DOLAR 16,6752
EURO 17,4495
ALTIN 973,14
BIST 2.411,54
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Artvin 23°C
Az Bulutlu
Artvin
23°C
Az Bulutlu
Cum 23°C
Cts 21°C
Paz 23°C
Pts 25°C

“VEFALI OLMAK MÜSLÜMANIN VASFIDIR”

26.10.2021
285
A+
A-


Artvin İl Müftülüğü Din Hizmetleri Uzmanı Zeynep Okur, Diyanet İşleri Başkanlığının bu yıl belirlediği Vefa teması hakkında Hazreti Peygamber’in hayatından örnekler vererek değerlendirmelerde bulundu.
Vefanın insan hayatındaki yerine ve anlamına değinen İl Müftülüğü Din Hizmetleri Uzmanı Zeynep Okur, “Vefa kavramı insanı insan yapan en temel değerlerden birisidir. İnsanın kalitesini arttıran fert olarak ve toplum olarak insanın yaratıcısına olan bağını güçlendiren, doğru bir zeminde yaşatan önemli bir değerdir vefa bir sorumluluktur. Sözlükteki anlamına baktığımızda sözünde durmak, ahde vefa kelimesi ile bağdaşmaktadır ahit söz demektir Vefa da ona uygun davranmaktır. Vefa kavramı sözünde durmak, verdiğin sözü tutmak, özü sözü bir olmak, ilişkilerinde samimi olmak iletişimi devam ettirmek, sabır ve Sebat göstermek anlamına gelmektedir. Vefakâr insan deriz vefa gösteren insanlara bunun tersine de nankör deriz, şükretmeyen iyiliğin karşılığını vermeyen, kalbi kör olan insana nankör diye sıfat veriyoruz. Vefa önem verilmesi gereken, altının çizilmesi gereken bir kavramdır. Zaman zaman ihmal ettiğiniz bir kavram oldu bunu zamanla irdeleyip hayatımızda yeniden aktif hale getirmeye çalışacağız” dedi.
Vefa kavramının cahiliye döneminde sadece kendi çıkarları için kullanıldığını peygamberden sonra asıl manasına kavuştuğunu belirten Zeynep Okur, “Cahiliye toplumundaki toplum yapısına baktığımızda akrabalık bağlarının kuvvetli olduğunu görüyoruz. Kavmiyetçilik görüyoruz insanlar bu kavmiyetçiliği güçlendirmek için Vefa duygusunu kullanıyorlardı. Kavmine vefalı davranıyor bu özellikleri kendi kavmini daha güçlü olmasını sağlamak için kullanılıyor. Kendi kavmi dışındakiler için ise haksızlık olarak, zarar verme Güç gösterisi olarak, kibir olarak merhametsizlik olarak hak hukuk tanımamazlık olarak kullanılıyor. Bu güzel özellikler dünyevi şeyler için kullanıldığı zaman sonuç maalesef istenildiği gibi olmuyor. Şiddeti, bozukluğu, bu toplumdaki adaletsizliği maalesef ortadan kaldırmıyor. Peygamber efendimize peygamberlik geldiği günden sonra bu kavramlar asıl manasına ulaştı bu kavramlar genişledi yeni bir mana kazandı. Vefa bütün insanları içine almaya başladı artık Allah rızası için yapılmaya başlandı. Bütün insanlara Cömert, bütün insanlara dürüst bütün insanlara aynı şekilde davranmaya başladı Peygamber Efendimiz düşmanlık yapan kişilere dahi vefalı davranmıştır Bu bir ahlak göstergesidir kişiye göre şarta göre değişmez. Dolayısıyla Allah rızası için yapıldığında problemlerin çözümünü sağlıyor vefa kavramı” ifadelerini kullandı.
Hazreti Peygamber’in Allah’a karşı vefasını anlatan Zeynep Okur, peygamberlerin vefa örneklerinden bahsederek, “Peygamber Efendimizin ahlakına baktığımızda bütün insanlara karşı ahlakı aynıydı. Rabbine karşı vefasında bütün hal ve hareketlerini hep Rabbinin rızasına uygun olarak yaptığını ve davasına bağlı olarak yaptığını görüyoruz. Kendisine gelen birçok teklife rağmen;” sağ elime Güneş’i sol elime ayı verseniz de ben bu davadan vazgeçmem Rabbimden uzaklaşmam” diyerek görevine bağlılığını layığı ile yerine getirdiğini görüyoruz. Ashabına baktığımız zaman arkadaşlarının da kendine ne kadar vefalı olduğunu görüyoruz. Peygamberimize “Anamız babamız sana feda olsun” diyerek sözlerine başlayıp ellerinde var olan her şeyi o uğurda vermeye hazır olarak davranıyorlar ve Peygamber Efendimize de Vefalarını yerine getiriyorlar. Rabbimize karşı vefa borcu ardından Peygamber Efendimize karşı Vefa borcumuz var daha sonra da üzerimizde çok fazla emeği geçmiş olan insanlara karşı Vefa borcumuz var. Anne babalarımız başta olmak üzere büyüklerimiz, kardeşlerimiz, Akrabalarımız, yakın arkadaşlarımız, komşularımız bunların hepsine vefa borcumuz var. Hatırladığımız zaman hep hayırla yâd ettiğimiz insanlar vardır vefa ile hatırlanmaktır. Vefa duygusu kişiyi ölümsüzleştiriyor öldükten sonra da hatırlıyoruz dualara devam ediyoruz. Vefalı olmak önemli bir özellik Vefa kavramı hayatımıza anlam katan herkesin hak ettiği bir durumdur vefalı olmak zaten Müslümanın vasfıdır. Peygamberlerin hayatına baktığımızda Vefa’yı nasıl yaşamışlar bizlere nasıl örnek olmuşlardır Kur’an-I Kerim bize birçok şeyi anlatırken kıssaları da örnek gösterir. Peygamberin hayatları kısa olarak anlatılır ama burada amaç kendimize pay almaktır. Oradan nasıl ibret alıp nasıl sonuçlar çıkacağımızı düşünerek dinlemek gerekir. Kur’an-ı Kerim Vefa’yı kıssalarla anlatır. Hazreti Âdem’e baktığımız zaman Allah Teâla’nın yasakladığı olayı başlatmasına kendisinin verdiği sözü unutup hata etmesi bunun sonucunda Cennetten kovulması, Rabbine verdiği sözü unutup hata etmesi. Hazreti Âdem o kadar çok tövbe diyor ki kendine zulmediyor. Tövbe etmek özür dilemek de bir vefa alametidir. Hazreti Nuh Aleyhisselam’ın kıssasına baktığımızda da bunu görüyoruz. Kavmini uyardı Allah’a verdikleri sözü hatırlattı peygamberler zaten Allah’a verdiğimiz sözleri hatırlatmak için gönderiyorlar. Hazreti Nuh’da gemi yapıyor bununla alay ediliyor. Davasından geri durmuyor buna rağmen gemisini tamamlıyor Son ana kadar kavmini uyarıyor Rabbine olan vefasını gösteriyor. Yine Hazreti İbrahim hayatında bir teslimiyetle Allah’a mutlak güven görüyoruz. Bunlarda bir vefa örneğidir. Hz İbrahim’in babasının iman etmediğini biliyoruz. İman etmemiş babasına olan uyarısını görüyoruz. “Ey babacığım” diyerek uyardığını görüyoruz hem babasına olan vefasını hem Rabbine olan vefasını yerine getiriyor. Onu kırmadan, huzursuz etmeden, yadırgamadan ikna ederek Allah’a davet ediyor. Yine ateşe atıldığında ki Rabbine olan teslimiyeti vefasını gösteriyor. Yine Hz Hacer annemizi bir teslimiyet olarak görüyoruz. Bir çölün ortasında kucağındaki bebeği ile bırakılıyor hiç bir insanın olmadığı bir yerde. Eşine sorduğu tek soru “Bunu senden Rabbim mi istedi Rabbim istedi ise bu bize yeter” diyor bu bir teslimiyet örneği. Hazreti Yusuf’un kıssası kıssaların en güzeli olarak nitelendiriliyor. İnsanın hayatında yaşayacağı birçok şeyi yaşamış bir peygamber. Onun hayatında da Vefa’yı çok fazla görüyoruz. Kendisini sahiplenen sahibine karşı Vefası Onun eşi tarafından çirkin bir davete maruz kaldığında “Senin eşin Bana iyilik yaptı, beni büyüttü, bana iş verdi ben onun bu iyiliklerine karşı nankörlük yapamam” diyerek cevap vermesi çok büyük bir defa örneğidir. Bu kıssalardan alacağımız paylar olmalı sıkıntılar içerisinde yaşıyor olabiliriz, hayatımızda zorluklar olabilir, tam bir güven ve teslimiyetle bunların geçeceğini bilmek vefalı olmak iyilikte devamlı olmak bizi kurtuluşa eriştirecek. Önce Rabbimize karşı bizim yaradılışımıza uygun bir yaşam şartını düstur edinmeliyiz ki çevremize de yansısın. Yaptığımız her şeyi Allah rızası için yapalım. Bir Küçük iyilik gördüğümüzde onu unutmayalım. Kendimiz yardım yapıyorsak onu unutalım ama başkasından gördüğümüz iyiliği unutmayalım. Rabbim Her birimizin hem kendisine karşı hem de toplumuna karşı vefalı olanlardan eylesin Rabbim razı olduğu kullarından eylesin.”
Sedat Başar

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.