DOLAR 18,6336
EURO 19,4066
ALTIN 1.051,84
BIST 4.874,34
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Artvin 12°C
Az Bulutlu
Artvin
12°C
Az Bulutlu
Pts 14°C
Sal 11°C
Çar 12°C
Per 12°C

“EĞİTİM EMEKÇİSİ NEFES ALAMAZ HALE GELDİ”

24.11.2022
58
A+
A-

“Eğitim emekçisi, her geçen gün kredi ve borç batağına biraz daha saplanmaktadır”

Eğitim-İş Şube Başkanı Filiz Yılmaz, eğitim emekçilerinin gün geçtikçe fakirleştiğini belirterek açıklamalarda bulundu. Yılmaz, Eğitim emekçilerinin aldığı maaşla ihtiyaçlarını gidermesinin imkansıza yakın olduğuna dikkat çekerek emekçilerin haklarını verilmesini istedi. Filiz Yılmaz, insanlık onuruna yaraşır ücretler ve insanca çalışma koşulları için birlikte mücadele çağrısında bulundu.

Eğitim-İş Artvin Şube Başkanı Filiz Yılmaz’ın yayınladığı yazılı basın açıklamasında şu ifadeler yer aldı:

“Her gün derinleşen ekonomik kriz, fiyatlardaki sistematik artış, kira ve faturalardaki yükseliş eğitim emekçisini nefes alamaz, yaşayamaz hale getirmiştir.

Bu kaotik ekonomik iklimde alım gücü her geçen gün biraz daha düşen, yoksulluk sınırının yarısının bile altında ücret alarak hayata tutunmaya çalışan eğitim emekçisi, bu tablo yetmezmiş gibi bir de adaletsiz vergi dilimi uygulaması yüzünden senenin sonuna doğru daha da az ücret almakta, daha da fakirleşmektedir.”

Ekim ayındaki araştırmaları paylaşan Filiz Yılmaz, eğitim emekçilerinin kredi ve borç batağına biraz daha saplandığını belirterek, “Ekmek, un, bulgur ve makarnanın 1 yıldaki ortalama fiyat artışı 137, süt ve süt ürünlerindeki yıllık ortalama fiyat artışı yüzde 99, sebzelerdeki yıllık ortalama fiyat artışı yüzde 322’yi bulmuşken, kamu emekçisinin aldığı ücretler gündelik ihtiyaçları gidermek için bile yetersiz hale gelmiştir. Ücretlerine bakliyata gelen zam kadar bile artış alamayan eğitim emekçisi, her geçen gün kredi ve borç batağına biraz daha saplanmaktadır.” dedi.

Hükümetin kaşıkla verdiğini kepçeyle aldığına dikkat çeken Yılmaz açıklamasının devamında şu ifadelere yer verdi:

“Hükümet, toplu işgörüşmelerinde yetki sahibi olan sarı sendikaların da yardımıyla zam bile denemeyecek kadar küçük miktarlarda ücret artışı yaptığı kamu emekçisine, vergi alırken zengin muamelesi yapmakta; kaşığın ucuyla verdiğini kepçenin dolusuyla almaktadır.

Koca koca müteahhitlerin, ihale zenginlerinin, vergi konusunda sabıkalı olan yandaş iş insanlarının vergi borçlarının düzenli olarak silindiği, onlara özel vergi afları sağlandığı ülkemizde; zaten ay sonunu getiremeyen eğitim emekçisine yıl sonunu kabusa çevirmenin vicdanla ve mantıkla yan yana gelir bir tarafı yoktur.

“Milletvekili maaşları öğretmen maaşını geçmemeli” vizyonuyla kurulan bu Cumhuriyet, artık OECD ülkeleri arasında öğretmene en az ücret veren 5.ülke olduğu halde, üstüne bu vergi adaletsizliğinin sürdürülmesi bıçağın kemiğe dayandığı değil, kesmeye başladığı safhadır.

Kasım ayı itibariyle işe yeni başlayan bir öğretmenin aldığı ücret, vergi kesintileri yüzünden 8.764 liraya kadar düşmüş, 8.223 lira olan açlık sınırına dayanmıştır. Ülkede kira ortalamasının bile 6.500 TL olduğu düşünülürse bir eğitim emekçisinin aldığı maaşla ihtiyaçlarını gidermesi, geçinebilmesi imkansıza yakındır.

Eğitim emekçisinin haklarının ve refahının her zaman savunucusu olan Eğitim-iş olarak hükümete sesleniyoruz: Ya verdiğiniz ücretler oranında vergi alın, ya da vergi aldığınız oranda ücret artışı yapın. Sizin kötü yönettiğiniz ekonominin faturasını eğitim emekçisi ödemeyecektir! Eğitim emekçisinin artık dayanacak gücü de sabrı da kalmamıştır, bunu bilin!

Bu ekonomik cendere içine sokulan ve nefes alamaz hale getirilen meslektaşlarımıza, eğitim emekçilerine de sesleniyoruz:

Kuşkusuz bu tabloda, toplu işgörüşmelerinde mikrofon açık kaldığında “İşi uzatmadan bağladığımız iyi oldu” diye bakanlara yalakalık yaptığı ortaya çıkan, emekçinin alın terini iktidardan gelecek nobran bir “aferin”e satan sarı sendikaların da payı büyüktür.

Eğitim emekçisi için; onun emeğini görmezden gelen bir hükümet, onun sorunlarını pekiştiren bir Bakanlık ve onun haklarını kendine konfor olarak tahsil eden sarı sendikacıların oluşturduğu bu Bermuda şeytan üçgeninden tek kurtuluş, birleşmek ve sesini duyurmaktadır.”

Aycan Koç

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.