzurum, Ardahan sınırına kadar yapılan tüm yollar Artvin Şoförler Odası Başkanı Ahmet Alpaslan’ın dediği gibi 3. Sınıf, asfaltlanmış dağ yoludur!. 
Deveri ve  fiziki kuralları olmayan  büklüm, büklüm, Tünel girişi ve çıkışları hatalarla dolu ve bir çok  trafik kazasına neden olan ve insanlarımızın ölümünün sorumlusu bu yollarda gezmeye devam ediyoruz. Onun için ben Başbakanlığı döneminde Artvin’e gelen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a bu yollardan geçmediği için,  Bu tünellerden geçmediği için “Başbakan Artvin’e Gelmedi” başlığını atarak makale yazmıştım.
Bu yollar ve sanat yapıları 20 yıldır yapılıyor ve bitmedi. Bitmesi mümkün değil, çünkü sürekli yen heyelanlar geliyor. Yol çöküyor.  Adeta yeniden yol yapacak kadar para aktarımı devam ediyor. Artvin Yusufeli yolu, Zeytinlik, Oruçlu Mevkii’nde ( Sirya, Orcuk) sürekli yol çöktüğü için önce DSİ binlerce kamyon  malzemede döktü. Orada bulunan devasa büyüklük ve yükseklkteki duvar yıkılıp yıkılıp yeniden  yapıldı. 
Orada bu işi yaparak  para kazanan hatırı sayılır  bir işadamımız doğdu!.. Derken, ne bu malzeme dökerek, nede duvarın yerini değiştirip yeniden yaparak çözüm bulunamayacağı anlaşılınca bu kez 2 bin 250 metrelik  tünel yapılmasına karar verildi. İnsan o zaman soruyor? Arkadaş en başından yapsaydınız da 3 tünel parasını çarçur etmeseydiniz olmaz mıydı? Bu tünel yapılırken de çok büyük sıkıntılar yaşandı. 
Çökmeler yaşandı. Henüz ulaşıma açılamadı.! Bu tünel inşaatının 500 metre ötesinde yine Oruçlu köyünün üstündeki bir tünelin önünde yaşanan yol çöküntüsü nedeniyle demir köprü kurularak geçildi.   Bu anlattığım çöküntüler sadece Yusufeli yolunda Hele Şavşat Tarafı, Ardanuç, Borçka tarafının defterini henüz açmadım. Madem bu konuya girdim. Dizi halinde devam edeyim de arşivlerde belge olarak kalsın. Barajların etrafa verdiği bu zararlar inanılmaz boyutlarda. Bundan sonra da milyonlarca doları yutmaya devam edecek gibi gözüküyor!. (Devam edecek…)
ESEN KALIN

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 513